Trekist Sıra Dışı Etkinlikler Grubu

 

 
2-07-2008 14:40




En Yakın Etkinlik
--------------
5-6 Temmuz C.tesi-Pazar
Ayvaini
Mağarası


Hava Durumu

Mail Listesine
Üye ol


Forum Sayfaları

 

  >>Dalgıçların nefes sorunları ve hiperventilasyon

Hiperventilasyon, yani sık ve derin nefeslenme yeryüzünün her yöresinde, sualtında daha uzun kalabilmek için,sünger, inci avcıları ve sportif dalıcılar tarafından sıkça kullanılan bir yöntemdir. Hiperventilasyon, pek sık görülmese de riskli bir uygulamadır. Söz konusu tehlike, derinlerde yüzdükten sonra su yüzeyine çıkılmasıyla oluşmakta ve ''sığ su bayılması" terimiyle tanınmaktadır. Bu tehlike bir göreve veya hedefe ulaşmak için zorlanmış ve yüksek derecede motive edilmiş dalıcı ve yüzücüler için geçerlidir. 

Öncelikle, nefes alma işleminin vücut tarafından nasıl oluşturulduğu anlaşılmalıdır. Nefes aldığımızda, içinde oksijen olan havayı önce ciğerlerimize doldurur sonrada kan yoluyla vücudumuzun hücrelerine taşırız. Orada oksijen içinde yoğun miktarda Hidrojen ve Karbon bulunan diğer ( Karbonhidrat, yağ gibi ) maddelerle reaksiyona girerek enerji üretir. Bu reaksiyonların temel kimyasal ürünleri su ve Karbondioksit tir.Hücrelerde oluşup kana aktarılan bu karbondioksit, nefesin tutulmasını kontrol eden ana faktördür. Oksijen seviyesi nefesin kontrolünde daha az bir etkendir. Ancak, düşük seviyedeki Oksijen  ( HY POXIA) 'de nefes alma isteğine katkıda bulunur. Kanda çok düşük O2 miktarı bulunması, genelde hiçbir belirti vermeden ani bayılmalara neden olur. Bu nokta da ,hücreler de CO2 toplanması sürdüğünden, nefes tutularak yapılan dalışlarda, çeşitli olaylar meydana gelir. Bunlardan bir tanesi kanda ve hücrelerde O2 yoğunluğunun düşmesidir. Oksijen miktarının düşmesi çok iyi kondisyonlu, zorlama altında bulunan atletler ve derin nefes tutabilen dalgıçların haricindekiler için genelde bir tehdit oluşturmaz Artık Karbondioksit miktarı nefes alma merkezlerini uyarır ve kalp atışlarını hızlandırır. Bu durumda nefes tutma yerine nefes alınırsa, yoğun karbondioksit birikimine engel olunur. Bunun tersi yapılırsa nefes tutan kişi CO2 birikimi nedeniyle şiddetle nefes alma isteği ile karşılaşır. Nefes alma isteğinin temel uyarıcısı olan, kanda karbondioksit artışı durumunda, beyindeki bazı uyarıcılar harekete geçerek kişinin solunum istemini gerçekleştirir ve kanındaki karbondioksit düzeyini çok aza indirir. Bu nefes tutma süresini daha da uzatır. Kanda düşük karbondioksit düzeyi ise, karbondioksitin dışarı atıldığı, hipervantilasyon ile sağlanır.

Derin soluk alma; Akciğer alvoollerin de, gazların yoğun olarak değişimine ve CO2 miktarının normal düzeyin altına inmesine neden olur. Akciğer keselerindeki düşük karbondioksit birikimi,  kana da geçerek kandaki karbondioksit miktarını azaltır. Bunun sonucunda,  hiperventilasyon uygulayan kişi, kanındaki CO2 düzeyinin yükselmesine bağlı olarak, uzun süre nefes alma isteği duymadan dip zamanını uzatmış olur.

Hiperventilasyonun tehlikeleri çeşitlidir; nefes tutma eylemi kandaki oksijen düzeyinin düşmesine neden olur ki bu da insanın metabolizmasının çalışma sistemine uygun değildir. Kandaki düşük düzeydeki oksijen miktarı ( hypoksia ) ani ve herhangi bir uyarı vermeden bayılmaya sebebiyet verebilir .Bu durum derin bir dalışla birleştiğinde dalıcı için risk artar ve sonuç kaçınılmaz hale gelir.

