|
23/12/2006 Geyve Kar yürüyüşü . Yazan Çizen sitede yayımlayan Serdar,Yılmaz,Aksel , Foto Birol, Mehmet
|
|
24/12/06 Yuvacık Kungul Tepesi Trekking Faaliyet Raporu Yuvacık barajının hemen ilerisinde bir köy kahvesinde verdiğimiz kahvaltı molasından sonra aracımız 11 civarı yürüyüş başlangıç noktasına ulaştı, 11:20 gibi rehberimiz Tansu bey öncülüğünde yürüyüşümüze başladık. Başlangıç noktasında bol güneşli bir hava ve 30 yer yer 40 cm varan yeni yağmış bir kar karşıladı bizi. Ağaçlar tamamen karla kaplanmış, toprak dışarısına sarkan köklerinden buz kristalleri sarkıyordu , manzara görülmeye değerdi.Yolun karla kaplı olması yürüyüş hızımızı biraz yavaşlattı, bu sebeple Kayalar yaylası ve tepesi mevkiine ulaştığımızda karanlığa kalmamak için biraz daha aşağıdan dolaşan bir yola saparak rotayı biraz kısaltmış olduk. Öğle yemeği molamızı dere kenarında hoş biz düzlükte verdik, yarım saatten fazla bir duraklama yaşanınca o an ilk defa havanın gerçekten soğuk olduğunu hissettik. Dönüşe geçtiğimizde yolun sol tarafında kolayca çıkılabilen bir tepe fotoğraf çekmek isteyenlere güzel fırsatlar sundu. Karın gerektirdiği ekstra efor sebebiyle bir arkadaşımızın bacağında ağrı bir diğerinin ise ayakkabısında vurma problemleri yaşadık fakat onlarda başarıyla yürüyüşü tamamladılar. Dönüş yolculuğunda ise arabada bir çizgi roman muhabbeti vardı ki Baltalı ilah Zagorla başlayıp Tenten Mister No , Red Kitle sürdü gitti. Bu çok kullanılmayan rotada bize öncülük ettiği için rehberimiz Tansuya ve geziyi organize edenlere teşekkürler, Serdar Özdemir
Beyazı hiç bu kadar sevmemiştim. İçimdeki çocuk çıkıverdi ortaya. Özlemişti özgürce koşmayı , düşünmeden ıslanmayı. Bir kuşun kanadında uçup, bulutlara tutunup gökyüzünde dolaşmayı . Hayal etti çocuk ; pamuk şeker yerine kar taneleri koydu , irmik helvası yerine erimiş kahverengi karları. Kendi gerçek dünyasına daldı , dışarıdaki hayal dünyayı dışladı. Mutluydu kendi dünyasında. Ona ne kızan vardı ne hesap soran. Ne sorumluluk vardı ne yarın korkusu. Ne unut diyen ne de hatırla diyen . Özgürce yaşadı kendi dünyasında Tutundu bir kuşun kanadına dolaştı dünyayı. Hayalleri şimdi gerçekti .Yüksek tepelere çıktı karlı ovaları aştı. Küçük serçelerle ekmeğini paylaştı. Sevgisini verdi ve aldı. Mutluca yaşadı . Doyasıya çikolata yedi . Terledi, yoruldu , kirlendi . Kimse hesap sormadı ondan , kimse dışlamadı. Sevgisini özgürce sergiledi. Çocuk olmanın en güzel yanı düşünmeden yaşamak bir sonraki adımı. Yaşamak sonsuza dek tadını çıkarmak duyguların , gem vurmadan yaşadı çocukluğunu. Bedeli büyümekti. Islanmamak üşümemek ve sınırları geçmemek. Keyifli bir Pazar geçirdik . Bir sürede olsa içimizdeki çocuk ortaya çıktı. Diz boyu kar içinde yürüdük . Ekmeğimizi paylaştık. Birlikte üşüdük. yürüdük ve yorulduk. Güzeldi beyaz dünyada olmak. Birlikte tek bir yürek olmak. Hayaller değil mi bu kadar güzel şeyleri ortaya çıkaran. Hayal etmesek bunların hiç biri olmazdı. Ben hayallerimden vazgeçmeyeceğim. İçimizdeki çocuk ölmesin, öldürmeyelim. Onun saflığı uzanacak kadar yakınımızda olsun. Olsun ki bazen bir buluta tutunup bir kuşun kanadına takılalım. Bize sunulan değil, var olan gerçek evreni algılayalım. Güzelliklerin farkına varalım. Ve onları doyasıya yaşayalım. Daha çok kazanma uğruna yok etmeyelim, kirletmeyelim, öldürmeyelim. Bir kuşun kanadından da biz tutalım Dostlar , sevgililer , çocuklar , evlatlar olmasa yazmanında bir anlamı olmazdı. Satırlar onlar için var .Üşüyen güzel ellerde çekilen fotoğraflar onlar için. Onlar için sırtınızdaki yük. Onlarla daha anlamlı yeşil ve beyaz.
Sevgilerimle Yılmaz Ece
|