Trekist Forum
Eylül 09, 2010, 05:22:33 pm *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1] 2 3 ... 10
 1 
 : Eylül 07, 2010, 04:55:18 pm 
Başlatan trekist - Son mesaj Gönderen: trekist
LİKYA YOLU ? KEKOVA PARKURU (27-31 AĞUSTOS 2010)

27 Ağustos 2010 (Cuma)

Grubun çoğunluğunun Kadıköy?den bindiği minibüsümüz, biraz gecikmeli de olsa saat 21.00 civarında Kekova?ya doğru hareket etti.

28 Ağustos 2010 (Cumartesi)

Uzun, bol molalı, yavaş ama eğlenceli bir yolculuğun ardından Üçağız?a(Teimiusa) saat 13.00 sularında vardık. Hemen pansiyonlara yerleştik. Daha doğrusu pansiyonlara eşyaları bırakıp oradan hemen tekneye geçtik. Tekne yakındaki bir koyda demirledikten sonra bu koyda öğle yemeklerimizi yedik. Yemekten önce serinlemek için tekneden denize girmeyi de ihmal etmedik. Yemeğin ardından da yemek öncesi kadar olmasa da denizin ve koyun keyfini çıkardık. Tekne buradan demir alıp bizi Aperlae (bazı kaynaklarda ?Aperlai? diye geçmektedir) antik kentinin doğusunda yer alan koya götürdü. Grubun bir kısmı teknede kalırken, bir kısmı karaya çıkıp Aperlae antik kentine yürüdü. Yaklaşık yarım saatlik bir yürüyüşün ardından Aperlae?ye ulaştık. Ancak antik kent yoğun bir bitki örtüsünün içinde kaldığından kentin içini çok fazla gezemedik. Bunda kentin dik yapısı da etken oldu.

Aperlae hakkında şöyle bir dip not düşülebilir:

?Aparlei (Aperlae), MÖ 400?lerde kurulmuş bir Likya kenti olup yaklaşık MS 7. Yüzyıla kadar varlık göstermiştir. Bizans hâkimiyetindeki şehir Korsan tehditleri ve Arap akınları sonucu bu dönemde tarih sahnesinden silinmiştir. Kentin en önemli geçim kaynağının ?Tyrean Purple? (Tiran moru) denilen ve deniz kabuklarından elde edilen mor boya olduğu tarihçiler tarafından ileri sürülmektedir. Mor renk Bizans döneminde asillerin kullandığı ve İmparatorluk rengiydi.?

Geri tekneye vardıktan sonra, tekne bıraktığı yerden alarak bizi bir derenin denize döküldüğü başka bir koya götürdü. Burada oldukça soğuk sayılabilecek sularda yüzdükten sonra, teknemiz akşamüstü Üçağız?a geri döndü. Pansiyonun önünde deniz kıyısında yediğimiz akşam yemeği ve sonrası oldukça eğlenceli ve keyifliydi.

29 Ağustos 2010 (Pazar)

Sabah kahvaltının ardından saat 9.00 gibi Üçağız?ın doğusunda yer alan Kaleköy yönüne doğru yürüyüşümüzün ikinci etabına başladık. Kaleköy?ün (Simena) kuzey eteklerine vardığımızda. Grubun bir kısmı Kale?yi görmek üzere tepeye tırmanırken diğer kısmı da onları tepenin eteğinde bekledi. Tepeye tırmanan grup Kale?den döndükten sonra hep birlikte doğu yönünde yürüyüşe devam edildi. Yaklaşık iki-iki buçuk saatlik bir yürüyüşün ardından yarım adanın oldukça doğusunda yer alan Istlada antik kentinin bulunduğu koya (Aşırlı Adasının bulunduğu koy)  vardık. Burada bizi tekne karşıladı. Teknede yemek ve bu koyda deniz keyfinin ardından demir alarak Kekova adasının kuzey yamacında yer alan ?Batık Kent?e hareket ettik. Kekova Adasının kuzey kıyısı boyunca uzanan ?Batık Kent?i tekneden gördükten sonra, kentin batı ucundaki Tersane Koyu?nda tekrar demirledik. Burada uzunca bir süre denize girdikten ve dinlendikten sonra buradan bir başka koya geçtik. Burada da uzunca bir deniz keyfinin ardından akşamüstü Üçağız?a döndük.   

?Batık Kent? hakkında ise kısaca şunlar söylenebilir:

?Bugün "Batık Kent" olarak adlandırılan adanın kuzeybatı kıyılarındaki kalıntıların İ.Ö. 5. yüzyıldan itibaren ticari ve askeri üs olarak kullanıldığı düşünülmektedir. Hiçbir zaman karşısındaki Kaleköy ve Üçağız gibi kent özellikleri taşımamış, daha çok iki kenti perde gibi Akdeniz`e karşı koruyup denizcilerin sığınak, gemi inşa ve onarım üssü olarak kullanılmıştır. Adanın Batı ucunda yer alan ?Tersane koyu? bu özelliğini vurgulamaktadır.?

