Trekist Forum
Eylül 06, 2010, 01:49:44 pm *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Sibel Arna hepimize dert oldurken gözümüzden kaçan Azat ve Çilesi-Yıldırm Türker  (Okunma Sayısı 136 defa)
spidermen
Global Moderator
Full Member
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 141


« : Haziran 21, 2010, 03:19:41 pm »

 

azat'ın çilesi

azat?ı hatırlayanınız vardır mutlaka. ben hiç unutmadım. korkum şudur. ya o da vahşetlerden bir vahşet olarak solup gitmişse belleğimizin gerçekle kurgu arasındaki o alacakaranlık bölgesinde?

ilk olarak 1998 yılının nisan ayında tanışmıştık a. ile. hepimiz için bir harflik canı vardı. gözaltında anasıyla birlikte işkenceye maruz kaldığında 1,5 (bir buçuk) yaşındaydı. annesi e.t. ile birlikte 96 aralık ayında gözaltına alınmış, terörle mücadele şubesi?nde 11 gün kalmıştı. ?örgüt üyeliği ve örgüte taban kazandırmak? suçlarından idamla yargılandığı davada anası türkçe bilmediği için kürtçe tercüman aracılığıyla orada başlarına geleni anlatmıştı.

oğlunun elinde sigara söndürüldüğünü, tekmelendiğini, kendisiyle birlikte cinsel tacize uğradığını iddia ediyordu. istanbul tabip odası, a.t.?yi muayene etmiş, işkence belgelenmişti. zaten azat bebek kendisine sorulduğunda, ?polisler cız yaptı? diyormuş. ?sinirlilik, polis gördüğünde ağlama, uykusundan korkarak uyanma, idrar ve dışkı kontrolünü kaybetme, yanında sigara içildiğinde ağlama ve ortamı terk etmek isteme? bulgularının yanı sıra raporda yazan şuydu: ?sol eldeki izlerin çocuğun elinde uygulandığı iddia edilen sigara söndürme eylemiyle uyumlu olduğu, çocuğun sıkıntı bozukluğu da dahil tespit edilen ruhsal bozukluk halinin işkenceden sonra meydana gelmesi tıbbi bilgi ve mantığa uygundur?.
sonuçta işkence yaptığı iddia edilen polislere dava açılmadı!

a.t., gördüğü işkenceden 2,5 ay sonra yuvaya gönderilmiş ve orada hiç konuşmamıştı. daha sonra da sinirli, huzursuz bir çocuk oldu. bazen cezaevinde anasıyla kalıyordu. kekeliyor, sürekli ağlıyordu. istanbul?da teyzesiyle kalan a.t., psikolojik tedavi gördü. biraz toparlandı. ama anasına hasretti.

nüfus cüzdanı olmadığı için okula kaydı çok güç oldu. anasına mektup yazabilmek için okuma yazmayı bir çırpıda öğrendi. ne var ki okulda arkadaşları ona ?annesi katil? diye sesleniyor, canını yakıyorlardı. öğretmeninin ilgisiyle ayakta durabildi, kekemeliğinden kurtuldu. sonra anasını ziyarete gidemez oldu. çünkü ne anasının ne de kendisinin nüfus cüzdanı vardı. onlar kayda düşmemiş canlarıydı bu memleketin. anasının davası 7-8 sene sürdü.

şimdi ananın vekilleri eren keskin ve fatma karakaş doğan?ın yazdıklarından okuyalım: ?müvekkilimiz fatma tokmak(a)... yönelik her türlü işkence yöntemi uygulandı. elektrik, askı, çırılçıplak soyma, cinsel taciz ve diğer yöntemler... ama ona asıl ağır gelen küçük oğluna uygulanan işkence oldu.
küçük oğlu azat, çırılçıplak soyuldu, belinde ve sırtında sigara söndürüldü ve cinsel tacize maruz kaldı.
15 gün devam eden işkence, fatma tokmak?ın tutuklanıp cezaevine gönderilmesiyle de son bulmadı. küçük azat, annesi ile birlikte cezaevine gönderilmesi ya da yakınlarına teslim edilmesi gerekirken, çocuk esirgeme kurumuna gönderildi.
azat?da, fatma ?da bu durumdan çok yoğun bir biçimde etkilendiler.

