Trekist Sıra Dışı Etkinlikler Grubu

 

 
14.07.2010 17:06




En Yakın Etkinlik
-------------
18 Temmuz
Dere Yürüyüşü
Doğançay



Hava Durumu

Google Grup Listesine
Üye ol


Forum Sayfaları


2010 Aktivitre Raporları

 


Aktivite Yer Tarih Rapor Foto Clip
Horma Kanyonu Kastamonu Pınarbaşı 28-09-2009 Çiğdem Öztürk Muhittin Gürçay
aa

 

KANYON VE DOĞA SPORLARI ARAŞTIRMA DERNEĞİ TREKİST-KAD
HORMA KANYONU 28-29 AĞUSTOS 2009

 Horma Kanyonu 2 günlük bir Kanyon. Kısa ama teknik olarak gerçekten zor bir kanyon. Kanyon kısa ama raporu biraz uzun olacak J Sıkılacağını düşünen varsa okumayı şimdi bıraksın, kalanlar içinse kanyonların büyülü dünyasına hoş geldiniz demek benim için büyük bir keyif olacaktır.
Yaşadığınız bazı şeylerde "yapmak için ne kadar geç kalmışım" dediğiniz zamanlar olur. Doğa Sporları içinde "Kanyon Sporu" benim için bu duruma tam uyuyor. Bu hissi Trekist ile 2003 yaz mevsiminde Saroz'da yaptığım ilk deniz kampında da yaşamıştım. O Pazar sabahı, minik bir ağacın gölgesine kurduğum çadırımdan, neredeyse deniz suyuna ayak basarak çıktığımda "Neden daha önce ben bu işi yapmamışım?" diye düşünmüştüm.
Horma Kanyonu geçişine gelmeden önce Horma'ya gelene kadar kat ettiğim mesafeyi, bu işe başlamayı düşünen arkadaşlarıma bi nebze bile olsa fikir vermek açısından kısaca paylaşmak istiyorum. Trekist grubunun en eski üyelerindenim. Dernekleşmeye karar verdiklerinde bu işin bana getirisinin ve götürüsünün neler olacağını açıkcası tasavvur edememiş, çok da fazla takmamıştımJ Yılmaz'ın forumda yazdığı gibi götürüsü aylık 20,00 TL, getirisi ise çok fazlaymış...
Nisan 2009'da Derneğin kanyon eğitimi başladığında ayaklarım beni kendiliğinden derslere götürmeye başladı. Bunun benim için öncesi vardı. Geçmiş yıllarda çok sevdiğim bir-iki bayan arkadaşım kanyon geçişi yapmış ve açıkcası onları çok sevmeme rağmen bu yaptıkları şey yüzünden acaip de sevimli bir şekilde kıskanmıştımJ Onlar benim kalbimde hala o uzun kanyonu geçen, muhteşem kadınlar olarak yerlerini koruyorlar. Derslerde anlatılanlar, sınıfta yapılan teorik ve pratik eğitimler yıllardır bu işin içinde olduğumdan çok yabancı gelmiyordu, ama gördüklerini ve dinlediklerini gerçeğe dönüştürmek, uygulamak apayrıymış. İçimde ki kanyon canavarı uyanmaya başlamış ve ben bunun yavaş yavaş farkına varıyordum.  12 saatlik sınıf ve bir hafta sonu Balıkayalar saha eğitimi sonucunda eğitimim tamamlanmıştı. Şimdi sıra teorik olarak öğrendiklerimizi pratikde uygulayabileceğimiz Harmanköy geçişine gelmişti. 27-28 Haziran'da yaptığımız Harmanköy Kanyon'u aktivitesi bu işi gerçekten yapıp yapamayacağıma bir referans olacaktı, Harmanköy'e 8 erkek 1 bayan girdik ve başarı ile bitirdik.