30 Ağustos 2010 (Pazartesi)

Bugünkü yürüyüş biraz uzun ve yorucu olacağından, sabah saat 7.30 da yürüyüşe hazır olarak minibüse bindik. Minibüs bizi Çevreli, Kapaklı arasında yer alan İnişdibi?ye götürdü. Buradan başlayarak kısa bir yürüyüşle dün yürüyüşü tamamladığımız koya vardık. Buradan doğu yönünde ilerleyerek yaklaşık üç-üç buçuk saatte küçük bir kumsala ulaştık. Burada yemek ve denizde serinleme molasının ardından tekrar yürüyüşe devam ettik. Bir-bir buçuk saatlik denize paralel şekilde kayalıkların üzerindeki patikalarda yol aldıktan sonra ?Çakıl Plajı?nın batı ucundaki dereye vardık. Derenin suyu oldukça soğuk olmasına rağmen benim dışımda herkes derenin soğuk sularına atlayarak yüzdü (daha doğrusu yüzmeye çalıştı). Burada oldukça uzun bir süre oyalandıktan sonra, plaj boyunca yürüyerek Çayağızı?na vararak yürüyüşümüzün son etabını da tamamlamış olduk. Yürüyüşe katılmayıp pansiyonda kalanları buraya getiren minibüsümüzle buluştuktan sonra kısa bir yemek molasının ardından Olimpos?a hareket ettik.  Saat 17.00 civarında Olimpos?a vardık. Pansiyona yerleştikten sonra bir kısmımız dinlenirken bir kısmımızda denize girmeyi tercih etti. Akşam yemeğinin ardından bar bar dolaşarak da olsa oldukça eğlenceli bir gece geçirdik.

31 Ağustos 2010 (Salı)

Sabah kahvaltının ardından saat 11.00?da Olimpos?tan ayrılarak İstanbul?a doğru hareket ettik. Daha az molalı ve hızlı bir yolculuğun ardından gece yarısı İstanbul?a vardık.

 

Bu güzel ve eğlenceli etkinlik için teşekkürlerimle?

Savaş Ekinci


 2 
 : Eylül 03, 2010, 08:59:50 am 
Başlatan spidermen - Son mesaj Gönderen: spidermen
hosgeldiniz fatih bey
bizde sizin gibi dogaya donen insanlara ulasmak amacındayız ; ondan dolayıdır ki  forum ,face ve maıl grubunu amacımız dahılınde kullanma gayretındeyız..........

mesajınızda 2 eylul olarak bı bulusma oldugunu soylemıssınız  fakat bu hafta grub bulusmamız ne yazıkki yok!! bayramdna sonrakı persembe yada carsamba olacak bulusma sanırım.......
esınız vede sızınle tanısmak ıcın  bı sure daha bekleyecegız sanırım Gülümseme
neyse  en yakın zamanda gorusmek tanısmak dılegıylee 

           dogada  sevgiyle kalın......

 3 
 : Eylül 02, 2010, 09:01:15 am 
Başlatan spidermen - Son mesaj Gönderen: faaaaa
Merhabalar Herkese,
Adım Fatih, doğayı ve doğal yaşamayı seven biri olarak fırsat buldukça planlar yapıp doğadan bana gelen çağrılara kulak vermeye çalışıyorum. Uzun zamandır acaba benim gibi sevdalı insanlar varmıdır diye araştırma yaparken sizlerle karşılaşınca çok mutlu oldum. İnanın herkesin yazısındaki samimiyet ve fotoğraflardaki mutluluk beni oldukça etkiledi.

Bu paylaşım ortamını sağlayan ve destek veren herkesi ayrıca tebrik ederim. Ben de sizinleyim demek için heyecanla ilk yazımı yazıyorum.

Sanırım bu akşam grup buluşması organize ediliyor. Eşimle birlikte size katılmak isteriz. Yer ve saat konusunda yardımcı olabilirseniz çok sevinirim.

Görüşmek dileğiyle...

 4 
 : Ağustos 26, 2010, 10:41:12 am 
Başlatan trekist - Son mesaj Gönderen: trekist
Herkese Merhaba,

20 Ağustos Cuma akşamı arkadaşımın tavsiyesiyle Gökçeada gezisine katıldım. İlk başta heyecanlıydım ancak gruptaki insanların sıcak karşılamasıyla kendimi daha rahat hissettim. Okadar iyilerdiki Tülay hanımla 5 defa tokalaştımJMinibüste ki yolculuğumuz müzik, film ve muhabbetle başladı derken lastik patladı ve gezinin iyi geçeceğinin habercisi oldu. Gözlerimiz yolda lastikçi aramaya başladı. Uzun süre sonunda bir mola verdik ve lastik değişirken mola verdiğimiz yerde tam anlamıyla bir vahşetle karşılaştık. Benzincide amcamlar leyleğin bir ayağını ipe bağlamıştı. Hayvan gözümün önünde 2 defa korkudan düştü, yani hayvan tam anlamıyla acınası bir haldeydi. Arkadaşımız Didem de görevlileri uyararak (biraz da tehditle) leylekçiğin serbest kalmasını sağladı. Neticede atıştırmalık yiyecek alarak ve yeni gıcır lastiğimizle yolumuza devam ettik.

Çanakkale?de  vapur iskelesine vardığımızda 3 saat daha zamanımız vardı. Açık havada uyukladıktan sonra gemimize bindik. Açık denizde yolculuğumuz çok neşeliydi.  Yasağın inadına çay, sigara (görevlileri atlatmak kolay değildi)eşliğinde manzaranın tadına vardık.