tarihin terörle mücadele şube müdürü ?bunu nasıl yaparsınız sorusuna?, ?devletimiz ona daha iyi bakar? diye cevap verdi.
fatma?nın avukatları olarak, 1,5 ay boyunca küçük azat?ı çocuk esirgeme kurumundan alana kadar uğraştık. azat, yuvada bulunduğu sürece hiç kimseyle konuşmamış adını bile söylememişti. büyük bir travma yaşıyordu. tarafımızca annesinin yanına, cezaevine götürüldüğü gün ise sanırız her ikisinin de hiç unutamayacakları bir mutluluktu.

azat, ?içerisi ve dışarısı? arasında gidip gelerek büyüdü.

bu süre içinde fatma tokmak?ın yargılaması sürdü. fatma, yakalandığında hiç türkçe bilmiyordu. ayrıca, okuma-yazmasıda yoktu. içeriğini hiç bilmediği bir ifadeye parmak bastırıldı. suç?u sadece misafir olarak gittiği o evde bulunmaktı. yasadışı sorgulandı. mahkeme aşamasında türkçe bilmediği için ve o tarihlerde kürtçe tercüman konusunda büyük sorunlar yaşandığı için, uzun yıllar mahkemece ayrıntılı ifadesi alınmadı. bu süre içinde o devamlı suçsuz olduğunu anlatmaya çalıştı.

cezaevinde kalp hastası oldu. hastalığı tespit edildiği halde çok uzun yıllar tutuklu kaldı.

azat?ın yaşadığı işkenceler ise gerek istanbul tabip odası gerekse insan hakları vakfı istanbul temsilciliği tarafından belgelendi.
ancak dosya her zaman olduğu gibi resmibilirkişilik kurumu olan adli tıp?a gönderildi. adli tıp?ın verdiği işkence bulgularını onaylayan ancak belirsizlik taşıyan rapor savcılık tarafından benimsendi ve küçük azat?a işkence yapanlar cezasız kaldılar.
2006 yılına gelindi. azat büyüyordu. fatma, sonunda hastalığı kabul edilerek 9 yıl sonra tahliye edildi.

2006 yılında bu yana anne-oğul kendilerine bir hayat kurdular. fatma, sosyal hizmetler kurumunda çalışarak engellilere baktı. kazandığı parayla oğlunu okutmaya çalıştı.

bu arada, geçtiğimiz günlerde fatma?nın yargıtay?da görülen davası onanarak geri döndü. fatma?nın aldığı son derece hukuksuz, somut verilere dayanmayan, adil yargılanma hakkında tamamen uzak olan müebbet hapis cezası kesinleşti.

ve bu acı gerçek anne ile oğlu bir kez daha ayırdı. fatma tutuklanarak bakırköy cezaevine gönderildi. her ikisi de büyük bir travma yaşıyorlar.
azat?ın dudaklarından dökülen ?ama ben anneme çok alışmıştım? sözcükleri yürekleri dağlıyor.
fatma tokmak gerçekten suçsuz ve hasta..

bizler avukatları olarak hastalığı nedeniyle ?ceza ertelemesi yoluna başvuru hazırlığı yapmaktayız. o?nu kurtarabilmek için elimizden geleni yapacağız. ancak bunun için yoğun bir kamuoyu desteğine ihtiyacımız var. bu nedenle, insan hakları kuruluşlarını, entelektüelleri, sanatçıları, kadın kurumlarını ve herkesi ve herkesi tavır almaya çağırıyoruz.?

sözün kısası
ey halkım; analarının gözü önünde süt bebeklerine işkence yapılan, minicik avuçlarında sigaralar söndürülen bir memlekette haktan hukuktan vicdandan söz ederek yaşadığının, dolayısıyla her sözünün her nefesinin yalan olduğunun farkında mısın?

azat?tan haberin yokmuş gibi sürdürebilecek misin pekiyi hayatını? çocuğunun başını okşayıp onu yatağına öpücüklerle yatırabilecek misin?
azat geçen gün cezaevine anasını ziyarete gitmiş. ağlayarak aradı sevgili leman?ı. ona dünyayı sevdirmeye çalışan, ona aile olanlardandır leman.
telefonda ağlıyormuş. anası, tutuklandığı günden beri bir kere yemek yemiş. çok zayıflamış. kalp çarpıntıları da artmış haliyle. solunum makinesi temin edilmediğinden çok sıkıntı çekiyormuş. uyuyabilmek için haplara ihtiyacı oluyormuş. azat anasını kaybetmekten korkuyor.
azat?ın anacığından başka kimsesi yok. şimdi ergenlik yaşında olan bu çocuğun çilesi bitmedi. aramızda ağlayarak geziyor. daha süt bebesiyken elleri sigaralarla dövmelenmiş oğlan çocuğu.

