04/07/2007 Valla Kanyonu /Kastamonu    Yazan Çizen  Yılmaz Ece  , Foto Celal, Cengiz Kamera  Muhittin

 

Celal Demirkıran

E.Bahadır Seyrekoğlu

Yılmaz Ece

Muhittin Gürçay

Cengiz Aksoy

2007 Valla Ekibi

           

Akşam Uğurlama Son hazırlık İlk İniş İlk Mola İlk Molai Kanyon Taşı

 

 

 

 

 

 

Kanyon içi Kanyon İçi Kanyon içi köprü Kanyon içi köprü 2. gece mola yeri Ahçı Celal
           
Bot geçişi GPS işe yaramıyor Celal bilgi veriyor Kanyon hatırası Geçiş planı Nişantaşı
Kameraman iş başında ilk girişten kanal Kanyon  içi Exit mevki Köprü Bu foto suyu anlatıyor
           
İp geçişi Gölet Kanyon içi Kanyon İçi Gölet girişi Bir kuyu
           
Kanyon içi Ör. derenin son göleti Cengizin gözünden Kanyon içi Şelaleler Kanyon Bitti

 

Valla Kanyonu Geçişi Raporu 2007 Temmuz

 

3-7-2007 Ilık bir Temmuz Akşamı. Yer Kadıköy Patlangoç kafe klüp terası 27 Trekist’li kanyon ekibini uğurlamak için toplanmış.

Son hazırlıklar gözden geçiriliyor. Bir önceki gün, kanyonda tüketmek için alınan yiyecekler 5 eşit parçaya bölünmüş ve çantalara ortak teknik malzemelerle birlikte yerleştiriliyor. Her bir çantada Kişisel teknik malzemeler (emniyet kolonu 2 şer adet karabina ve express , atc , kask, can yeleği, 3 mm neopren, 1 çift dizlik ), giyecekler, diğer malzemeler mevcut. 30 ve 50 şer metrelik 1 er adet dinamik ve statik ip, perlon ipleri, bot, ilaç ve ilk yardım çantası alınan ortak malzemeler.

Celal : Arkadaşlar bu çantalar ağır oldu gibi geliyor bana.

Yılmaz : Yok be Celal . Benim çantada hala yer var dışarıda kalan malzeme varsa alabilirim.

Bahadır : Muhittin ! Senin çantada ölmüş eşek mi var yerinden kalmıyor.

Muhitin: Sen kendi çantana bak kaçak soktuğun şekerlemeleri söyletme bana

23: 00 Araç; içinde Celal-Yılmaz Bahadır Muhittin ve İz Tv den Öykü ile Emre olmak üzere arkadaşlarla vedalaştıktan sonra yola koyuluyorlar. Son ekip elemanı Cengiz, Karabük’ten alınacak.

04-07 Sabahı. Ekip Safranbolu’da . Kahvaltı ve ekmek almak için mola veriyor. Ekmekleri ekip Lideri Celal seçiyor. Kolay bayatlamayan ve doyurucu tam buğday ekmeği. Valla ekibi medeniyetteki son kahvaltısını yapıyorlar.

09:00 suları . Araç ardında toz bulutu bırakarak Muratlı köyünden kanyon ağzına doğru iniyor. Yaklaşık 1 saat süren hazırlıklar tamamlanıyor.. Öykü ekibe kanyon girişi röportajlar için talimat veriyor. İlk kamera karşısına geçen Celal. .

Ekip lideri Celal’in bu Valla’ya 3. girişi olacak. Kanyonu oldukça iyi tanıyor. Bu adam kanyon canavarı lakabı ile anılıyor. İyi bir kanyoncu ve mağaracılık deneyimi var. Aktivite boyunca talimatları o verecek.

2. Kamera karşısına geçen Muhittin. Muhitin iyi bir dağcı ve katır gibi güçlü. Oda kanyonla ilgi düşünceleri ve görüşlerini bir çırpıda aktarıveriyor.

Sıra Bahadır’da. Bu adamla ne aktivite yaparsanız yapın çok keyifli. 2 mt lik boyu ile ekip elamanlarına güven veriyor. Onun Valla 2. kanyona girişi. Bahadır aynı zamanda scuba eğitimleri tamamlamış dalgıç ve mağaracı.