Geçen sene Trekist-KAD üyesi 8 erkek arkadaşımız Horma Kanyonu'na ilk defa girmiş ve faaliyeti başarılı bir şekilde bitirmişlerdi. Okuduğumuz rapordan bu kanyonun gerçekten zor olduğunu anlayabiliyorduk. Görselliği ile muhteşem bir kanyon olan Horma'ya gidileceği Haziran ortalarında duyuruldu. 2009 yılı geçişinde bu kanyonda olmayı kafaya koymuştum. Çünkü gerçekten keyif alarak yaptığım bir spor dalını keşfettiğimi anlamıştım. Ancak bu yazdıklarımdan işin sadece duygusal bir boyutu olduğunu düşünüp aldanmayın. Bir çok teknik malzeme ve bilgi gerektiren bir spor dalına bulaştığımı da anlamam geç olmadı. Dediğim gibi gördüklerinizi ve duyduklarınızı gerçeğe dönüştürmek ve uygulamak apayrı şeylermiş. Horma Kanyonu aktivitesinin yapılacağı duyurusu geldiğinde teknik hiçbir malzemeye sahip değildim. Bu sporu yapmaya karar verdiyseniz malzemeniz kesinlikle kaliteli ve size ait olmalı. Harmanköy Kanyonu benim için bir deneme olduğundan emanet malzemeler ile kanyona girmiştim. Madem bu işe girdim her şeyim tam olmalıydı. İlk önce eksik olan malzemelerimi tamamladım. Su çok soğuk olacağı için full body bir neopren elbise satın aldım. Hipotermi geçirmek istemiyordum. Ayakkabı, 8'li, HMS, kask, emniyet kolonu ve can yeleğimi de temin ettikten sonra teknik malzemelerim eksiksiz tamamdı. Farkındaysanız hala kanyonun girişine gelemedik, bu kadar ön bilgiyi öncesinde yapılan hazırlıkların ne kadar önemli olduğunu bir kere daha hatırlatmak için yazdım.
Cumartesi akşamı diğer 10 arkadaşım ile dernekte buluştuk, Aptullah'ı yoldan alacaktık. İbrahim abi'ye Harmanköy'e gelmesi için çok yalvarmış ama başarılı olamamıştımJ O da geliyordu ve bu benim için gerçekten önemliydi. İbrahim abi ile bir çok kamp yapmıştım. Ancak benim için kanyon idolü olan İbrahim abi ile ilk kanyon geçişim olacaktı. Herkes psikolojik olarak kendini Horma Kanyonu'na hazırlamıştı. Yüzlerinden belli oluyordu zira. Kastomonu'ya gidiyorduk, yolumuz uzundu, ayrıca Kanyon için ideal kişi sayısı olan 8 kişiden 4 kişi fazlaydık. Bu nedenle kanyona erkenden girebilmek için, 23:00 olan İstanbul çıkışımızı 22:00'ye çekmiştik. Kardeşim Vildan ve iş arkadaşları bizleri yolcu etmeye gelmişti. Ne yalan söyleyeyim gözlerim diğer arkadaşlarımızı aradı. Eski fotoğraflara bakınca uğurlama merasimlerinin ne kadar coşkulu geçtiğini görüyordum. Herkese alışkanlık mı yaptı ne? O yüzden mi kimse yoktu acaba? Çantaları düzenli bir şekilde araca yerleştirdik, aktiviteye 12 kişi gidiyorduk ama çantaları da hesaba katarsanız bu aktivite aslında 24 kişilik bir aktiviteydiJ Seyfi'nin aracına doluştuk ve yola koyulduk. Cuma akşamı herkes işten çıkıp geldiği için yorgunlukla beraber uykuyla geçen bir yolculuktan sonra sabah saat 07:30 gibi Pınarbaşı'na