Trekist Sıra Dışı Etkinlikler Grubu

 

 
12-08-2008 16:42




En Yakın Etkinlik
--------------

16-17 Ağustos
Bozca Ada Deniz Kampıi



Hava Durumu

Mail Listesine
Üye ol


Forum Sayfaları

 


Aktivite Yer Tarih Rapor Foto Clip
Mavi Dalış-3 Kemer - Kaş 21-06-2008 Vildan Eskicioğlu Okan-Burak-Volkan-Özkan-Funda ..
aa
1. Teknemiz Doğan 2. Teknemiz Gün Batımı Oje sürme yarışması
v
Kaçak mehtap gezisi 2 dalış arası dinlenme Gece Kaş Gülen yüzücüler
Gündüz Kaş Kaş'ta alışveriş Uyku Vakti Teknede parti
Cumburloop Halay Ekibi Uykucu Doğan Karşı masadan salata
Akıyor hayvan çevir abi Bremen mızıkçıları Yuvasını yapan balık Kemer'den
Mağara Keyfi Mağaradan Tekne 38 mt de Paris Batığı
Akvaryum Istakozmu ? Mağara Dalışı Anfora
Caretta Caretta Dönüş yolu Mavi Dalış-4 te buluşuruz

Okaaaaan çatlaaaaaa..!
.

Ne diyor bu kız diye düşünmeyin anlatacağım birazdan.

Msn listeme kayıtlı olanlar geçen hafta, 51 haftadır sabırsızlıkla beklediğimiz Mavi Dalış-3 için geri sayım yaptığımı kişisel ileti kısmımdan takip etmişlerdir. Günler, saatler derken Kozyatağı Carrefour'un önünde dakikaları saymaya başladım en sonunda. Beklerken de tatlı bir heyecan duyup, geçen sene birlikte olduğumuz arkadaşları görmekten mutlu olup, sabırsızlık çekip, yeni aramıza katılanları merak ettim. Hepsini birden aynı anda yaşayabiliyormuş meğer insan. Sonunda otobüsümüz ufukta göründü. Otobüsün içinde bir bayram havası, bir curcuna ki sormayın. Özlemişiz birbirimizi yahu.

Uzun ama keyifli bir yolculuğun ardından sonunda Kemer'e vardık. Bundan sonrası biraz karışık. 40 kişilik grubumuz, iki tekneye ayrıldı; tatilciler, dalıcılar ve yüzücüler olmak üzere ikiye ayrıldılar; dalıcılar, üç gruba ayrıldılar; yüzücüler, discovery yapanlar ve yapmayanlar olarak ikiye ayrıldılar; hatta malzemeler bile klüp ve şahsi olmak üzere ikiye ayrıldılar. Bu grupların her birinin kendine ait ayrı bir tatil hikayesi var. Hatta tekne mürettebatının bile kendine göre bir bakış açısı var bu tatil hikayesinde. İşim çok zor yani. Neyse bir ucundan başlayayım.

İlk gün King oynamayı öğrendim. Ne alakası var demeyin. Liman müdürü tatile çıkmış. Tatile çıkınca da bizim limandan ayrılmamız için gerekli belgeleri imzalayamamış. Öyle olunca da biz hiçbir yere gidemezmişiz. Eh vakit geçirmek lazım. Bu vaktin bir kısmını söylenerek ve Kerim Hoca'ya suikast planları düzenleyerek geçirdikten sonra gece biraz Kemer'de dolaştık. Burak'ın kulağını deldirdik. (Bu arada Burak geçtiğimiz Çarşamba motoruyla yağ birikintisine girmiş ve kaza yapmış. Geçmiş olsun Burak) Yılmaz da kulağını deldiren başka biri daha çıktı diye mutlu oldu. Sonra maç izleyebileceğimiz bir yerler aradık. Bazı arkadaşlarımız da maç sırasında sevinecek Hollanda ve/veya Rusya taraftarlarının sevinçlerine ortak olmak niyetindeydi benden duymuş olmayın. Ama karma bu arkadaşlara dersini verdi. Gol sevinci, maçı izlediğimiz kafeden çıktıktan 5 dakika sonra geldi.

Biz geceyi Kemer'de geçirirken diğer tekne ise limanın biraz açığına çekildi. Tekneler arasındaki iltica-mülteci kavramları da bu vesile ile doğmuş oldu. İlk mültecimiz Ferdi gecenin bir yarısı bota atlayıp botun sahip olduğu tek kürekle daireler çize çize limana ulaşıp bizi maç izlerken yakaladı.

Sabah sonunda yola çıkabildik. İlk durağımız olan Üç Adalar'a vardığımızda dalış heyecanını hissetmeye başladık. İlk dalışlarda pasımızı atmaya ihtiyaç duyduk biraz. Gerçi ilk grup şöyle 20m lerde dolaşalım niyetiyle çıkıp hızını alamayıp 33 m civarlarına inip mağara görmüş. Dalışlarla ilgili ayrıntıları farklı gruplardaki arkadaşlardan ayrıca öğrenelim. Ben ve Volkan 3. gruptaydık. Yani 1 Yıldız seviyesi. En fazla 20 m ye kadar inebiliyorduk. İhlaller olmadı diyemem ama. J

Pınar geçen sene yaşadığı problemden sonra tekrardan dalışa ısındı. İlknur ve Beyhan dalış takımımıza yeni katıldı. İlknur heyecanını tatilin sonlarına doğru iyice yenerken, Beyhan her zaman ki pozitif ve rahat tavrını sualtında da sergiledi.

