26-03-2006 Melen Rafting   Yazan Çizen sitede yayımlayan Tansu , Foto Sevcan-Serap

 

 
 

 

Merhaba arkadaşlar.

Bu güzel ve heyecan dolu aktivitenin raporunu yazma görevini Sevgili Yılmaz bana verdi.Umarım yaşadıklarımızı çok fazla atlamadan sizlere aktarmayıbaşarırım..

Ben İzmit'ten bindiğim için Minibüste İzmit'e kadar neler yaşandı bilmiyorum  ama gördüğüm kadarıyla daha hala herkes tam olarak uyanmamıştı.Minibüs haricinde ise özel araçla Ahmet, Orkun, Funda ve Yılmaz Minibüsümüze eşlik ediyorlardı..

Yanımda oturan Fatma tepemizdeki bulutlara bakarak acaba yağmur yağarmı diye endişe ile sordu , bende bu yörenin havasının her an değişkenlik gösterdiğini bildiğim için bulutların yüksek olduğunu ve bize yağmursuz bir raftinge imkanı vereceğini sandığımı belirttim..çok şükür ki yanılmadım. Varacağımız yere saat 11.00 de olmamız gerektiği için oldukça hızlı bir tempoda Rafting'in start alacağı yer olan Düzce-Cumayeri'ne bağlı Dokuzdeğirmen Köyüne sağ salimen vardık.( bu arada şöförümüz Osman'a teşekkürler ) önce köy kahvesinin taze demlenmiş çaylarını arkadaşlarımızın ikram ettiği pastalar eşliğinde içtikten sonra herkesi yavaş yavaş rafting heyecanı sarmaya başladı.Rafting'e Funda,Serap ,Sevcan ve Suna'nın sevimli oğlu Arsel dışında herkes bir an önce katılmak istiyorlardı.Bu arada sevgili Orkun bize kısa bir ön bilgi verdikten sonra bizi bekleyen Profesyonel Rafting ekip elemanlarıyla tanıştık.Bize rafting'te giyeceğimiz Neopren elbise , kask ve can yeleklerimiz dağıtıldı..Herkes bunları kuşandıkça işin ciddiyeti daha da bir anlaşılır oldu ve heyecan ile az ötemizde heybetli bir şekilde akan Melen çayına girip biran önce bu azgın sularda finişi görme arzusunu  yaşamaya başladık. Bizlere hem kaptanlık hemde rehberlik edecek profesyonel ekipteki arkadaşlar rafting sırasında karşılaşacağımız her duruma karşı bizim yapmamız gerekenleri tek tek canlı örneklerle anlattılar ve bizde botlarımızı yüklenip çay'ın yanına geldik.. Raftinge Ankara ve Ereğli'den gelen diğer dört arkadaşta bizlerle beraber sularda boğuşacağı için botların kapasitesine göre kişi dağılımı yapıldı..

Büyük olan sarı bot'ta; Yılmaz,Tansu,Fatma,Hüsniye,Serap,Pınar,Mustafa,Semra  ve kaptanımız Ahmet vardık. Diğer ufak olan siyah bot'ta ; Orkun, Atok hoca ve Ahmet diğer Turuncu bot'ta;Aksel ve Suna , Kırmızı bot'ta ise ;İbrahim abi,Behiye ve Büşra bulunuyorlardı ,küreklerimizde dağıtıldıktan sonra botlarımız teker teker sulara girmeye başladı. Olası bir devrilme yada düşmelere karşın yardım ve kurtarma için birbirimize yakın seyrederek yol almaya başladık ..İlk 1 km oldukça sakindi ve kendimizi sınamak için bir fırsat oldu sonra işin güzelliği ve heyecanı da yaşanmaya başladı suların renginin dalgalarla oluşan köpüklerle beyaz'ını gösterdiği yerlerde içinde bulunduğumuz bot sanki ipini koparmış azgın bir boğa gibi yerinde duramıyor bizi bir kıyıdan karşı kıyıya atmak için uğraşıp duruyordu ama maalesef üstündeki önde oturan Yılmaz ve Tansu'nun ardına dizilen güçlü kürek ekibiyle bu mümkün görünmüyordu.. Yanımızdaki botlardan gelen HOOOP-GÜÜMM nidalarına zaman zaman bizlerde eşlik ediyor ve daha da bir motive olarak deli gibi akan suyla mücadeleye devam ediyorduk..bu arada suların üstümüzü ıslatmasıyla havanın ve de suyun ne kadar soğuk olduğunun bir kez daha idrakine vardık ama yapacakta çok fazlada bir şey yoktu çünkü artık biz havaya girmiştik ve burada olmaktan da büyük zevk almaya başlamıştık.

tehlikeli yerlerden botlar sırayla ve kontrollü geçtikleri için önce öndeki botu seyrediyor arkasında aynı heyecanı bizde yaşıyorduk..Yine böyle bir yerde önümüzdeki siyah bot altından akan azgın sulara fazla direnç gösteremediği için içindeki arkadaşlarımızı maalesef sularda boğuşurken gördük arkasındaki kırmızı bot ise onlara yardım için giderken önünde duran heybetli bir kayaya vurarak üstündeki arkadaşlarımızı bu kayada geçici olarak misafir ettiğini şahit olduk..