geldik. Geldik, geldik ama yine bir flashback yapmak zorundayımJ Kanyon'lara giderken arabaların başına bir iş gelmesini, unutulan ipleri ben artık kanyonların Mavi Boncuklarından sayıyorum. Geçen sene yapılan Horma yolculuğunda araçlardan birisi arıza yapmış, diğer ekibe sabah yetişmişlerdi. Bu sene Tazı'ya giden arkadaşlarımız da ip çantasını dernekte unutmuşlardıJ Gecenin bir vakti uyku ile uyanıklık arasında süratle yolculuk ederken bir sarsıntı ile hepimiz yerimizden fırladık, araç zangır zangır titriyor ve yalpalıyordu. Kendi kendime "Allahım sana geliyoruz galiba" dedim. Noluyor, devriliyormuyuz derken anlaşıldı ki arka sol tekerlek patlamış, Seyfi aracı sağa çekene kadar da yırtılmış, paramparça olmuştu. Seyfi o aracı nasıl toparladı, nasıl sağa çekti hala hatırlamıyorum. Evet kanyonlar için, patlak bir tekerlek maceramız daha olmuştu J Kanyon içinde ise kaybolacak bir ip maceramız olacaktı. Bunu birazdan okuyacaksanız. Turhan ile İbrahim abi yan yana oturuyorlardı, patlayan tekerleğin üzerinde İbrahim abi oturuyordu. Yolculuk boyunca abime takılıp durdular J Yolculuk sırasında Berceste ve diğer molalarımız sonunda kanyon öncesi son medeniyet bölgesi olan Pınarbaşı'na 07:30'da ulaşmıştık. Eksiklerimizi marketten tamamladık ve araç bin yaptık. Yarım saatlik bir yolculuktan sonra en nihayetinde kanyon girişine gelmiştik. Kanyona erken girmek için İstanbul'dan erken çıkmıştık, ama patlayacak olan tekerlek hesabımızda yoktu. Geç olsun güç olmasın demiş büyüklerimiz, her işte bir hayır vardır. Küre Dağları Tabiat Parkı içerisinde yer alan Horma Kanyonu; Pınarbaşı İlçesi'nin Ilıca köyünde yer alıyor. Avrupa'nın en yaşlı ormanlarının arasında ve doğa harikası bir coğrafya da yer alan kanyon, akvaryumu andıran derin göllerden ve irili ufaklı şelalelerden oluşuyordu ve birkaç arkadaşımız gibi ben de bu doğal güzellikleri ilk defa görecektim. Kanyon çıkışında ise Ilıca Şelalesi bulunuyordu.
Saat 09:00'da bütün hazırlıklarımız neredeyse bitmişti. Celal, Yılmaz, İbrahim abi ve Erdal'ın yaptığı son uyarıları dinledik. Kanyon Sporu'da, Scuba'da (Tüplü Dalış) olduğu gibi tek başına hareket edilmeyen bir spor dalı. Bu nedenle hepimiz bir arkadaşımızla kanyon boyunca birbiriyle yardımlaşmak için eşleştirildi. Benim kanyon boyunca body'im Turhan olacaktı.
Yılmaz Ece - Hakan Çimen = Öncü grup
Erdal Bayraktar - Celal Demirkıran = Artçı grup
Abdullah Karaman - İbrahim Demirkıran
Uğur Sütçü - Muhittin Gürçay
Turhan - Çiğdem Öztürk
Ekin Bayraktar - Uğur Çetin