haydi bakalım, mutlu muyuz türk?üz diye? "
Moderatöre Bildir   Logged
spidermen
Global Moderator
Full Member
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 141


« Yanıtla #1 : Haziran 21, 2010, 03:23:39 pm »

mdenUgur Sutcu <ugursutcu@yahoo.com>
yanıtTrekistan@yahoogroups.com

kimetrekistan@yahoogroups.com,
Trekistan@yahoogroups.com

tarih21 Haziran 2010 11:53
konuRe: [trekistan] FW: Sibel Arna hepimize dert oldurken gözümüzden kaçan Azat ve Çilesi-Yıldırm Türker yazmış...
posta gönderme listesi<Trekistan.yahoogroups.com> Bu listedeki iletilere filtre uygula
gönderenreturns.groups.yahoo.com
imzalayanyahoogroups.com
abonelikten çıkBu posta listesinden gelen postalara artık abone olma

ayrıntıları gizle 11:53 (4 saat önce)


 
Kadinin suclu olup olmadigini bilemeyiz, iskence kotu bir durum, keske olmasaydi.


Ben cok mutluyum turkum diye, bu konunun turklukle ne alakasi var, devletin kurumlari bir cok hata yaparlar, bu hatalar o kurumu yoneten insanlari ve sucu isleyenleri baglar, Turk halkini sorumlu hale getirmez.
Bu metni avukatlar yazmis gorunuyor. Bir mahkumun ve yakininin magduriyetini anlatirken bir halki suclu gosterenin iyi niyetinden suphe ederim.
Bu gruba boyle hassas bir konuda mail atarken lutfen icerigine dikkat edin.



---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
From: "yasemen" <y.ulusu@hotmail.com>
To: <Trekistan@yahoogroups.com>
Date: Sun, 20 Jun 2010 15:46:48 +0300
Subject: Re: [trekistan] FW: Sibel Arna hepimize dert oldurken gözümüzden kaçan Azat ve Çilesi-Yıldırm Türker yazmış...

uğur beye aynen katılıyorum.....anlatılan olayda ,,kullanılan ifade, ile bir mağduriyeti anlatırken,,adeta nefret ve kin dolu NE MUTLU TÜRK üm diyebiliyormusun şeklinde  olayı bağlaması ,,kafasının içindekini beyin zannederek kaleme aldığı cümlelerle hiç ama hiç inandırıcı gelmiyor,,burda mağduriyet mi anlatılıyor,? bence,amaç farklı.. bu yazı hiç te iyi niyetli değil ...,,,,bir zulum varsa haksızlık varsa elbette bu dile getirilir..,,olaya üzüldüm doğru ise eğer ,,ama ben yazının sonunda sorulan soruya cevap veriyorum ;ben şahsen Türkiye Cumhuriyet vatandaşıyım ve NE MUTLU TÜRK üm diyebiliyorum..bunu söyleyemeyen hasta beyinlerin kaleme aldığı bu tür ayırımcılık kokan yazıları lütfen içeriğine dikkat ederek yayınlarsanız sevinirim.yasemin ulusu

---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
From: serpil colak <colak.serpil@windowslive.com>
To: <trekistan@yahoogroups.com>
Date: Mon, 21 Jun 2010 16:10:53 +0300
Subject: RE: [trekistan] FW: Sibel Arna hepimize dert oldurken gözümüzden kaçan Azat ve Çilesi-Yıldırm Türker yazmış...

bu kadar derin bir konuya tek bir maille vakıf olabilmenin imkansız olduğunu düşünüyorum bunun kayıtsız kalmak olmadığını insanı duygularımın kullanılıp benden vermem beklenilen tepkiyi vermemem olduğunu düşünüyorum ugur beyin de dediği gibi bir mağduriyet için Türk halkını lekelemeye çalışan tarzda bir yazım benim de ilgimi çekmedi doğrusu.
Moderatöre Bildir   Logged
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.8 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!
Bu Sayfa 9.348 Saniyede 18 Sorgu ile Oluşturuldu