4. ekip elemanı Cengiz. Şeker gibi bir adam tam bir ekip elemanı, görev adamı. Yanınızda olması güven veriyor. Kaya tırmanışı ve dağcılık deneyimi var.

5. ekip elemanı Yılmaz. Onunda Valla’ya ilk girişi.. Geçen sene buraya giren ekibin ( Bahadır, Celal , kanyon İbrahim, Semra, Aksel, Orkun,Elif) anlattıkları aklında. Aktardığına göre kanyon kitabını okumuş şimdi filmini seyredecek. Yılmaz aynı zamanda rescue scuba dalgıç ,kaya tırmanışı ve mağaracılık deneyimi var. .

Saat 11:00 Ekip Öykü ve Emre ile vedalaştıktan sonra çıkışta buluşmak üzere yola koyuluyor. Plana göre Pazar öğlen 3 günlük aktiviteyi bitirilerek 08-07-2007 öğle suları Hamitli köyünde olunacak.

İlk suya giren Celal. Ardından diğerleri kameraya el sallayarak ve sevdiklerine mesajlar göndererek gözden kayboluyorlar.

Su oldukça soğuk. 3mm neoprenler bile vucudu sıcak tutmaya yetmiyor. Yarım saat sonra ekip Devrekhane ve Kanlıçay’ ın birleştiği bölüme gelerek son bir kez ünlü Seyir Tepesine göz atıyorlar. Bahadır ve Celal suyun geçen seneye göre, çok daha soğuk ve Temmuz ayı olması nedeniyle 2 kat debide olduğunu söylüyorlar.

2 saatlik yorucu bir yürüyüşten sonra kah suda kah kayalardan tırmanarak Kemal’in yerine varıyorlar. Ve ilk havuz geçişini yapmak üzere Yılmaz suya atlayıp hızlı akan suyla mücadele ederek ipi karşı tarafa geçiriyor. İp bir babaya bağlanarak çantaların ve ekibin emniyetli geçişi sağlanıyor. Bu tip geçişler kanyon boyunca sık sık yapılacak.

Saat 14:00 suları. ,Kanyonda ilk öğlen molası. Kuru kayısı ceviz, badem, fındık tan oluşan öğle yemeği bir çırpıda yeniyor.

Yapılan 2 ip inişinin ardından artık kanyondan geri dönerek çıkmak mümkün değil. Bunu başarmak için son derece hızlı akan suya karşı yüzmeniz ki olası değil, ve mermer kıvamında üzerinde en ufak bir çıkıntı olmayan kayalardan geri tırmanmanız gerek.

Valla kanyonunu anlatmak gerçekten zor. Öyle bir yer düşününki her 2 yanda da 1 er km yüksekliğinde duvarları , hatta bu duvarlardan ardı ardına 3 er 4 er tane olan bir yer. Problem olursa hadi şuradan yukarı çıkalım diyemiyorsunuz. Kanyon ta ki çıkana kadar asla geçit vermiyor. Çıkmak isteyenlere dersini veriyor. Tıpkı 3 sene önce Celal ve ekip arkadaşlarının yaşadıkları gibi. Kanyon size bir yerden bir yere geçmek için sadece tek bir noktadan izin veriyor. Bu nokta bazen deli gibi akan bir su , veya kenarı 30-40 mt olan bir duvarın üzeri.

Saat 18:30 suları. Ekibin morali yerinde ancak soğuk su ve sürekli çanta ve bot aktarma işleri yüzünden oldukça yorgun düşmüş durumdalar. Sol tarafta görünen 1-2 çınar eğer uygunsa ilk mola yeri olacak. 5 Trekistli son enerjilerini de kullanarak tırmanmaya başlıyorlar.

Saat 19:30 Çok nadir yüzünü gösteren güneşin son demleri. Kanyonda en fazla 1-2 saat yüzünü gösteriyor. Yüksek duvarların üzerinde bu anlar büyük mutluluk veriyor.