Gökçeada?ya nihayet vardık ve merkezde ihtiyaçlarımızı karşıladıktan sonra kalacağımız köye doğru yola çıktık. Yolda bol bol keçi koyun sürüsü gördük ki bunlardan bazılarını gözümüze kestirdikJ Gökçeada da bir düzine civarı köy vardı ve bunlardan biri çok ilginçti. Dereköy?den geçerken buranın eskiden Rum köyü olduğunu ve biraz da bizim zorumuzla terk ettiklerini öğrendik. İsmini de ürperticiliğinden dolayı hayalet köy koyduk (Sanırım bu ismi biz koymuştuk). Neticede konaklayacağımız uğurlu köyündeki pansiyona vardık ve liderimiz Mehmet bey ve Hakan bey herkesi odalarına yerleştirdi. Bazılarımız ise çadır kurdu. Eşyalarımızı anında atıp hayatımda gördüğüm en güzel denize doğru yola çıktık. Erhan bey bizden çok önce çıkmasına karşın onu yolda fotoğraf çekerken yakaladık. Ama nezaketten fotoğraflarına bakmadık. Eminim güzel resimlerdi. Ramazan dolayısıyla bütün sahil bize aitti. Biraz yüzdükten sonra snorkelleri takıp denizin altındaki canlıları gözlemledik. Aykan bize sudan sünger hayvanı çıkardı (Sünger hayvanı ne ya?). Uzunca bi süre bu yumuşak ve jelly yaratığı inceledik. Sonra Didem bir starfish gördü. Çok hızlı ve tek yöne gidebilen bir balık olduğunu çok bilmiş Aykan arkadaşımızdan öğrendik. Biraz güneşlenip Kaleköye doğru günbatımına yetiştik. Manzara tam anlamıyla muhteşemdi. Bol bol fotoğraf çekildik. Sonra akşam  yemeği için odalara döndük. Yemekte Keçi yavrusu Oğlak yedik. İlk defa yediğim oğlak eti şahaneydi. Ardından odalarımıza çıktık ancak ben 2 dk kestiriyim derken sabah 5 te gözlerimi açınca gece aktivitesini kaçırmış bulundumL Benim uyuduğum saatlerde Aykan?ın kemanıyla milleti coşturduğunu öğrendim. Bazılarıda  gece deniz sefası yapmış ki bende kaçırmak istemezdim.

Pazar sabahı iyi bir kahvaltıdan sonra eşyalarımızı toparlayıp araca bindik ve Aydıncık plajında kısa süreli denize girdik. Ancak daha erken ayrılmamız gerekti ve Mehmet beyde bizi toparlamak için bayağı bir yol yürüdü. Plaj boyunca Mehmet beyle yürürken sert esen rüzgarlar her yerimizi kum içinde bıraktı ama pek aldırış etmedik hatta kendi adıma bunu çok eğlenceli buldum. Plajda rüzgar sörfü yapan profesyonel bir grup vardı. Bir süre bunları izledik. Son olarak Zeytinli köyüne gittik, ve Barba hristo adlı bir kafede çok leziz bir kahve içip tatlı yedik. Buranın sahibi biraz aksiydi ama şeker bir adamdı. Dediğine göre 100 yıllık tarifle yapılmış tatlısı. Bunun haricinde Hakan ve Mehmet bey ev şarabı yapan birini buldular.  Yaşlı adamın kendi bağından; kendi içip artanı satıyomuş. Biraz daha zeytinli köyünün daracık sokaklarında gezdikten sonra dönüş için vapur iskelesine doğru yola çıktık. Biraz denize girdikten sonra kısa mesafede Mehmet beyi otostop çekerken gördük ve sizde otostop çekin tavsiyesiyle ilk arabaya atladık. Ama malasef Mehmet bey halen otostop çekiyodu bizde el salladık kendisineJ. Vapura binip Çanakkaleye ulaştık.  Yola çıktık ancak 5 km ilerlemeden Cenk beyin bavulunun arka bagajdan düştüğünü fark ettik. Bavul aramaya koyulduk ve başladığımız noktaya geri döndükJ . Sonuçta bir çanta zahiyatla geri dönüşe geçtik. Yolda dans şovlar ve müzik eşliğinde İstanbula ulaştık.

Benim için İstanbulun kalabalığı ve gürültüsünden sonra Gökçeada çok güzel bir gezi oldu. Neşeli bir grupla güzel bir anımız oldu?
ÇAĞATAY ÇAKIR