Yılmaz ve Hakan öncü ekip olarak önde, Erdal ve Celal artçı ekip olarak en geride, bizler ise ortada yürüyüşümüze nizami bir şekilde başladık. Kanyonun girişinde irili-ufaklı taşlar vardı ve suyun debisi azdı. Kanyon duvarları henüz yükselmemişti, doğanın yeşil güzelliği eşliğinde elimde ip çantası gayet rahat 10 dakikalık bir kara yürüyüşünden sonra nihayetinde su ile tanışma vaktimiz geldi. Kanyon öncesinde suyun çok soğuk olduğu ve kanyonun kısa, ip inişlerinin çok fazla olması yüzünden çok fazla yorulacağım söylenip durulmuştu. Bu düşüncelerin moralimi bozmasına izin vermeyerek ama kafamında bir köşesine yerleştirerek suya girdim. Girdim ama -20 derecelik bir soğukluk bekleyen ben, suyun içinde ilk 15 dk suyu vücudumda hissetmedim bile. Kanyon içinde Neopren elbisenin, daha doğrusu uygun ekipman kullanmanın önemini ilk burada anladım.
Raporun bundan sonraki bölümlerinde özellikle iniş mt'lerinden söz ederken geçen sene yazılan rapordan biraz faydalanacağım.  Yılmaz'ın söylediğine göre su geçen seneye göre daha soğuktu ve debisi daha fazlaydı. Suyun içinde yavaş ve temkinli ilerliyorduk, kanyon duvarları yükselmeye başlamıştı. Duvarlardan suyun içine düşen büyük kaya parçaları küçük göletlerin ve minik şelalelerin oluşmasına neden olmuştu. 2 saat kadar yürüdükten sonra 1.ip inişini yapacağımız 5.45 mt ilk şelaleye ulaştık, inişimizi gerçekleştirdik. Sayımız fazla ve de ilk inişimiz olduğu için biraz uzun sürdü. Suda ilerlemeye devam ediyorduk. Yaklaşık 3,5 saat sonra 2.ip inişimizi  yaptık. Dar bir koridorda suya inmiştik, su gerçekten soğuktu ve suya inen yüzerek kendini güneşli alana atıyordu. Kanyon zorlu, sert ama bir o kadar da keyifli yüzünü göstermeye başlamıştı. Bir müddet daha ilerledik. Sonunda fotoğraflarını gördüğüm havuza gelmiştik. Burası büyük bir göletti, oldukça yüksek bir kayadan suya atlamam ya da pas geçerek solundan aşağı inmem gerekiyordu. Sizlere yalan söyleyemeyeceğim, atlamak için sonuna kadar çabaladım ama bu hevesimi kanyon sonunda ki atlayışa bırakmak zorunda kaldım. Arkadaşlarım burada o kadar eğlendiler ki burada epey vakit geçirdik. Suya atlayanlarımı, kulaç kulaç yüzenlerimi ararsınız, herkes o gün orada çocukluklarını yeniden yaşadı J Çantalarımızı toparlayıp suyun içinde yeniden ilerlemeye başladık. Burada bir parantez açmak istiyorum, ip inişlerimizi gerçekleştirdik deyip, geçiyorum. Bu inişleri yapmak için yapılan çalışmayı da yazmak istiyorum burada, zira bu da o kadar kolay değil. Sorumluluğu ve yükü gerçekten ağır bir çalışma. İnişin yapılacağı yükseltinin başında istasyon kurmak için uygun kaya, ağaç gövdesi ne varsa o tespit ediliyor, bu bölgelere Perlon "Perlon Düğümü" ile (diğer adı kravat düğümü) bağlanıyor. Daha sonra perlona karabina ve ipin ucuna atılan 8'li düğüm ile istasyon tamamlanıyor. Gördüğünüz gibi ip inişi yapmak da o kadar basit bir iş değil. Hepsi dikkat ve zaman gerektiren işlemler.