Ekip elemanları geceyi geçirmek için hazırlık yapıyor. Bu yorucu günün ardından Celal ateşi yakıyor ve ilk kanyon mönüsünü sunmak üzere tencereyi ateşe koyuyor. Yemekte ton balıklı makarna ve çorba var. Muhittin hemen ocağını çıkartarak çorbayı kaynatıp ekibe dağıtıyor.

Makarna pişmek üzere. Kokular kanyonda mis gibi ortalığa yayılıyor.

Celal. Arkadaşlar margarin şişesi kimde. ( her şey kırılmayı ezilmeyi önlemek için plastik soda şişesine koyulmuş durumda)

Cengiz : Bende var çıkarıyorum . ( yiyecekleri paylaşanlar çantalarında ne olduğunu bilmek zorunda). Bir şey istendiğinde yükünü hafifletmek isteyenlerin bende var diye ortaya atlamaları ı daha sonra makara konusu oluyor

3-7-2007 17:00 suları.Yer Patlangoç kafe klup terası.

Yılmaz : Bahadır güzelim margarinle şampuan aynı renkte bunlar yemek yaparken karışmasın. Şunları işaretlesek.

Bahadır : Bir şey olmazzz .ben anlarım.

Kanyon içi 4-7-2007 akşamı.

Celal Cengiz’in uzattığı margarin şişesini makarnanın içine boca ediyor. Oda ne etrafta ferah bir koku. Celal feryat figan ulannn kim verdi bana şampuanı yedim ulan sizi. Celalin çırpınmaları , makarnaya dökülen şampuanı tahliye etme çabaları sonuç vermiyor. Hatta arada kontrol etmek için kaşık kaşık şampuanlı makarnayı da götürüyor ama nafile . Güzelim makarna gitti. Kahkahalar ve Celal’in feryatları kanyonu dolduruyor. Bu akşam maalesef çorba ve ekmekle yetinmek zorundalar.

Saat 21:00 Karanlık kanyona çökmek üzere. Yorgunluktan bitap düşen ekip uyku tulumlarına çekiliyor. Cengiz içtiği kanyon sularını tahliye ederken 1 mt ötesine düşen ceviz büyüklüğündeki taş “ Kastamonu’nun meşhur “taş düşebülür ayu çıkabilür “ lafını hatırlıyor. Bu kanyonda uyurken bile güvende değilsiniz . Her an üzerinize taş düşme tehlikesi var. Ancak uyku öyle bir gelmiş ki bedene taş falan umrunuz a değil.

Yılmaz Bahadıra Yeşil yol filminden esinlenerek .” köpek gibi yorgunum patron “diyerek bivak çadırına çekiliyor. Bivak çadırlı konformistler uyurken bivaksız Celal sizi gidi tırsaklar diyerek dalga geçiyor. Gece 03:00 suları gürültüyle kamp yerinin az ötesine düşen taşlar ekibi uyandırsa da yapacak bir şey yok şanslı olmayı dilemekten başka.

Kanyonda ağır çanta gerçekten büyük efor harcamanıza neden oluyor. Çünkü yürüyeceğiniz 3 mt bile düz bir yol yok. Ya kendiniz suda, botlar çantada olmak üzere hedefinize ilerlemek için yüzüyorsunuz, yada suyun çok debili olduğu yerleri aşmak için sürekli kayalarda çıkıp çantaları elden ele aktarıyorsunuz. Celal ne kadar haklı çantaları eşit ağırlıkta ve hafif tutalım derken.

05-07-2007 Sabah 07:00 .

Ekip zeytin kaşar ekmek şokella dan oluşan leziz kahvaltının ardından yola çıkmaya hazır. İlk günki hedef tutmuş durumda:. En zoru da sabahın soğuğunda ıslak neopren elbiseleri giyerek alabalıkların yüzdüğü buz gibi suya atlamak. Yılmaz ve Cengiz hayıırr ben girmeyeceğim diye direnmelerine karşın bahadır tarafından suya itiliveriyorlar. Soğuk ve çantalar kanyonda en çok mücadele edilen 2 unsur.

Bu gün hava kapalı. İp inişleri ve debili sulardan geçme çabaları devam ediyor. Bahadır ve Celal önden giderek karşı kıyıya geçiş noktalarında azgın akan sulara kendileri atıyorlar. Makara sistemi ile botlar ve çantaların karşı tarafa geçmeleri güvenle sağlanıyor. Uygun noktalarda Muhittin ekibin çekimlerini yapıyor.