 5 
 : Ağustos 26, 2010, 10:09:30 am 
Başlatan spidermen - Son mesaj Gönderen: spidermen
Mesajlar'a Geri DönTümünü SeçHiçbirini SeçmeOkundu Olarak İşaretleOkunmadı Olarak İşaretleSpamı Şikayet EtSilAbonelikten Çık. seç:Tümü, Okunmuş, HiçbiriGöster:TümüOkunmamış.
gökçeada gezi raporu
Trekist Sıra Dışı Etkinlikler Grubu üyelerine
 Mehmet Incesu 26 Ağustos, 10:37 Yanıtlagökçeada gezi rapor
Herkese Merhaba, 20 Ağustos Cuma akşamı arkadaşımın tavsiyesiyle Gökçeada gezisine katıldım. İlk başta heyecanlıydım ancak gruptaki insanların sıcak karşılamasıyla kendimi daha rahat hissettim. Okadar iyilerdiki Tülay hanımla 5 defa tokalaştımJMinibüste ki yolculuğumuz... müzik, film ve muhabbetle başladı derken lastik patladı ve gezinin iyi geçeceğinin habercisi oldu. Gözlerimiz yolda lastikçi aramaya başladı. Uzun süre sonunda bir mola verdik ve lastik değişirken mola verdiğimiz yerde tam anlamıyla bir vahşetle karşılaştık. Benzincide amcamlar leyleğin bir ayağını ipe bağlamıştı. Hayvan gözümün önünde 2 defa korkudan düştü, yani hayvan tam anlamıyla acınası bir haldeydi. Arkadaşımız Didem de görevlileri uyararak (biraz da tehditle) leylekçiğin serbest kalmasını sağladı. Neticede atıştırmalık yiyecek alarak ve yeni gıcır lastiğimizle yolumuza devam ettik. Çanakkale?de vapur iskelesine vardığımızda 3 saat daha zamanımız vardı. Açık havada uyukladıktan sonra gemimize bindik. Açık denizde yolculuğumuz çok neşeliydi. Yasağın inadına çay, sigara (görevlileri atlatmak kolay değildi)eşliğinde manzaranın tadına vardık. Gökçeada?ya nihayet vardık ve merkezde ihtiyaçlarımızı karşıladıktan sonra kalacağımız köye doğru yola çıktık. Yolda bol bol keçi koyun sürüsü gördük ki bunlardan bazılarını gözümüze kestirdikJ Gökçeada da bir düzine civarı köy vardı ve bunlardan biri çok ilginçti. Dereköy?den geçerken buranın eskiden Rum köyü olduğunu ve biraz da bizim zorumuzla terk ettiklerini öğrendik. İsmini de ürperticiliğinden dolayı hayalet köy koyduk (Sanırım bu ismi biz koymuştuk). Neticede konaklayacağımız uğurlu köyündeki pansiyona vardık ve liderimiz Mehmet bey ve Hakan bey herkesi odalarına yerleştirdi. Bazılarımız ise çadır kurdu. Eşyalarımızı anında atıp hayatımda gördüğüm en güzel denize doğru yola çıktık. Erhan bey bizden çok önce çıkmasına karşın onu yolda fotoğraf çekerken yakaladık. Ama nezaketten fotoğraflarına bakmadık. Eminim güzel resimlerdi. Ramazan dolayısıyla bütün sahil bize aitti. Biraz yüzdükten sonra snorkelleri takıp denizin altındaki canlıları gözlemledik. Aykan bize sudan sünger hayvanı çıkardı (Sünger hayvanı ne ya?). Uzunca bi süre bu yumuşak ve jelly yaratığı inceledik. Sonra Didem bir starfish gördü. Çok hızlı ve tek yöne gidebilen bir balık olduğunu çok bilmiş Aykan arkadaşımızdan öğrendik. Biraz güneşlenip Kaleköye doğru günbatımına yetiştik. Manzara tam anlamıyla muhteşemdi. Bol bol fotoğraf çekildik. Sonra akşam yemeği için odalara döndük. Yemekte Keçi yavrusu Oğlak yedik. İlk defa yediğim oğlak eti şahaneydi. Ardından odalarımıza çıktık ancak ben 2 dk kestiriyim derken sabah 5 te gözlerimi açınca gece aktivitesini kaçırmış bulundumL Benim uyuduğum saatlerde Aykan?ın kemanıyla milleti coşturduğunu öğrendim. Bazılarıda gece deniz sefası yapmış ki bende kaçırmak istemezdim. Pazar sabahı iyi bir kahvaltıdan sonra eşyalarımızı toparlayıp araca bindik ve Aydıncık plajında kısa süreli denize girdik. Ancak daha erken ayrılmamız gerekti ve Mehmet beyde bizi toparlamak için bayağı bir yol yürüdü. Plaj boyunca Mehmet beyle yürürken sert esen rüzgarlar her yerimizi kum içinde bıraktı ama pek aldırış etmedik hatta kendi adıma bunu çok eğlenceli buldum. Plajda rüzgar sörfü yapan profesyonel bir grup vardı. Bir süre bunları izledik. Son olarak Zeytinli köyüne gittik, ve Barba hristo adlı bir kafede çok leziz bir kahve içip tatlı yedik. Buranın sahibi biraz aksiydi ama şeker bir adamdı. Dediğine göre 100 yıllık tarifle yapılmış tatlısı. Bunun haricinde Hakan ve Mehmet bey ev şarabı yapan birini buldular. Yaşlı adamın kendi bağından; kendi içip artanı satıyomuş. Biraz daha zeytinli köyünün daracık sokaklarında gezdikten sonra dönüş için vapur iskelesine doğru yola çıktık. Biraz denize girdikten sonra kısa mesafede Mehmet beyi otostop çekerken gördük ve sizde otostop çekin tavsiyesiyle ilk arabaya atladık. Ama malasef Mehmet bey halen otostop çekiyodu bizde el salladık kendisineJ. Vapura binip Çanakkaleye ulaştık. Yola çıktık ancak 5 km ilerlemeden Cenk beyin bavulunun arka bagajdan düştüğünü fark ettik. Bavul aramaya koyulduk ve başladığımız noktaya geri döndükJ . Sonuçta bir çanta zahiyatla geri dönüşe geçtik. Yolda dans şovlar ve müzik eşliğinde İstanbula ulaştık. Benim için İstanbulun kalabalığı ve gürültüsünden sonra Gökçeada çok güzel bir gezi oldu. Neşeli bir grupla güzel bir anımız oldu? ÇAĞATAY ÇAKIR