Göletten sonra bir müddet daha suyun içinde ilerledik, zaten epey zamandan beri karada çok nadir yürüyorduk. Aklıma geldikçe kafamı kaldırıp kanyon duvarlarına bakıyordum, bazı yerlerde duvarlar o kadar daralıyordu ki, yukarıda gökyüzünü görmek mümkün olmuyordu. Sürekli suyun içinde hareket ediyor, çantaları çekiyor itiyor, yüksek kayalardan suya atıyorduk. Turhan ve Uğur Sütçü'nün çantaları kanyon çantası olmadığı için kuru haliyle 5 kilo olan çantalar, ıslanınca 20 kg'ya çıkmışlardı. Burada da yüzerliği olan bir kanyon çantasına sahip olmanın ne kadar önemli olduğunu anlamıştım. Kanyon çantaları suya girdiğinde ne kadar ağırsa, suyun içinde de o kadar ağırlıkta kalıyordu, yüzerliliği olduğu içinde bir çok noktada elinizle çekmeniz veya gitmesi için itmeniz yeterli oluyordu. Bu bilgiyi de hangi spor dalı olursa olsun o spora uygun doğru malzemeyi kullanmanın ne kadar önemli olduğunu yeniden vurgulamak için verdim.
Biz bazı şeylerin farkında olmadan aktivitemizi sürdürüyorduk. İşin ağır yükünü ekip liderleri çekiyor ve bize durum değerlendirmelerini yansıtmıyorlardı. Bunlar nelerdi; inişleri hangi noktalardan yapacağımız, kayaların üzerinden göletlere atlamalımıyız, yoksa pas mı geçmeliyiz zira suyun altında bir kaya varmı yok mu bilinmezken suya atlamak risk oluşturabiliyordu, istasyonları nerelere kurmaları gerektiği ve bunun gibi bir çok durumu kendi aralarında konuşuyor, hallediyor ve bizi güvenli bir şekilde geçiş noktalarından aktarıyorlardı.
İp inişleri gerçekten kısa aralıklarla geliyordu, 3.ip inişimizi yapacağımız noktaya geldiğimizde kurulan istasyondan 7,5 mt'lik bir inişle önce bir kayaya indik, oradanda cup tekrar suya J Saat 13:00'e geliyordu ve biz kanyon girişinde saat 08:30'da yediğimiz sabah kahvaltısından beri atıştırmalık kuruyemişler dışında doğru düzgün hiç bir şey yememiştik. Yemek için gerçekten uygun bir bölge bulduk ve 1 saate yakın burada hem karnımızı doyurduk, hem güneşin bizi ısıtmasına izin verdik. Muhittin fırsat bulduğu her an fotoğraf çekiyor, İbrahim abi, Yılmaz, Celal ve Erdal ile minik röportajlar yapıyordu. Kuruyan eşyalarımızı yeniden kuşandık ve tekrar yola pardon suya çıktık J 4.ip inişine kadar su içinde bayağı ilerledik. Bu noktada geçişimiz gerçekten zor olacaktı. Suya inmek için sağa geçiş yapıp oradan iniş yapmamız gerekiyordu, aynen geçen sene olduğu gibi makara sistemi ile önce çantaları sonrada kendimizi indirdik. 12 kişi olmamız ve ip inişlerinin kısa aralıklarla olması nedeni ile kanyon bir günde bitirilecek gibi görünmüyordu. 4. inişten sonra hızla yüzmeye başladık. Kanyonun duvarları ne kadar yüksekse, suyun altıda bir o kadar derindi. Metrelerce derinlikteki suyun dibini bazen görebiliyorduk, kanyon suları bazı noktalarda su kemerini andıran kaya oluşumlarının arasından geçiyordu. Bu noktalarda ya tırmanmamız ya da suyla birlikte dar deliklerden kendimizi aşağıya bırakmamız gerekiyordu. İbrahim abi ile 2 arkadaşımız önden giderek kamp alanı için gerçekten uygun bir yer bulduklarında saatler 5'i gösteriyordu, bu saatten sonra yola devam etmek hepimiz için tehlike oluşturabilirdi. Hem yorulmuştuk hem de zorlamanın bir alemi yoktu. Bütün arkadaşlarımız tamamlandığında öğrendik ki 4.inişi yaptığımız yerde iplerden birisi maalesef suya düşmüştü. Düştüğü nokta çok derin olduğu için ipi almakda mümkün olmamıştı. Bu noktadan sonra 1 ipimiz kalmıştı ve onada gözümüz gibi dikkat etmek zorundaydık. Kampımızı kurduk, kuru kıyafetlerimizi giydik, Yılmaz ve Muhittin çadırlarını kurdu. Geri kalan herkes açık alanda yıldızların altında dışarıda uyuyacaktık. Akşam yemeğinde sac kavurma ve bulgur pilavı vardı. Ateşimizi yaktık, kanyon aşçımız Celal yemeklerimizi pişirdi ben de yamağı olarak domates ve mantarları doğradım J 7'de çadırına giren ve kendisinden sabaha kadar haber alınamayan Muhittin dışında herkes yemek sonrası sohbette ateş başındaydı J Yorgunluk hissi bekliyordum ama gramı bile yoktu, yinede