İlk birkaç günkü dalışlar görüşün az olması yüzünden çok tatmin edici olmadı açıkçası. Ama dalışlarla ilgili en büyük sıkıntıyı yüzücülerin oluşturduğu Doğan Teknesi yolcuları yaşadı aslında. Kerim Hoca'nın salvosu sonucu Doğan Teknesine yerleştirilen kompresör yüzücülere zor saatler yaşatmış. Öyle ki kompresör kayışı koptuğunda teknelerinden bir "oh olsun" hissi yayıldı buram buram. Hele krank mili kırılıp da kompresör iyice su koyverdiğinde Kerim Hoca'nın yeni bir kompresör alıp bizim tekneye yerleştirmesi üzerine büyük bir parti verdiler. (Krank milinin nasıl kırıldığını hala çözemedik ama neyse. Okan Abi, suikast düşüncelerine katılmamak mümkün değil.) İpek'in ojeleriyle beyaz bir t-shirt'e "komprese(!) veda partisi" yazıp karşımızda göbek attılar vallahi. (İpek ojelerinden olsa da yine çok güzel ve bakımlıydı.) O sıralar bizim teknemizde mülteci olarak bulunan kompresörcübaşı Orkun'u kurtarmak ümidiyle  "Orkun kardeş kır zincirlerini. Kurtar kendini kompresörden!" diye bağıran çocuklar ise bizi bayağı bir güldürdü. Gomünist mi olcanız siz bizim başımıza yahu? (Bu kompresör olayının en mağdurları da muhakkak ki kompresör gürültüsünden bunalıp teknemize sığınma talebinde bulunan ancak bizim teknede yine kompresörle karşılaşan Ferda ve Leyla'dır. )

Kısa süreli bir Seferoğulları-Tellioğulları ambiyansından sonra herkes teknesine çekildi. Doğan Teknesi de bizden ve kompresör sesinden mümkün olduğunca uzağa demirlemeye dikkat etti bundan sonra. Tekneler arasındaki rekabet her fırsatta devam etti ama. Mesela aşçılarımız yemeklerini yarıştırdı. Bizim aşçımız "Banderas" Memduh'un portakallı türlüsü karşı tarafın yanar dönerli meyve tabağıyla savuşturuldu vs. Teknelerdeki eğlence ise ciddi bir rekabet unsuruydu. Kompresörden kurtulmanın da heyecanıyla iyice coşan Doğan Teknesi yolcusu- bazen yüzerek bizim teknemize iltica etse de- Babür Abi Okan Abi'yi çatır çatır çatlattı. J

Bu arada Burak geçtiğimiz Çarşamba motoruyla yağ birikintisine girmiş ve kaza yapmış. Geçmiş olsun Burak.

Gündüzleri biz dalışlar yüzünden vaktin nasıl geçtiğini anlamazken yüzücüler de iyice bronzlaştılar. Esmerleşmiş tenine uygun oje bulmanın samimi mutluluğunu yaşayan Funda'nın mutluluğu da hepimize feyz olunca birden bir oje partisi oluştu kendi kendine. Rengarenk ojeler ortaya çıktı. Ama olayı biraz daha ilginçleştirmemek bize yakışmazdı. Erkeklerin nasıl oje sürdüğünü test ettik biz de. Yılmaz ve Okan Abi'nin ortak çalışmasıyla benim ellerim Çarşamba pazarına dönerken en iyi oje süren erkek Özkan seçildi.

İlkay tatilinin çoğunu uyuyarak geçirdi. Arada bir de Denizhan'la kağıt oynarken görüldü. Denizhan da amcası ve babasına çekmiş. Sualtında bile güldürdü beni.

Çarşamba öğleden sonra Kaş, begonvillerle süslü beyaz kerpiç evleriyle bizi karşıladı. Kendimizi alışveriş çılgınlığına verip Kaş gümüşçülerini ihya ettik. Akşam oynanacak Türkiye-Almanya maçını izlemek için yerlerimizi aldık. Maçı keyifle izleyip, son dakika şansımız yine döner mi acaba diye ümidettik ama olmadı. Bu arada İdil'in sağlam bir maç seyircisi olduğunu öğrendik.