hızla akan bu azgın bu suya İbrahim ağabey, Ahmet ve Büşra düşmüşlerdi geçicide olsa sanki acaba bu suda da boğulurmuyuz endişesine kapılmışlardı ki arkasından diğer bottaki Behiye de bunlara katılıp o da bu heyecanı yaşadı. bu arada kendilerini bir anda kaya üstünde bulan Suna ve Atok hocanın ise olanları biraz keyif birazda endişe ile izlediğini fark ettik.. Neyse durum kontrol altında idi ve bizlerde aynı yerden sorunsuz geçerek kıyıya yanaşıp arkadaşlarımızın yanına gittik, bu arada çay'da balık avlayan balıkçılara da izlenecek güzel bir eğlence yaratılmış oldu..balıkçıların yakmış olduğu ateşlere etraftan toplanan çalı çırpı ile takviye edilerek üstümüzdeki neopren elbiseleri kurutarak biraz olsun ısındık.Ama kırmızı bot yerini pek sevmiş olmalı ki ben bu kayadan ayrılmam diye tutturunca bot tüm uğraşlara rağmen kurtarılmadı ve onda seyreden arkadaşlardan diğer botlara dağıldı.. Suna ve Atok hoca bizim bota geçince bizim bot tam 10 beygir gücüne erişmiş oldu ve artık azgın sularda daha bir ağır ve güçlü bir şekilde yola koyulduk. Sakin bir yerde diğer botu beklerken bot içinde ısınmak için el şaklatıp dize vurma oyunu oynayan Yılmaz küreğini düşürünce bu sefer sudan almak için iki bot seferber oldu ve Başkanımız nihayet kırmızı küreğine kavuştu..Tüm arkadaşlarımla uyum içersinde kürekler çekip ara sıra birkaç dönüş yapıp ara sırada havalara yükselip sulara gömülüp zevk çığlıkları eşliğinde yol alırken karşımıza çıkan iki iri kayadan büyük bir başarı ile kurtulmasını bilip kazasız bir yol aldığımızı sanmıştım ki arkamda oturan Pınar bizim bottan da bir düşen olsun dercesine kendini sularda buldu ama bizler hemen onu bota alarak ne kadar birbirimize bağlı olduğumuzu bir kez daha gösterdik ve bu böyle yaklaşık 2,5 saate yakın sürdü bazılarımız finişe artık daha ne kadar var diye sorarken bazılarımızda bu botla acaba Karadeniz'e ne kadar zamanda gidebiliriz diye de merak ettik.. Kaptanımız botlara ilk bindiğimizdeki galiba bunlarla sorun yaşayacağım diye içinden geçirdiğini ama onu yanılttığımızı itiraf edince içten içe de gururlandık nede olsa bizler 3 yılı aşkın bir süredir birlikte idik ve beraber oldukça başaramıyacağımız pek bir şey yok yoktu.Her şeyin olduğu gibi bu raftinginde sonuna geldik ve nihayet bizi bekleyen arkadaşlarımıza kavuşarak karaya çıktık..önce bizi bekleyen güzel bir yemeğin ve demlenen çayların ardından fındık kabuğu ile yanan sobanın etrafında güzel sohbetlere başlandı. Bazılarımız tavla oynadı ( bu arada Aksel'cim şu 0-5 in rövanşını fazla zaman geçirmeden yapalım diyorum ) bazılarımız ise ıslanan saçlarını bir an önce kurutma telaşına düştü Bizimle gelip rafting yapmayan arkadaşlarımız burada etrafı dolaşıp bol bol tavla oynayarak eğlendiklerini söylediler. Buraya gelinipte yürümemek olur mu diyen yerel rehberimiz Muzaffer eşliğinde yarım saat süren güzel bir yürüyüşün ardından oldukça yorgun bir şekilde kendimizi araçlarımıza attık. Dönüş yolunda arkadaşların hepsinin bu aktiviteden çok memnun kaldıklarını ve mutlu olduklarını duydum ama ne şarkı ne türkü söyleyecek hallerinin kalmadığınıda üzülerek belirtmek isterim.(Bu arada sevgili Zeynep'in kulağını çınlattım haberi olsun) ama ben İzmit'te indikten sonra canlanıp eğlenmeye başladılar mı orasını bilemem.. Evet dostlarım aşağıda yazdığım arkadaşlarım bu rafting aktivitesinden büyük keyif aldılar..umarım gelemeyenlerde başka bir sefer bu güzelliği tadarak bize hak verirler. Ben daha önce Antalya'da raftinge katılıp çok güzeldi demiştim.Ancak bu rafting'te aldığım büyük zevkin en önemli nedeni ise sizlerle bu heyecanı paylaşmam olduğunu özellikle söylemek istiyorum

İyi ki varsınız.. Nice güzel aktivitelerde buluşabilmek dileğiyle.. Sevgiyle ve dostlukla kalın.

27.03.06

TANSU