ertesi günü düşünerek 12'de yattım. Herkes uyumuştu. Gece kanyonda rüya bile gördüm J Taşın üzerinde uyuyupta rüya gören birisini duyarsam asla garipsemeyeceğim J . Kahvaltı ve ortalık toparlamadan sonra direk kayalardan kayarak suya indik ve en fazla 100 mt ilerledik ki 5. ip inişi yapacağımız noktaya geldik. Burada bir kütüğe emniyet alarak Muhittin şelaleden aşağı inmeye başladı. Burası kanyonun en uzun iniş noktasıydı. Fakat bir terslik vardı ve Muhittin "çekin beni" diye aşağıdan bağırmaya başlamıştı. Kısa bir panik yaşadık ama sakin ve emniyetli bir şekilde Muhittin'i yukarı çektik. Muhittin'in indiği noktadan şelale aşağıya oldukça hızlı akıyor, düştüğü noktada da geriye girdap oluşturuyordu. Bu inişin sağlıklı olmayacağına karar verildi. Bulunduğumuz noktadan karşı kayaya makara sistemi kurarak emniyetli bir geçiş yaparak suya inmeye karar verdik. Ama burada yaklaşık 1,5 saat kadar zaman geçirmek zorunda kaldık. İnişlerimizi bitirdikten sonra su içinde bir müddet daha ilerledik, muhteşem görselliği olan oldukça geniş bir alana çıkmıştık. Fotoğraflar çekildi. Kanyon bitiyordu. Çantaları sırtlandık ve ağaçlıklı bir alandan yukarı çıkıp ilerledik. Trekking yapmaya başlamıştık, iniş yapacağımız noktaya geldiğimizde yine ip ile emniyet alarak 6.inişimizi yaptık ve kayaya indik. Buradan suya atlamamız gerekiyordu. Kanyona başlarken yapmadığım atlayışı burada yaptım, Celal'in söylediğine göre o atlayışı yaptıktan sonra artık ben de bir kanyoncu olmuştum J Çantalarımız ve bizler suya indikten sonra 10 dk kadar ilerledik ve finish, çok güzel bir kaya oyuntusunun içinden akan su ile kanyon bitmişti. Burada Erdal bizim görüntülerimizi videoya aldı. Kanyonu bitirmiştik önümüzde dinlenme tesisine kadar kat etmemiz gereken bir patika yol vardı. 25 dakikalık bir yürüyüşten sonra aracın bizi beklediği Ilıca Dinlenme Tesisine vardık.
Kanyonun içinde kendimi, içinde benim de rol aldığı bir belgesel filmde seyrediyormuşum gibi hissetmiştim. Senaryosu belli ama ne ile karşılaşacağımı bilmeden tanıdığım ve güvendiğim 11 kişi ile girdiğim bir macera belgeseli J Doğa tanıdık ama aktivite yeniydi. İsimsiz berrak şahane göletlerde yüzdüm, Bazen "ne işim var burada" diye düşündüğüm zamanlar oldu, ama çok da önemsemedim.
Hakan özellikle istasyonlar kurulurken çok sıkı çalıştı.
Ekibin en genç üyesi Ekin gene harikaydı hep en öndeydi.
Uğur Çetin gece balık ziyafeti vaat etmişti ama bir de o balıkları yakalayabilseydi
Turhan bazı noktalarda body'si olan beni unuttuysa da o da kesinlikle sağlam bir kanyoncu olacak.
Uğur Sütçü canım arkadaşım benim kesinlikle sağlam bir kanyon arkadaşı.
Muhittin sıkı çalıştı, bir çok noktada en önden gitti.
Karizmatik ekip liderleri; Yılmaz, Celal, Erdal ve İbrahim abi sizlere söyleyecek çok sey var hepinizi çok seviyorum
Aptullah bizler üşüdükçe yaktığı ateşlerle bizi ısıttı, yeni ve sıkı bir arkadaşa sahip olmaktan çok mutluyum.
Arkadaşlar Kanyon Sporu bir ekip işi. Oralarda tek başına, hiç kimse, hiçbir halt edemez.
Katılan bütün arkadaşlarımı tebrik ediyorum ve beni bu işe teşvik eden arkadaşlarıma da hepinizin önünde teşekkür ediyorum.
Çiğdem Öztürk

KATILIMCILAR
Yılmaz Ece
İbrahim Demirkıran
Celal Demirkıran
Erdal Bayraktar
Hakan Çimen
Çiğdem Öztürk
Uğut Sütçü
Muhittin Gürçay
Ekin Bayraktar
Uğur Çetin
Turhan
Aptullah Karaman

 

 

 


Duyurular

TEMMUZ 2010
-----------------------
Grup Buluşması
15.07.2010
Beyoğlu buluşmsı Detaylar için tulaykara2008@hotmail.com
------------------
Eğitim - Seminer

-----------------
Amatör Tiyatro Grubu Buluşması
Eylül ayına kadar ara verilmiştir
-----------------
Dalış eğitimleri devam etmektedir
-----------------
Sunum


sorularınız için trekist@gmail.com adresine mail atınız



Basından



En Son Etkinlik



Haftanın Elemanı Köşesi
İlayda ve Nil
06.06.2010
Serindere yürüyüşünde ki performansı nedeni ile haftanın elemanı seçilmiştir.
Tebrikler.







  Trekist Doğa Aktiviteleri Grubu