Kanyonda national geografic aratmayacak sahneler var. Küçük çağlayanlardan geçerken akıntıya karşı yüzüp karşı tarafa atlayan alabalıkları seyretmek büyük bir keyif.

Öğle yemeği ardından kapalı hava yağmur bırakmaya başlıyor. Kanyonda yağmur yağması üzerinizde pisikolojik bir baskı oluşturuyor. Çünkü dar kanallarda su yükseldiğinde nasıl metrelerce yukarıya çıktığının izleri apaçık ortada. Devrekhane veya daha yukarısına yağan sağnak yağmur her an sel basmasına neden olabilir. O nedenle kamp yerleri en yüksek noktadan seçilmek zorunda. Yağan yağmur hem üşümeyi arttırıyor hemde kayalardan yürümeyi zorlaştırıyor. O nedenle daha sonra Nişantaşı olarak anılan mevkiinde 17:30 suları 2 kampın yapılmasına karar veriliyor. Yaklaşık 12-15 km lik bu kanyonda konaklama yapabileceğiniz topu topu 4-5 adet 3-4 mt karelik düze yakın alanı olan yer var.

Saat 18:30 suları. Yağan yağmura rağmen ekibin keyfi yerinde . Celal yine işbaşında. Mönü sebzeli fasulye . Koca tencere makarna bir çırpıda 3-4 tabak yenerek tüketiliyor. Çay suyu Muhitinden . Muhittin bivak çadırının ancak yarısını kurabiliyor , içinde eşyaları olduğu halde kıvranıp uyuyor. Yılmaz ve Bahadır aynı bivaktalar. Cengiz bivaksız yatmayı tercih ediyor. Çünki düz alan yok. Celal de koltuk şeklinde 2-3 mt yukarıda yatacak bir yer bulabiliyor.Ancak her an aşağıdakilerin üzerine düşebilir. Uyku saatinden önce Cengiz Yılmaz ve bahadır Celalin yatak odasına konuk oluyorlar. 1 mt kare bir alana 4 ü birden tüneyerek yaklaşık 2 saat sohbet ederek Muhitin’i uyutmamak için gürültü yapıyorlar.

Yağmura, yorgunluğa rağmen kanyonu neşeli kahkahalar dolduruyor.. Sıkışıklıktan dolayı tek kol kullanabildiğinden yakılan bir sigara elden ele dolaşıyor . İçeri kaçak sokulan yarım soda şişesi viskide değme keyif katıyor. Kamp yerinin isim babası Yılmaz. Nişantaşını andıran devasa bir taş hemen yanı başlarında muhteşem bir görüntü oluşturuyor. Taş dendiğine bakmayın yüksekliği en az 600 mt. Var.

Keyifli sohbetin ardından uyku tulumlarına giriliyor oda ne. Şimdi gösteri zamanı. Sahnede ateşböcekleri. Kanyonu doldurarak konuklarına güzel bir ateş rezitali sunuyorlar. Buna şahit olmak büyük bir ayrıcalık. Etraf ateş böceklerinin gösteri ile neredeyse aydınlanıyor.

06-07 Sabahı 07:30 suları. Yağmur dinmiş . Suda da bir değişim yok . Bu güzel haber. Ekip kahvaltının ardından yola koyuluyor. Hedef exit mevki. Buranın hikayesi var:

2 sene önce 3 ekip arkadaşı ile buraya kadar gelen Celal exit yazısından çıkmak zorunda kaldıkları için ,3 gün dağda susuz ve yiyeceksiz yaşam mücadelesi veriyorlar Burası inanılmaz bir yer. Kanyonun örtülü dere denen kısmı burada başlıyor. Korku filmlerini aratmayacak bir yer. Burayı aşmak için , yaklaşık 30 mt lik bir iniş yaparak bir şelalenin önündeki 3-4 mt kare yüzeyi olan bir kayaya iniliyor. İniş yapıldıktan sonra hızla akan bir su kanalına giriliyor. . Ancak bu kanal nereye gidiyor görmek mümkün değil. Üstü örtülü adı da buradan geliyor. Şelalenin önüne inildiğinde ,ipinizi de aşağıya almışsanız geri dönmeniz , ip olmadan tekrar geri tırmanmanız da mümkün değil.