 6 
 : Ağustos 25, 2010, 04:59:20 pm 
Başlatan trekist - Son mesaj Gönderen: trekist
Selam,
Geçan hafta yapmış olduğumuz,Kastamonu küre dağları etkinliği tek kelimeyle mükemmeldi.
Kanyon bir doğa harikası olup,içerisinde yapmış olduğumuz kaya inişleriyle,bu inişleri gerçekleştiren,
adrenalinin seviyesini zirvede tutan,donanımlarıyla deneyimli,profosyonel arkadaşlarıma teşekkür ederim.
Badicim sanada Gülümseme
Ayrıca çevre ve doğa dostu ekibibimiz doğaya karşı sessiz ve duyarsız kalmadığını pınarbaşı loç vadisi halkına
HES projesine karşı ,birlikte olduklarını hatırlatmak için destek ziyaretinde bulunmuştur.

Teşekkürler TREKİST.

Ayten Usta.

 7 
 : Ağustos 12, 2010, 01:03:31 pm 
Başlatan trekist - Son mesaj Gönderen: trekist
GÖKÇEADA

Merhaba arkadaşlar,
Gökçeada?yı  2. ziyaretimiz olacak. Uğurlu köyünde konaklayacağız.
 Motelden  yaya olarak, sahillerden Uğurlu plajına 4 dakikada, Gizliliman'a 10 dakikada ulaşabilirsiniz. Şehir merkezine her an ulaşım bulunmaktadır. İstenirse deniz kenarında restaurant hizmetleri verilmektedir. Hediyelik olarak özel şişelerde ekolojik zeytinyağı satışı yapılmaktadır. .
 
Kimler katılabilir ; lüks otel  hizmeti aramayan , doğa ile baş başa olmayı seven   herkes
Katılım için : En geç önümüzdeki p.tesi akşamına kadar  trekistd@gmail.com adresine bineceğiniz durağı ve cep telinizi göndermeniz yeterli olacaktır.
Lütfen yer ayırtıp katılmamazlık yapmayınız. Diğer arkadaşlarınızı zor durumda bırakırsınız.

AYRINTILAR
Yer      : Gökçeada
Araç Yolculuğu   : 6  Saat Feribot 1 Saat
Tarih      : 21/22 Ağustos 2010 cumartesi pazar
Gidiş-Dönüş   : Cuma 23.30 / Pazar 14:00
Konaklama   :Uğurlu köyü - Apart motel -2-3 -4 kişilik odalar Dahil olanlar   :
Duraklar       : Bostancı Köprü  23:00   / Tepe    Natilüs 23:45   M.köy  23 :30 Bakırköy 24:00
Maliyet       : Pansiyon 150 ? Çadır : 130
Dahil olanlar  : Pansiyon : Ulaşım / oda ? kavaltı-  Çadır : ulaşım ? Çadır yeri ? Kahvaltı.
Hariç olanlar    : Öğlen akşam yemekleri , plaj , müze giriş ücretleri.
 
 
Program ;
Cuma akşamı hareket, Cumartesi sabah  Kabatepe'ye varış  yaklaşık iki saat süren keyifli bir deniz yolculuğundan sonra adaya varıyoruz. Odalarımıza yerleştikten  sonra akşama kadar deniz keyfi. Akşam yemeği için 2 alternatif var ya Rum köyü olan Tepeköy Yorgo?nun yerinde yada pansiyonda yenecek. Pansiyon oğlak yaparım dedi maliyeti 25 tl. Yemeğin ardından  Kaleköy'ün, kalesinden Ege'de gün batımını izlemeye gideceğiz, karşımızda Semadirek adası...

Pazar
Sabah kahvaltısının ardından sonra deniz keyfi için Türkiye'nin ilk ve tek su altı milli parkı olan Yıldızkoyu ziyaret edeceğiz. (Yelken kaya arasında kalan kısım su altı güzellikleri nedeniyle TÜDAV'a (Türkiye Deniz Araştırmaları Vakfı) tahsis edilmiş ve Su Altı Milli Parkı olarak ilan edilmiştir.)
Son olarak Eski Bademlide bir fotoğraf turu yapıp dönüşe geçiyoruz .

Gökçeada Hakkında;
http://www.gokceada17.net/


Önerilen Malzemeler: Standart deniz kampı malzemeleri; güneş kremi gözlük ve sinek kovucu, kullandığınız ilaçları ihmal etmeyin.


