01-10-2006 Patlangoç Mağara Kampı . Yazan Çizen sitede yayımlayan İbrahim Demirkıran , Resimler Ertugrul-Celal

 

 

MAĞARADA KONAKLAMA RAPORU..

Belimdeki rahatsızlık sebebiyle evde oturmuş, böğürtlenli tarhana, domatesli tarhana derken, işi biraz abarttığımın farkına vardım.Vardım da, yapacak bir şey yok. Serap ha bire gaz veriyor.Likör de yapalım, şarap ta olsun.Grupta adım çıkacak.

Grup ise faaliyet üstüne faaliyet yapıyor.Bu insanlar aynı anda iki rüyayı birden görüyorlar.1. iş hayatları, 2.hafta sonu doğa maceraları.Bunlarda insanlık yok.(Bahadır ve Celal ) Hasta adama ‘mağarada kamp yapacağız’ denir mi? Denmez dimi? ama bunlar dedi...

Fas’ta tünel mühendisi olan kardeşimiz Ertuğrul uydu aracılığıyla bizi gözetim altına almış.Küçük bir ayrıntıyı atlamış.(muhtemelen o sırada çölde kum fırtınası varmış) biz mağaraya diyoruz o ise, tünel işi var diye ilk kargo uçağında ŞÖFER mahallinden yer kapıp geldi. Sıkı bir yürüyüşten sonra geldik mi mağaranın girişine...Bu ne ya?? Tilki inine benziyor, daracık bir giriş.Ayvaini ve Sarıkaya mağaralarını hatırlayınca burası küçük geldi.İçeride 22 saat kalınca çıkışta utandım , benimkisi şımarıklıktı..Küçük olan benmişim....

Ben jeoloji mühendisi olmadığım için, detaya girmeyerek , bir bilim adamı olarak şunu söyleyebilirim, mağara oluşumu devam ediyor.Sarkıtlar, dikitler birleşmek için yarışıyorlar.Sarkıtların yanında oluşan perdeler muhteşem akustik sesler veriyor.

Konakladığımız galeriyi küçük mumlarla, girişini de Serap’ın meşalesiyle aydınlattık.Görüntü muhteşemdi.Küçük bir Ayasofya gördük.Kaldığımız galeride iki tünelli bir baca oluşmuş.Celal, Bahadır ve Mehmet bacaya tırmanıp loca yapınca arkalarından Av.Semra, Behiye, Aksel locada yerlerini aldılar.Küçücük bir bacada insan bu kadar mı eğlenir? Tabandan 10 metre yükseklikte bir kovuktaki şamatayı kaçırmak istemedim.Hemen yola koyuldum lakin önümde Orkun engeli vardı, aşamadım .Abi şimdi olmaz daha erken deyince kös kös oturduğum yere döndüm..Bizde büyük küçük fark etmez..Karşındakinin lafını dinlersin..Aramızda böyle bir saygı anlayışı var.Yoksa içilen sigaralar saygısızlık olarak algılanmamalı Orkun kardeşim.

İçeride geçen 22 saat bizlere ekip ruhunun güzelliğini bir kez daha tattırdı.Güneşi özledik, yeşilin tonlarını ,börtü böceği ne kadar çok sevdiğimizi.. daha da ötesi insanları. Bizleri mağarada ziyarete gelen, fındık fıstığı esirgemeyen o güzel insanları görünce sevinçten boyunlarına sarıldık, hepsine teşekkürler..

Aksel: Ahçılığı çok güzel. Olmazsa olmazı salata, yine yaptı..Baca tırmanışı bir hanıma bu kadar mı yakışır? Sabah kalktığında agresif oluyor, uzak durun. derim.Biraz dağınık.

Behiye: Kardeşimin gözlerindeki samimi ve dost bakışlar mağaranın karanlığında bile sönmedi.Aslan yattığı yerden belli olur ya, Behiye’de aslan gibi hemen orada hakim bir tepe buldu.Düzenli ve tertipli.

Semra: Abi kız hep gülüyor, açık vermeye gelmez.İnce ince makara yapar.Enerjisini yanından eksik etmediği ay çekirdeklerinden alıyor.Tertipli, düzenli.

Av.Semra: Biri bu kızı durdurmalı, olmadık deliklerden geçip ekşın yapmaya bayılıyor.Annesiyle karşılaştığımda her şeyi anlatacam. Buraya gelirken seminere gidiyorum diye evden kaçmış.Tam dağınık.

Serap: Mağaraya gelmek için benimle biraz boğuştu.Hele mağara tırmanışında küçük çaplı bir kriz yaşadık.Yumruğu masaya vurunca direnemedim.Belindeki rahatsızlıktan dolayı yapamayacağını düşündüm.Ama cesur yürek olarak aktiviteyi sorunsuz tamamladı.Özür dilerim.Tertipli ve düzenli.

Mehmet: Çok samimi ve çalışkan olduğundan kızlar bir dediğini iki etmiyorlar, etrafında pervane olup üşümesin diye kızlar aralarında yatırıyorlar.Kıskanmamak elde değil.Tavada yağ eritip iki yumurtayı pişiremez.tertipli ve yardımsever.

Celal: Elinden her iş gelir.Yemek organizasyonlarını çok iyi düzenler.Bahadır kankası yanındaysa her türlü çılgınlığı denemekten kaçınmaz. Gözü karadır.Dağınık.

Bahadır: İçten ve samimi bir arkadaş.Ekip ruhunun olmazsa olmazlarındandır.Grubun ağır işçisidir.İstediği bir şeyi vermezseniz kaba kuvvetini kullanıp, alır.Çantasında mutlaka kaçak bonibon taşır. BU DA DAĞINIK....

Orkun: Çok yer, herkesten çok çalışır.Bilgisini paylaşmaktan zevk alır.Sıkıysa dinleme..Kim yardıma ihtiyaç duysa hep ordadır.Çok dağınık ve kapris yapar.

Ertuğrul: Kendisine has bir güzelliği var.Yemek sorunu yok.Ne versen yemez, az laf, ince espri peşinde.Paylaşımcı, iyi bir gözlemci.Tertipli düzenli.

Ertuğrul’un Fas’ta çalıştığını bilmeyen arkadaşları telefon açıp hal hatırdan sonra ‘nerdesin?’diye sorduklarında: ‘Fas’tayım’ cevabını hastayım anlayıp, geçmiş olsun diyorlarmış.

Sevgiyle, sağlıklı olun.

YAZAN: İBRAHİM DEMİRKIRAN

FOTOGRAFLAR:ERTUĞRUL ERGÜL

30/09/2006