Uygun bir anda Muhitin kameranın karşısına geçerek geçilen noktalarla ilgili bilgi veriyor. İşine o kadar dalmış ki arkasında şebeklik yapan ekip elemanlarını fark etmiyor bile 

11:00 suları. Ekip iniş için gerekli hazırlıkları yapıyor. Önce emniyetli bir yere perlon bağlanıyor ardından da ip açılıyor. İlk inişi Muhittin yapacak. Celal 1. sette Muhitin’in emniyetli inmesi için bekliyor. Yılmaz ve Cengiz ipin perlonun bağlandığı kısmında extra emniyet alıyorlar. Muhittin başarı ile aşağıya inmeyi başarıyor. Burada pandül yeme olasılığınız çok yüksek. Çünkü ipin açısı ile ineceğiniz kaya aynı doğrultuda değil. İpi 30 cm lik bir yarıkta tutmak zorundasınız . İp o yarıktan çıkar ise direk karşıki duvara çakılıyorsunuz.

2. inen Bhadır. . İnişler sırt çantaları ile yapılıyor. Buda işinizi daha da zorlaştırıyor. İlk setten sonra negatif yaptığından ineni ve indiği noktayı görmeniz mümkün değil.

Bahadır ipin ucunda kaybolduktan 15-20 saniye bir bağırtı duyuluyor. Suyun sesinden aşağıdakinin sesini duymak mümkün değil.. Ancak Bahadır’ın bağırtısı yukarı kadar geliyor. Cengiz Celal ve Yılmaz endişeye kapılıyorlar. Yılmaz ipi yokluyor ve ipin boşta olduğunu görünce endişesi 2 kat artıyor.

Yılmaz. Celal Bahadır düştü galiba ip boşta görebiliyor musun ?.

Celal. Hayır buradan hiçbir şey görülmüyor. Ben aşağıya ineceğim.

Yılmaz : Cengiz makarayı ve cumarları hazırlayalım aşağıya inip tekrar yukarı çıkmamız gerekebilir . Sanırım Bahadır düştü.

Cengiz endişeli bir sesle tamam diyerek cumarları ve makarayı çantasından çıkarıp hazırlıklara başlıyor.

Celal inişe geçiyor.

Yılmaz: Celal inince seni görebileceğim konumdaki kayaya geç , aşağıdaki durumu haber ver El işaretleri ile durum değerlendirmesi yapalım.

Yaralı varsa acil yaralı planını devreye sokulacak.

Yukarıdaki ekibin morali çok kötü. Eğer Bahadır düştü ise makara sistemi ile onu yukarıya çekecekler. Tabi ki bu durumuna bağlı. Eğer kımıldaması tehlikeli bir yara almış ise 2 kişi acil çıkış yaparak yardım çağıracak. Bütün bunlar kanyona girmeden planlandı.. Ara ara gelen Bahadırın bağırmaları sağ olduğunu gösteriyor ama belikli çok acısı var. 1-2 dakika sonra Celal’in aşağıdan yaptığı iyiyiz işareti ile Cengiz ve Yılmaz rahatlıyorlar.

Önce ,Cengiz ardından da Yılmaz 30 mt aşağıdaki kayaya iniyor.

Bahadır sapasağlam ayakta duruyor, pandül yemiş ve emniyet kolonu fena halde baldırını kesmiş neyse ki başka bir problem yok.

Önce sevinç ardından da ne diye bu kadar bağırdın diye küfürler havada uçuşuyor. Bahadır güçlü biri ama bu kanyon da bir dakika bir dalgınlığa yer yok.

Bütün ekip şelalenin önündeki kayanın üzerinde. Şimdi Bot suya inecek ve çantalar bota girecek. Ancak bu noktada akıntı çok fazla , bunu çantaları ıslatmadan başarmak zor.

