25/03/2007 Melen Rafting  Yazan Çizen sitede yayımlayan  Ayça, Aksel  , Foto Ayça Yıldırım

 

 

 

 

 

 

 

 

           

 MELEN RAFTING

 

25 Mart Pazar günü yine Amatör arkadaşlarla  yepyeni heyecanlar için yollardaydı.

Rafting için hazırlıklar yapıldı  sabah 08.00 gibi yola çıkıldı. Rotamız Düzce-Melen Çayına uzanıyordu.

Bu raftingin geçen sene aynı zamanlarda yaptığımız aktiviteden önemli bir farkı vardı. 21-23 Nisanda yapacağımız Filyos Çayı geçişi için bir ısınma anlamına geliyordu aynı zamanda. Bizler, trekist ailesi olarak; küresel ısınma, çevre kirliliği için sesimizi botlarla çay geçişi yaparak yükseltmek istedik.. Umarız, sesimiz gerekli yerlere ulaşır.

Aramıza yeni katılan arkadaşlarla tanışmamızın hemen peşinden, sanki çok önceden tanışıyormuşcasına sıkı bir yarenliğe dalmıştık bile.  İçlerinden Ayça arkadaşımızın rapordaki katkısını eklemeden geçemeyeceğim.

"Ben ilk defa bu grupla aktiviteye katılıyorum. Grup gerçekten çok candan ve sportmen. O kadar içtenler ki, bir anda kendinizi, hiç yabancılık çekmeden grubun içinde buluveriyorsunuz."

Hoşgeldiler aramıza..

Gerçekten de her yolculuğumuzun merhabası sanki bir ilk buluşma heyecanında, her ayrılık akşamı ise, hiç bıkmamacasına özlemle dolu geçiyor. Katılan arkadaşlarımız ise çok geçmeden bu havaya karışıveriyorlar.

9 saatlik bol sohbetli ve neşeli bir yolculuktan sonra parkurun başladığı Dokuzdeğirmen Köyü'ne ulaştık. Keyifli bir çay molasından sonra kıyafetler dağıtıldı. Küçük bir brifingten sonra, raftları sırtlanıp Melen Çayına indik. Ekipler ayrıldı. 5 bota dağıldık. Her botta bir rehber vardı. Ama bizim bottaki rehbere çok acıdım doğrusu. Grubun en anarşist iki kardeşi ile birlikte olmak gafletinde bulunduğu için:)) Biz yola çıktığımızda baştan üçüncü idik, parkuru en önde hem de açık farkla bitirdik. Arkadan cılız sesi yükseliyordu rehberimizin;

Stoooppp...

ama bizim sıramız değill.....

Sağa---- sola...

Dinleyen kim? Grup liderimiz, mümtaz insan İbrahim Demirkıran şu dalgayı ıskalayacak mıydı, olur muydu hiç?

Eh ne yapalım, bu kadarcık kusurumuz da oluversin.. Alt tarafı suya düşerdik. Malumunuz, mümtaz abimizin suya düşmek ve hafif derecede su yutmak gibi bir hobisi var:)) Neyse ki bu aktiviteyi sadece botta ıslanarak olarak bitirdi, tebrikler..

Botumuzda rehberimizle birlikte 6 kişi idik. Sevgili Ayça'ya kürek çekmekten daha asli bir görev verdik. O fotoğraf çekiyordu. Birbirinden güzel görüntüler yakaladı.

En önde gitmenin en güzel tarafı geriye dönüp gelen diğer botları seyretmek bence. Büyüleyici bir güzellik bu. Ritmik bir şekilde küreklere asılan arkadaşlarımızı büyük bir keyifle izledim. Tabi ki onlar rehberlerini dinliyorlardı. Bizim görüntümüz sanırım hiç de düzgün değildi. Bir ara bizim rehbere diğer bottaki bir rehber "neler oluyor?" sorusunu yönelttiğinde, çok acıklı bir ifade ile ellerini iki yana açıp, sadece dudaklarını büktüğünü duyduk.

Neyse, dedikoduyu bırakalım artık. Yerin kulağı vardır:))

Yaklaşık bir saat sürdü parkur. Umduğumuzdan çabuk bitti bu defa. Çünkü debi oldukça fazlaydı. Muazzam manzaraları seyreyleyerek, sularla boğuştuk. Parkur bittiğinde, herkes sırılsıklam, neopren giysilerimize rağmen donmuş ama yine de mutlu bir şekilde soyunma odalarına koştuk. Sonra çıtır çıtır fındık kabuklarının yandığı o özel sobanın başına üşüştük.

Çok leziz bir sofra hazır, bizi bekliyordu.

Parkurun bittiği yerin adı beyler köyü. Gerçekten uzun süredir bu kadar bozulmamış bir köy görmemiştim.Tam anlamıyla köy gibi köy. Hala evin dışındaki klasik fırınlarda ekmeğini yapan ,ineklerin, tavukların,atların,köpeklerin köy meydanında sere serpe dolaştığı, her evi tarih kokan,iyiki geldim dedirten……

Köyü dolaştım, yemeğimi yedikten sonra. Köylülerle, o pırıl pırıl Anadolu kokan insanlarla sohbet ettik. Gitgide bozulan, azalan nüfus ve istihdam onları mutsuz ediyor tabi ki. Keşke gördüğümüz güzellikleri gölgeleyen böyle manzaralar olmasa.. Çünkü çok daha fazlasını hakediyorlar..

Ve eve dönüş… herkes yorgun ama keyifli bir şekilde yeniden görüşme dileklerini ileterek ayrılıyoruz.

Bu keyifli gezi için sonsuz teşekkürler.

Bir sonraki aktivitelerde görüşmek üzere...

 

Ayhan Ayça YILDIRIM

Aksel AĞAN