 8 
 : Ağustos 09, 2010, 08:12:59 am 
Başlatan Abdullah Demirkol - Son mesaj Gönderen: Abdullah Demirkol
Kanlıçay dere yürüyüşümüzün resimleri ekteki linklerdedir.
Tüm arkadaşlarımız linklerden resimleri görebilir ve makinelerindeki resimleri yükleyebilirler..

http://kanlicayderesi08082010trekst.shutterfly.com/
http://trekist.shutterfly.com/pictures/50

 9 
 : Ağustos 05, 2010, 04:34:31 pm 
Başlatan trekist - Son mesaj Gönderen: trekist
EYLÜL 2010 AKTİVİTELERİ            
Tarih   Gün   Akivite   Yer   Süre
04.Eyl   Cumartesi   Likya-4 Kekova-Olimpos   Kekova-Olimpos   4 gün
05.Eyl   Pazar         
06.Eyl   Pazartesi         
07.Eyl   Salı   Lilya-5 Karaöz-Adrasa-Olimpos   Adrasan   4 gün
08.Eyl   Çarşamba         
09.Eyl   Perşembe         
10.Eyl   Cuma         
11.Eyl   Cumartesi   Serindere Dere Yürüyüşü   İzmit   C.tesi-Pazar
12.Eyl   Pazar         
13.Eyl   Pazartesi         
14.Eyl   Salı         
15.Eyl   Çarşamba         
16.Eyl   Perşembe         
17.Eyl   Cuma         
18.Eyl   Cumartesi         
19.Eyl   Pazar   Serindere Sultaniye  Yürüyüşü   Gökçeada   Pazar
20.Eyl   Pazartesi         
21.Eyl   Salı         
22.Eyl   Çarşamba         
23.Eyl   Perşembe         
24.Eyl   Cuma         
25.Eyl   Cumartesi         
26.Eyl   Pazar   Yayla Kampı   Kılıçkaya   C.tesi-Pazar
27.Eyl   Pazartesi         
28.Eyl   Salı         
29.Eyl   Çarşamba         
30.Eyl   Perşembe         
01.Eki   Cuma         
02.Eki   Cumartesi         
03.Eki   Pazar   Yürüyüş   Kırca   Pazar
04.Eki   Pazartesi         
            
            
Açıklamalar            
1- Aktivite ayrıntıları hafta başlarında duyurulucaktır.            

 10 
 : Ağustos 05, 2010, 10:45:55 am 
Başlatan spidermen - Son mesaj Gönderen: spidermen
24.07.2010 Cumartesi başlayan Kaçkarlar 3 aktivitesi 31.07.2010 itibari ile sona erdi.
 
Geride çok güzel anılar kaldı. Rüya gibi geçti desem abartmış olmam.
Çok güzel bir hava yakaladık, Cumartesi hariç hava her gün güneşli idi.
7 günün her birinde  ayrı ayrı yayla ve dağlara konuk olduk.
Gözlerimiz ne yeşile doydu, nede dağların heybetini seyretmeye.
Kulaklarımız doymadı tulumun sesine, muhabbetin tadına
Dilimiz yöresel yemeklerin lezzetine , kekik kokulu Kaçkarların suyunun tadına hiç doymadı.
Hele Pokut yaylasında geçirdiğimiz geceyi hiç unutmayacağım.
Herkes keşke biraz daha zaman olsaydı dedi.
Yöre insanın değimi ile bir sikinti olmadı. Sikinti yok lafı da bizim parolamız  oldu.
 
Merak edenler için yaşadıklarımızı gün gün not ettik.
 
24 Temmuz Cumartesi.
Havaalanında buluşmasının ardından  otobüsle gelen arkadaşlarımızı da Pazardan  aldıktan sonra 17:00 Suları Fırtına deresi kenarında ki pansiyonumuza varmıştık. Yolda bavulu karışan Burcu 1 saat gecikmeli olarak arkamızdan geldi. Neyse ki tanıdıklar devreye girerek sorunu hemen çözmüşlerdi.
Yerleşme çevreyi tanıma yemek ve sohbet faslının ardından ertesi gün 08:00 da uyanmak üzere ilk gecemizi geçirmek üzere odalarımıza çekildik.

25. Temmuz Pazar.
Bu gün rotamız Çad köyü ve Polovit Şelalesi ziyareti. Eğer yetişebilirsek programda birde yöresel festival var.
Kahvaltının ardından yürüyüşümüz başladı. Önce taş köprü ye oradan seyir tepesine, oradan da Çad köyüne vardık.  Dönüş yolunda Ayça talihsiz bir şekilde ayağını burktu .Grupta ki 2 dr muz Burcu ve Fatma gerekli bütün müdahaleleri yaptılar. Ancak ayağında ki şiş bir süre yürümesinin sakıncalı olacağını gösteriyordu. O yüzden yürüyüşleri katılamadı bol bol yedi içti, kitap okudu okey ve tavla oynadı. Çoğunlukla da  Mucip'i yendi.
Şelalede Mucip ve Yaşam şelaleye girerek günün elamanı oldular. Hemen hemen her akşam tulum çaldı horon oynandı şarkılar söylendi. O nedenle tekrar olmaması için  akşamları  anlatmayacağım.
 