Yılmaz’ın aklına parlak bir fikir geliyor. Tek tek uğraşacağımıza çantaları bota bağlayıp indirelim böylece tek tek uğraşmayız diyor.

Bu akıl dolu fikre güvenen ekip çantaları bağlıyor ve botu suya indiriyor.

O da ne bot ters dönmesin mi  çantalar suda bot yukarıda. Çantalar ıslandı ekip rahatladı.

Şaka bir yana sonradan düşünüldüğünde bota tek tek çanta yüklemenin olası olmadığını herkes kabul ediyor.

12:30 ekip sırayla suya atlayarak ıslanmış çantalarla birlikte kanala giriyor. Burası gün ışığı alan bir yer değil. Korku tüneli gibi. Nere gittiğiniz belli değil.Kıvrıla kıvrıla dönen bir kanalda su sizi sürüklüyor. 100 mt sonra ortalık artık sakinliyor ,debi kayboluyor ve bir gölet oluşturuyor. Önden giden Celal’in sesi duyuluyor.

Celal: Heyy burada bir çıkış vardı biri çıkışı kapamış.

Yahu bu resmen eşek şakası, Celal’e sıra ile fırça atılıyor. Su burada belli ki alt taraftan bir geçiş bulmuş ve bir sifondan tahliye oluyor. Göletten çıkmak için sol tarafta ağaç yığınları arasında kuçük bir geçiş imkanı var. Ancak oradan çıkmakta kolay değil. Oldu ki burası bir şekilde tıkandı, geri dönmek veya düz ve oval kayaları aşmak olanaksız.

Neyse ki çıkış hala yerinde. Ekipmanlar ve çantalar 10 mt. Yukarıdaki kayaya zorlukla taşınıyor.

13:30 suları. Kısa bir dinlenmenin ardından bir kişinin sığacağı bir delikten yaklaşık 10 mtlik bir iniş yaparak başka bir gölete girilip yola devam ediliyor.

14:30 suları. Çift boynuz mevkiindeyiz. Buranın isim babası Bahadır. Geçen sene burada bir yavru geyik boynuzu bulmuş isim oradan geliyor. Bu senede çene kemiğini buldu, 2-3 kere daha geçerse hayvan iskeleti tamamlayacak Ekip üşümüş ve yorgun durumda. Çantalar ıslak. Kuru bir çakmak bulunup uzun uğraştan soran yakılan ateş tekrar hayat veriyor.

Öğlen yemeği ve dinlenmenin ardından 3-4 saat daha yol alındıktan sonra Muhitinin adını verdiği Büyük kayada uygun bir kamp yeri bulunuyor. Eşyalar ıslak hemen ip gerip ateş yakıp her şey kurumaya bırakılıyor.

19:00 suları: Güneş kaybolmak üzere kanyonculara son bir göz kırpıyor. Celal yine sahnede sırada yapamadığı makarna var. Leziz bir kavurmalı makarna ve çorba ekibi kendine getiriyor. Tekrar neşeli kahkahalar ve espiriler kanyonu kaplıyor. Neyse ki rüzgar var ve her şey çabuk kuruyor. . Yemek ve keyifli sohbet ardından. Yıldızlar kanyon konuklarına göz kırpmaya başlıyorlar. Uyku zamanı , bu kadar sesiz ve gizemli bir ortamda uyumak ne güzel. Kanyon çıkışı anlatılacaklar düşünülerek uykuya dalınıyor.

08-07 Sabahı saat 07:30

Ekip kahvaltının ardından yola çıkmaya hazır. Tahminlere göre öğlen suları kanyondan çıkılacak. Buz gibi Valla sularına girilerek yola devam ediliyor.

10:30 civarı. İp inişleri ve su geçişleri devam ediyor.Bir çağlayandan geçilecek., su seviyesi bel hizasında , o nedenle çantaları bottan indirmeye gerek yok. Kontrollü bir şekilde bot çağlayana bırakılarak geçiş sağlanacak.

Akışa düz girmesi için Celal bir hamle yaparak botun burnunu düzeltiyor.

