LİKYA YOLU ? KEKOVA PARKURU (27-31 AĞUSTOS 2010)
27 Ağustos 2010 (Cuma)
Grubun çoğunluğunun Kadıköy?den bindiği minibüsümüz, biraz gecikmeli de olsa saat 21.00 civarında Kekova?ya doğru hareket etti.
28 Ağustos 2010 (Cumartesi)
Uzun, bol molalı, yavaş ama eğlenceli bir yolculuğun ardından Üçağız?a(Teimiusa) saat 13.00 sularında vardık. Hemen pansiyonlara yerleştik. Daha doğrusu pansiyonlara eşyaları bırakıp oradan hemen tekneye geçtik. Tekne yakındaki bir koyda demirledikten sonra bu koyda öğle yemeklerimizi yedik. Yemekten önce serinlemek için tekneden denize girmeyi de ihmal etmedik. Yemeğin ardından da yemek öncesi kadar olmasa da denizin ve koyun keyfini çıkardık. Tekne buradan demir alıp bizi Aperlae (bazı kaynaklarda ?Aperlai? diye geçmektedir) antik kentinin doğusunda yer alan koya götürdü. Grubun bir kısmı teknede kalırken, bir kısmı karaya çıkıp Aperlae antik kentine yürüdü. Yaklaşık yarım saatlik bir yürüyüşün ardından Aperlae?ye ulaştık. Ancak antik kent yoğun bir bitki örtüsünün içinde kaldığından kentin içini çok fazla gezemedik. Bunda kentin dik yapısı da etken oldu.
Aperlae hakkında şöyle bir dip not düşülebilir:
?Aparlei (Aperlae), MÖ 400?lerde kurulmuş bir Likya kenti olup yaklaşık MS 7. Yüzyıla kadar varlık göstermiştir. Bizans hâkimiyetindeki şehir Korsan tehditleri ve Arap akınları sonucu bu dönemde tarih sahnesinden silinmiştir. Kentin en önemli geçim kaynağının ?Tyrean Purple? (Tiran moru) denilen ve deniz kabuklarından elde edilen mor boya olduğu tarihçiler tarafından ileri sürülmektedir. Mor renk Bizans döneminde asillerin kullandığı ve İmparatorluk rengiydi.?
Geri tekneye vardıktan sonra, tekne bıraktığı yerden alarak bizi bir derenin denize döküldüğü başka bir koya götürdü. Burada oldukça soğuk sayılabilecek sularda yüzdükten sonra, teknemiz akşamüstü Üçağız?a geri döndü. Pansiyonun önünde deniz kıyısında yediğimiz akşam yemeği ve sonrası oldukça eğlenceli ve keyifliydi.
29 Ağustos 2010 (Pazar)
Sabah kahvaltının ardından saat 9.00 gibi Üçağız?ın doğusunda yer alan Kaleköy yönüne doğru yürüyüşümüzün ikinci etabına başladık. Kaleköy?ün (Simena) kuzey eteklerine vardığımızda. Grubun bir kısmı Kale?yi görmek üzere tepeye tırmanırken diğer kısmı da onları tepenin eteğinde bekledi. Tepeye tırmanan grup Kale?den döndükten sonra hep birlikte doğu yönünde yürüyüşe devam edildi. Yaklaşık iki-iki buçuk saatlik bir yürüyüşün ardından yarım adanın oldukça doğusunda yer alan Istlada antik kentinin bulunduğu koya (Aşırlı Adasının bulunduğu koy) vardık. Burada bizi tekne karşıladı. Teknede yemek ve bu koyda deniz keyfinin ardından demir alarak Kekova adasının kuzey yamacında yer alan ?Batık Kent?e hareket ettik. Kekova Adasının kuzey kıyısı boyunca uzanan ?Batık Kent?i tekneden gördükten sonra, kentin batı ucundaki Tersane Koyu?nda tekrar demirledik. Burada uzunca bir süre denize girdikten ve dinlendikten sonra buradan bir başka koya geçtik. Burada da uzunca bir deniz keyfinin ardından akşamüstü Üçağız?a döndük.
?Batık Kent? hakkında ise kısaca şunlar söylenebilir:
?Bugün "Batık Kent" olarak adlandırılan adanın kuzeybatı kıyılarındaki kalıntıların İ.Ö. 5. yüzyıldan itibaren ticari ve askeri üs olarak kullanıldığı düşünülmektedir. Hiçbir zaman karşısındaki Kaleköy ve Üçağız gibi kent özellikleri taşımamış, daha çok iki kenti perde gibi Akdeniz`e karşı koruyup denizcilerin sığınak, gemi inşa ve onarım üssü olarak kullanılmıştır. Adanın Batı ucunda yer alan ?Tersane koyu? bu özelliğini vurgulamaktadır.?
30 Ağustos 2010 (Pazartesi)
Bugünkü yürüyüş biraz uzun ve yorucu olacağından, sabah saat 7.30 da yürüyüşe hazır olarak minibüse bindik. Minibüs bizi Çevreli, Kapaklı arasında yer alan İnişdibi?ye götürdü. Buradan başlayarak kısa bir yürüyüşle dün yürüyüşü tamamladığımız koya vardık. Buradan doğu yönünde ilerleyerek yaklaşık üç-üç buçuk saatte küçük bir kumsala ulaştık. Burada yemek ve denizde serinleme molasının ardından tekrar yürüyüşe devam ettik. Bir-bir buçuk saatlik denize paralel şekilde kayalıkların üzerindeki patikalarda yol aldıktan sonra ?Çakıl Plajı?nın batı ucundaki dereye vardık. Derenin suyu oldukça soğuk olmasına rağmen benim dışımda herkes derenin soğuk sularına atlayarak yüzdü (daha doğrusu yüzmeye çalıştı). Burada oldukça uzun bir süre oyalandıktan sonra, plaj boyunca yürüyerek Çayağızı?na vararak yürüyüşümüzün son etabını da tamamlamış olduk. Yürüyüşe katılmayıp pansiyonda kalanları buraya getiren minibüsümüzle buluştuktan sonra kısa bir yemek molasının ardından Olimpos?a hareket ettik. Saat 17.00 civarında Olimpos?a vardık. Pansiyona yerleştikten sonra bir kısmımız dinlenirken bir kısmımızda denize girmeyi tercih etti. Akşam yemeğinin ardından bar bar dolaşarak da olsa oldukça eğlenceli bir gece geçirdik.
31 Ağustos 2010 (Salı)
Sabah kahvaltının ardından saat 11.00?da Olimpos?tan ayrılarak İstanbul?a doğru hareket ettik. Daha az molalı ve hızlı bir yolculuğun ardından gece yarısı İstanbul?a vardık.
Bu güzel ve eğlenceli etkinlik için teşekkürlerimle?
Savaş Ekinci