26. Temmuz Pazartesi.
Hedefimiz Verçenik yaylası.
Bu gün 2 gün dağda kalıp trans yapacak 8 arkadaşımızı kamp yerlerine kadar birlikte yürüyeceğiz.
Transcılar heyecanlı . Ferah , Mustafa, Fatma, Hakan, Ebru , Seher ,Savaş ve Çoban Ahmet . Sabah son hazırlıklarını yaptılar. Savaş, Ebru  Ferah Seher in ilk trans deneyimleri olacak. O yüzden çantaları fazla ağır. Gümrük memuru olarak hemen kaçak malzemeleri çıkardım
Yürüyüşümüz 11:00 suları başladı. 14:00 suları kamp yerine varmıştık. Kapı göllerde ki manzara karşısında kimse geri dönmek istemedi.
Transcılarla vedalaşarak onları, Verçenik göllerinin serin suları, Zirvelerin ihtişamı ,doğa ananın  muhteşem sessizliği içinde bırakarak dönüş yoluna geçtik.
Klasik Kaçkar havası yapacağını yaptı güneş varken ortalık birden bulutlandı kısa bir süre dolu ve yağmur sefası yaptık.
 
27. Temmuz Salı.
Hedefimiz Çermeşk yaylası.
Rehberimiz Mucip önce biz arkada düştük yollara. Dere tepe düz gittik az gitmedik epey bir yürüdük.  Buralarda şaka gibi ama her yaylanın üzerinde bir göl onun üzerinde de bir zirve var. Su taşımaya gerek yok.  Susayınca bir derede eğilip suyumuzu içtik. Göl görünce dayanamayan Yaşam Eralp Cenk kendilerini çığlıklar atarak serin sulara bıraktılar. Ben nedense her seferinde havlumu pansiyonda unuttum
Yolda Kanal B den bir yönetmen hanıma ve kameraman arkadaşa rastladık. 1 yıl sürecek Karadeniz belgeselinin Hemşin ayağından görüntü alıyorlardı.
Yöre ve proje hakkında yol boyu epey sohbet ettik.
 
28. Temmuz Çarşamba
Hedefimiz Tatoz gölleri
Bu gün kampçılarla buluşacağız , 2 gün dağda neler yaptılar merak ediyoruz.
Parkur oldukça uzun ama çok keyifli. Bir grup zirveye kadar durmayacağımıza yemin ederek kampçıların yanına kadar mola vermeden yürüdük. Diğer grup 1 saat sonra yanımıza vardı. Kampçıların hepsi neşeli idi. Tilki , dolu mehtap göl anılarını dinledik. Ayrıca onlar bize detaylandıracaklar.
 
29 Temmuz Perşembe
Bu gün programda Gito yaylası var. Dün ki yürüyüşten sonra acep dinlensek mi diye iç geçirenler var. 3 kişi içlerinde ki sese uyarak kalıyorlar. Diğerleri dayanamayıp yollara düşüyor. Bende Gül ve Feyzayı alarak Kalenin yolunu tutuyorum. Burayı seyredenler bilir Yüzüklerin Efendisindeki  Minas-tirith  şehrine benziyor. Görmeyenler çok şey kaçırdı Kalenin 2 tarafı vadi ve her  2 tarafından da dereler akıyor. Tepeler yüksek zirve ve ormanlarla çevrili. Yörede ki  kaleler  Varoş Kale, Zil Kale, Cihar Kale ve Pazar Kız Kaleleri hem yörenin, hem de Bayburt'a ulaşan önemli bir ortaçağ kervan yolu üzerinde güvenliği  sağlıyorlarmış. Tahminen 14-15 yüzyıldan kalmalar. Bölgede ki 3 kale birbirleri ile haberleşiyorlarmış. Biri Pazarda Kız kale biz onu göremedik. Diğeri Çamlı Hemşinden sonra KALE-İ ZİR (ZİLKALE)  diğeri de KALE-İ BALA (YUKARI KALE)
Manzara harika hemen hemen bulutlarla aynı seviyedeyiz.
Akşam yine tulum var bu akşam şarkı türkü faslı diğer akşamlarda daha hareketli. 2 grup olduk karşılıklı türkü yarıştırıyoruz. Mucip - Veysel  bizden Diğer tarafta Çoban , Ahmet var
Havasından mıdır suyundan mı ne kadar yorgun olursanız olun ne kadar alkol alırsanız alın ve ne kadar uyursanız uyuyun ertesi gün dinç kalkıyorsunuz. Buda şaka gibi.
 
30 Temmuz Pazar
Muhteşem final başlıyor. Hedefimiz Amlakit yaylasından Pokuta geçmek.
Uzun bir araç yolculuğundan sonra 11:30 suları Amlakite varıyoruz. Rakım 2250. Önümüzde ki vadide Çam ormanları başlıyor. Hedefimiz tam karşıda ormanın ortasında görünen Pokut yaylası . Yürüyüş parkurumuz orman içi. Buralara aşık olmamak elde değil. Yörede neden bu kadar çok sevda kokan şarkı türkü var şimdi anlıyorum.