Sık olmamakla beraber, bir sığ su bayılması hiperventilasyonsuz durumlarda da meydana gelmektedir. Örneğin, yüksek tempoda kondüsyon çalışması yapan yüzücünün CO2 düzeyi öyle bir seviyeye yükselebilir ki şu ana kadar söylelenin aksine yüksek seviyedeki CO2 hiçbir şekilde nefes alma algılayıcılarını uyaramaz. Bu da hypoksia gelişimine bağlı olarak bilinç kaybı ve bayılmaya yol açar.

Nefes tutarak yapılan dalışlarda tehlikeyi daha iyi anlamak için oksijenin vücuttaki işlevini iyi anlamak gerekir. Oksijenin hücrelere taşınma hızında en önemli faktör,  gazın kısmi basıncıdır. Kısmi basınç, denizde veya atmosferde olsun,çevresindeki unsurun basıncı ile doğru orantılıdır. Bu nedenle nefes tutarak dalan bir dalıcı, derine indikçe oksijendeki kısmi basınç artar. Derinde ise oksijen tükeneceğinden gazın kısmi basıncı azalarak su üstündeki değerlere ulaşır. Bunun hemen bir tehlikesi olmaz. Çünkü, oksijenin kısmi basıncı, sadece çevreyle orantılı olmayıp, kandaki oksijen miktarı ile de doğru orantılıdır. Nefes tutarken O2 tüketileceğinden, kandaki oksijenin kısmi basıncı da düşer. Bu ilişki içinde; derinden satha çıkışta, çevredeki basınç düşeceğinden kısmi oksijen basıncıda düşer. Derinde kalınan süreye ve yapılan işe bağlı olarak kandaki ve ciğerlerdeki oksijen büyük ölçüde tüketilmişse dalıcı satha döndüğünde durumuyla orantılı olarak çok düşük oksijen basıncına sahip olacaktır Kişinin bilincine sahip olmayı etkileyen bu önemli fizyolojik faktör ,kısmi basınçtır. Eğer oksijen miktarı tükenmeye yakınlaşmış ise, kısmi oksijen basıncı insanı, bilinçli tutmak için gerekli basınç eşiğinin altına düşecektir. Böylece satha çıkışta dalıcı hiçbir ön uyarı olmaksızın sığ su bayılması, göz kararması yaşayabilir. Genellikle dalıcı belirli bir nedene bağlı kalmaksızın boğulmaktadır.

Yukarıda da belirtildiği gibi çok sığ sularda dahi nefes tutarak dalış yapan bir dalıcı sığ su bayılması yaşayabilir. Uzun süre sualtında nefes tutmanın iyi performanstaki dalıcıları dahi riske soktuğunun bilinmesinde fayda vardır. Sıradan bir yüzücü ya da dalıcı hiperventilasyon yapmadıkça kendisini hypoksia gibi tehlikeli bir duruma kolay kolay sokmaz. Dalıcı ve yüzücüler hiperventilasyon yapmamaları gerektiği konusunda ki uyarıları dikkate almalılar. Hipervantilasyon yapılması, vücutta yeterli miktarda karbondioksit birikimine izin vermemekte ve böylece nefes alma isteğini geciktirerek sualtında daha emniyetli bir durumu garanti etmemektedir. Hiperventilasyon yaparak yüksek düzeyde karbondiokside dayanabilen ve nefes alma arzusunu yenebilen yüksek kondisyonlu dalıcı ve yüzücülerin haricindekilerin sığ su bayılması ile karşılaşmaları daha az bir ihtimaldir. Bu üstün kondüsyondaki kişiler ise hypoksia ve yüksek karbondioksit düzeyleri nefes alma isteklerini yok ettiği anda sığ su bayılması ile karşılşırlar.

Dalış sırasında dipte kalma zamanınızı aştığınızda ciğerlerinizde hissedeceğiniz zorlanma hava tutma yeteneğinizi zorlayacağından, yüzeye yükseldiğinizde ilk nefesinizi mümkünse tam boşaltıp hava alma ihtiyacı yüzünden tam doldurmayın.Yüzeyde baş dönmesi ve mide bulantısı başlayabileceğinden en yakında ki '' şamandıra, tekne, kaya vb.'' şeylere tutunarak dengenizi bulmaya çalışın. Eğer bir şeye tutunamıyorsanız  kol ve bacaklarınızı yanlara açarak dengenizi bulmaya çalışın.

mustafa kartal

 

 

 


Duyurular

HAZİRAN
-----------------------
Grup Buluşması
03-07-2008 19:30
Küp Kafe Kadıköy eylulde_43@hotmail.com
---------------------

 



Basından


Haftanın Elemanı

14-06-2008
Trekist Gençlik Kampı Aktivitesi
--------
Bütün Ekibe Tebrikler




  Trekist Doğa Aktiviteleri Grubu