Oda ne !! . Celal birden dengesini yitirerek sırt üstü suya düşüyor. Su kalça hizasından biraz aşağıda ancak her an birini devirmeye hazır. Burada suyla asla şaka olmuyor. Sığ suda bile güvende değilsiniz . Su da gözden kaybolan Celal’i kırmızı neopreninden ve elini kaldırıp yardım istemesinden ekiptekiler tehlikeyi farkediyor.

Yardım istemek için yukarı çıkan elinden kavranıyor ama yukarı çekmek olası değil. İlk hamle başarısız oluyor. Daha sonra Bahadır ve Yılmaz Celal’in can yeleğini bulup kuvvetlice yukarı çekiyorlar . Suyun altında bir yaprak gibi salınıyor. Su yutmakta olan Celal’ın başı görünüyor. Celal’in başı su üstüne çıkıyor ve ilk derin nefesini alıyor. Kendine gelen Celal çekmeyin beni ayağım sıkıştı kırılacak diye bağırıyor. Cengiz ve Muhitin’de hemen yardıma koşuyorlar. Celal sırt üstü suya düşünce sağ ayağı 2 taş arasına sıkışmış durumda. Durumu kavrayan ekip , sol tarafa doğru kımıldatarak sudan çıkarmayı başarıyor.

Bu gerçekten kanyonun en zor anı.Celal!in hayatı; soğukkanlı olmasına, ekibin birbirine yakın olmasına , tecrübeli ve hızlı olmalarına bağlı. 15-20 saniye panik yapılıp müdahale edilmese hayatı bir tehlike olabilir Celal suda boğulabilir.

5 dakika sonra kendine gelen Celal ekip arkadaşları ile kucaklaştıktan sonra hadi devam diyor. Bu adam gerçekten çok güçlü. Sanki 5 dakika önce ölümcül kaza geçiren o değil.

12:00 suları Kanyon bitmek üzere . su ve kaya geçişleri nihayet son buluyor. Rahatlayan ekip şelalelerde eğleniyor yıkanıyor. Ancak şelalenin suyu kanyon suyundan daha soğuk , ısınmak için tekrar kanyon suyuna giriliyor. Yemek molasının ardından 1 saatlik zor bir trekking yapılarak köyün altındaki tahta köprü mevkiine ulaşılıyor.

14: 00 Ekip Hamitli köyünün mahallesine varıyor. Kısa bir dinlenme ve sohbetin ardından muhtarla vedalaştıktan sonra araç Önce Cide’ ye ulaşıyor. Cide göründüğünde telefonlarda çekmeye başlıyor. Heyecanla haber bekleyen Trekistlilere ulaşılıyor. Bu arada İbrahim fırsattan istifade trekistin bütün kızlarını toplamış kamptan dönüyor. Telefonda Kanyon ekibinden iyi haber alan trekistlilerin bağırtıları geliyor.

17: 00 Banyo ve giyinme ve medeniyette yenen ilk yemeğin ardından İstanbul’a doğru yola koyuluyor.

Böylece bir Valla Kanyonu aktivitesi daha önemli bir problem olmadan ufak tefek yara berelerle tamamlanılıyor. Anlatılanlara göre keyifli heyecanlı adrenalini yüksek hızlı bir geçiş olmuş.

Yazarın Notu: Böyle bir kanyonu geçmek hem çok keyifli hem de tehlikeli. Bu tip aktivitelere katılacakların öncelikle teknik olarak, psikolojik olarak iyi hazırlanmaları, her şeyden önemlisi iyi bir ekip olmaları gerekiyor. Bireysel başarıların yanında ekibin başarısı , uyumu , performansı çok önemli. Çünkü kanyondaki gücünüz içinizdeki en zayıf ekip elemanın gücü ile sınırlı.

Hep birlikte nice kanyonlar yapmak dileğiyle.

Bu hikaye ve hikayedeki kahramanlar anlatılan olaylar tamamen gerçektir. Hiç bir yerden alıntı yapılmamıştır. Aktivite ile ilgili sunum 1 ay sonra yapılacaktır.

2007 Valla Kanyonu Ekibi ( Celal Demirkıran / Bahadır Seyrekoğlu / Yılmaz Ece / Muhittin Gürçay / Cengiz Aksoy ) Adına

Yılmaz Ece

Trekist Doğa Aktiviteleri Grubu

www.trekist.com