Kaş'ta geçirilen geceye bir ilave daha: Gecenin bir yarısı motor kiralayan Okan Abi arkasına İlknur'u da atıp fotoğraf çekme hevesiyle kendini Kaş'ın yokuşlarına vurdu. Mecazi anlamda değil gerçek anlamda. İlknur'la birlikte motordan düşüp her taraflarını çizmişler. İlknur da bunun karşılığında  Okan Abi'ye pansuman yapma cezası verdi. (Ama muzır çocuk edasına bürünen Okan Abi her şeye rağmen yine de sabahın bir körü kalktı ve motoruyla tepelere çıkıp Kaş'ı fotoğrafladı.) Okan Abi bir taraftan pansuman yapar, bir taraftan Funda, Yılmaz ve Burak'a bepantol sürer, bir taraftan da Belen çatlamış ayak parmağına alçı yapar, arı sokmalarına karşı krem sürerken teknemiz biraz revir havasına büründü. Tekneye kurşun döktürmek lazımdı aslında.(Bu arada Burak da geçtiğimiz Çarşamba motoruyla yağ birikintisine girmiş ve kaza yapmış belki bilmek istersiniz diye düşündüm. Geçmiş olsun Burak.)

Gecelerimiz bir tek maç izleyerek ya da sohbet ederek geçmedi tabi ki. Arada bir geleneksel Trekist karpuz seçmece dansı yaptık, arada bir Tülay Abla'nın çocukluk anılarını dinledik, arada bir dalışlar yapıldı, arada bir de yüzdük. Hele Adrasan Koyu, kumsalı ve küçük iskelesiyle yüzmek için muhteşem biryerdi. Yalnız geceleri yüzmeye kalkarsanız Burak'a dikkat edin derim. Ne yapacağı hiç belli olmaz.

Veli Hoca son gece saatlerce gece yüzüşüne hazırlandı ama nedense suya giremedi.

Kaş'ta kanyona dalış yaptık. Geçen sene de dalmıştık kanyona, ama acemiliğin etkisiyle hiçbir şey anlamamıştık. Bu sene iyice bir tadını çıkardık.

Kaş'tan ayrıldıktan sonra Kerim Hoca bizi Kekova'ya götürüp size şnorkelle batık şehri izleteceğim diye bizi kekledi. Alacağın olsun hocam.

Kemer'e dönüş yolunda dalış noktaları da oldukça renklenmeye başladı. Biraz da tesadüf eseri bir sualtı mağarasının varlığını öğrenip çok keyifli bir dalış yaptık. Mağara ve ardından ulaştığımız resif gerçekten harikaydı. Öyle ki bir daha aynı noktaya dalmak istedik. Hatta Okan Abi ve Belen dalmalara doyamayıp 4 kez aynı mağaraya daldılar. Eh Okan Abi ne de olsa artık dalış liderliği yapmaya başladı. Kesmez artık bir dalıp çıkmak onları J

Bize ikinci mağara dalışımızı yaptıran Doğan Hoca'nın solungaçlarının nerede olduğunu bilen varsa benimle paylaşsın lütfen. Keşif yapayım derken 51m ye inmiş. "Aşağıya doğru devam ediyor muydu?" dedim. "Yok. Olsaydı devam ederdim zaten" dedi. Ben 3000 dalıştan sonra bazal metabolizmayla yaşadığını düşünüyorum. Su içinde bile esneyebilmesi de düşüncelerimi güçlendiriyor. Ama bütün esnemelerine rağmen dalışlarımız oldukça keyifli geçti. Kendisi bizi su üstüne çıkartıp yarasaları gösterdi, su altında havadan halkalar çıkardı, tepeüstü durdu, kaya tırmanışı yaptı. Biz de dalışın nasıl geçtiğini bile anlamadık. 

Yüzücülerimizin bir kısmı da discovery deneyip dalış tecrübesini tattılar. Funda uzunca bir aradan sonra tekrar daldı. Kulağıyla ilgili problem yaşamadı neyse ki. Bundan sonra birlikte dalacağız di mi Funda?

Daha neler anlatsam bilemedim. Rapor da uzadıkça uzadı. Unutulanlar, atlananlar olmuştur, affola. Kalabalık olduğumuzdan dolayı tanışma fırsatı bulamadığım çok kişi de var. Hepsi de güzel elektrik verdiler ama. Özetle ilk birkaç gün yaşadığımız aksilikler en başta biraz canımızı sıksa da sonrasında tatilin nasıl bittiğini anlayamadık.

Not: Caretta Caretta'dan hiç bahsetmediğimi belki farketmişsinizdir. Tamamen kıskançlığımdan. Hele Caretta'yla çekilmiş tek fotoğrafa sahip Burak hepimizi çatlattı. Ama Burak da geçen Çarşamba motoruyla kaza yapmış. Yazıktır. Geçmiş olsun Burak! J

AKtiviteye Katılanlar ;

 

 


Duyurular

TEMMUZ
-----------------------
Grup Buluşması
Mavi Dalış -3 sunumu
21-08-2008
Perşembe 19:30
Kadıköy Küp Kafe
sorularınız için eylulde_43@hotmail.com
---------------------

 



Basından


Haftanın Elemanı

Horma Ekibi
Bahadır Seyrekoğlu
Yılmaz Ece
İbrahim Demırkıran
Erdal Bayraktar
Volkan Eskicioğlu
Murat Koparır
Hasan Geçkin
Soner Geçkin
Hakan Çimen





  Trekist Doğa Aktiviteleri Grubu