Eski bir kervan yolundan yürüyoruz. Patika boyunca taş döşenmiş. Bu yolun Ermenilerden kaldığı söyleniyor.  Yemek molasını eski bir köyde veriyoruz. Yayla evleri tek tip , ve ustaların elinde çıkmış. Pervazlar kapılar her yer işleme. 200 yıllık olduğunu öğrenince iyice şaşırıyoruz. Bu mimari kimden kalmış bilmiyorum, eğer biz yaptıysak bu ustalarımız nerelerde ?  Karadenizli Müteahhitler anlaşılan buraları hiç görmemiş.
14 km ve 4.5 saatlik bir yürüyüşten sonra nihayet Pokuta varıyoruz.  Buraları anlatmak o kadar kolay değil. Baktıkça olmaz böyle güzellik diyor dönüp tekrar tekrar bakıyorum.
Alın kağıdı kalemi elinize, bir yağlıboya tablo yapın , şurada yayla olsun , kenarı ormanlarla dolsun, tam karşıda Kaçkarların zirveleri olsun, yaylada her renk çiçek olsun , hemen altımızda vadi olsun ve içi bulutla dolsun. Bulutlar bazen  yükselsin bazen alçalsın. Tam bir de şuraya çeşme koyun. Soğuk bir su aksın. Çiçekler yemyeşil çimenlerin içinde bitsin. Yürüme yolu çimenlerin arasında bir adım genişliğinde toprak olsun.
Yaylada ki evlerimizde hepsi bir örnek işlemeli ahşap olsun. Küçük tahta terasları ve tahta masalar olsun. Etrafta küçük kuşlar şarkı söylesin.
İste burası orası.

Pansiyonu bir aile işletiyor. Çok misafirperverler.  Yediğimiz yemek tek kelime ile mükemmel. Mısır ekmeği , turşu kavurması ,süzme yoğurt , sebze çorbası , mıhlama, etli dolma , pilav, kremada fırınlanmış patates. Kullanılan malzemeler un pirinç hariç kendileri yapıyorlar. Ekmek kuzinede pişiyor, inek ağılda sağılıp süt tereyağı kaymak oluyor. 
Enfes yemekten sonra sohbet faslı başlıyor. Hava kararınca Kaçkarların ardından mehtap doğuyor. Söylediklerine göre çok şanslıyız mehtaplı gece sayısı çok azmış . Türkü faslı başlıyor. Mucip Çoban Ahmet Veysel yöresel türküler söylüyor bizde dilimiz döndüğünce eşlik ediyoruz.
Yaylanın diğer ucundan türkülere karşılık geliyor. Bir grup yüzünü göremediğimiz Hemşinli kızların  korosu ile türkü yarıştırma faslına giriyoruz. 
Uzun süre süren bu keyifli atışmadan sonra hep birlikte uzakta yanan ateşin başına gidip yüzlerini görüyoruz. Yaylada kalan Hemşinlilerle  tanışıyoruz. Türküler bir süre ateş başında devam ediyor horon oynanıyor. Her şey o kadar güzel ki sevgi kardeşlik doğa hep birlikte yan yana horon tepiyor. Bir Hemşinli amca durup durup o kadar içten varol Pokut diye bağırıyor ki buraları ne kadar sevdiği belli oluyor.  Her bağırışında tüylerim diken diken oluyor.
Bu gün tüm gördüklerimi, duyduklarım,  yaşadıklarım beni çok etkiledi.  Doğanın bize bahşettiklerini gördüm , insan olmanın aslında ne büyük bir erdem olduğuna tanık oldum. Şehirde aslında zincirlere vurulmuş yaşadığımızı bir kez daha hatırladım.
Ne diyeyim bende varol pokut varol kaçkar diyorum başka ne denebilir ki.
 
Ekibe teşekkür ediyorum, hepiniz muhteşemdiniz. Sizlerle Kaçkarlarda 1 hafta geçirmek benim için çok keyifli idi. Hepinizi Seviyorum.
Hemşinli dostlarımız Mucip, Veysel , Çoban Ahmete sonsuz teşekkürler. Onların sayesinde gezdik gördük yaşadık. Ellerinden gelen her şeyi yaptılar.
Veysel bekar 29 yaşında güzel bir kardeşimiz İstanbul lu kızlara duyurulur  Veysele takılıyordum bak bu Hakanı ben yetiştirdim 1 numara yaptım .
Veyselden yöresel  şive ile cevap Yılmaz abii ben 2 numaramı olacağum
Mucip görünüşü heybetli içi dünya güzeli bir arkadaşımız.
Çoban Ahmet dağlardan o kadar keyif alıyor ki her halinden belli.
Umarım seneye Kaçkarlar-4 aktivitesinde buluşuruz.
Yılmaz Ece
 
Katılımcılar
Mustafa Yıldız
Fatma Yıldız
Tülay Koçboğa
Ferah Erdemir
Seher Bilinmiş
Ebru karayel
Burcu Koçay
Yaşam Bingöl
Gül Bilginoğlu
Cenk Güven
Ayça Açar
Başak Gürsoy
Eralp  Gürsoy
Derya Macit
Savaş İşgören
Kenan Çakmak
Feyza Yaralı
Reyhan Çevik
Hakan Çimen
Yılmaz Ece
 
 
 
 
 
 
 

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.8 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!
Bu Sayfa 9.369 Saniyede 17 Sorgu ile Oluşturuldu