|
30-04-2006 Eskiyayla, Kamp Yazan Çizen Özlem Işık , Foto : Bahadır
|
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
|
![]() |
|
" ESKİ YAYLA AĞLADI BEEEEE " “Kamp,kamp” diye inleyenlerin sesine kulak veren Yılmaz haftanın aktivitesini açıkladığı zaman heyecan başladı ve kamp sonuna kadar da dinmedi.Kimine göre "en çok çocuklaştığımız,iplerimizi kopardığımız",kimine göre de "yeme,içme"kampı oldu.Nasıl adlandırırsak adlandıralım harika oldu.Ağaçlara tırmandık,odun kestik,zıpladık, hopladık, şarkılar Söyledik, hüzünlendik, kahkalarımızla karanlığı aydınlattık.Gelelim ayrıntılara.4 araba ve 14 kişiden oluşan grubumuz Kadıköy ve Bostancı'dan yola çıktı.İlk buluşma yeri olan Opet'te çaylar içildi,poğaçalar yendi,karınlar doydu.Hatta bazılarımız masaj koltuklarında masaj bile yaptırdı.Ne de olsa keyfimize düşkünüz.Kahkahalar ve karşılıklı takılmalarla geçen molanın ardından Eskiyayla'ya gitmek üzere arabalara doluştuk.Kamp alanına gitmeden önce alışveriş yapmamız gerekiyordu.Yemek için gerekli eksikleri Serap giderdi. Günün sabırsızlıkla beklenen yemeği kuru fasulye haşlanmış ve hazırdı ama güveç kabı bulunamadı.İbrahim bu problemi de aştı.Sırf güveç bulmak için 10 km yol kattettik ve sonunda bu önemli malzemeyi de aldık.Bu süreç içinde diğerlerinin bizi merak etmemesi aklımıza takıldı hem de fasulye bizdeyken!Eskiyayla'ya sisler içinde vardığımızda bir de ne görelim,sevgili arkadaşlarımız hararetle çalışıyorlar.Gözlerimiz yaşarmıştı!Zeynep çoktan çalı çırpı toplamış ateş yakmaya başlamıştı.Elbirliğiyle çadırlar kurulmaya başlandı.Serap hemen yemek hazırlığına girişti.Harika bir makarna yaptı,parmaklarımızı yedik nerdeyse.Yağmurun zaman zaman artması,sisin yoğunlaşması keyfimizi bozamadı.Yeşil bambaşka bir görünüme büründü,neşemize neşe kattı. Yemek sonrası hareket gerekliydi.İbrahim liderlik yaparak orman İçinde güzel bir yürüyüşe çıkardı bizi.Bu arada Ankara’dan yola çıkan misafirlerimiz Selcan,Uzay,Murat ve İlknur gelmişlerdi.Murat’ın daha sonra yaptığı itiraf güne damgasını vurdu.Geldiklerinde bayanlarımızdan biri iple ağaca tırmanıyor,diğeri bıçakla atış yapıyor bir diğeri ise baltalya odun kesiyormuş.Murat “ nereye geldik biz Yaaa, Amazonların için mi düştük” diye düşünmüş.Daha sonra gördüklerinin yanında bu solda sıfır kalmıştır eminim.Zaten kim demiş ki akıllı uslu ,normal bir grubuz diye:) Serap akşam yemeği için kuru fasulyeyi pişirmeye başladı.Pastırmalı olsun mu olmasın mı tartışmaları benim red oyumla pastırmasız olarak sonlandı.”Herkes istiyorsa farketmez pastırma koyalım” dememe rağmen “sarmısak da koyalım” fikri ortaya atılınca Serap tarafından “pastırma da yok sarmısak da “ sözüyle sonuca ulaştı.Sonuç= pastırmasız ve sarmısaksız :)Fasulye yanlız değildi,yanında mis gibi bulgur plavıyla yenildi.Bu kadar lezzetli fasulye ve bulgur pilavı kolay kolay bulunmaz.Sohbetler eşliğinde ve çıtır çıtır yanan ateş etrafında yemekler bitirildi.Üzerimize ağırlık çökmek üzereydi ki İbrahim gece yürüyüşü önerdi. Mehmet, Semra,Gökçe,Pınar,Behiye,Zeynep,Serkan ve ben ayaklandık Tembeller ateş karşısında yayıldılar.Gece yürüyüşü zaman zaman fenerleri kapatarak ,gecenin karanlığına alışan gözlerimizle etrafı inceleyerek,sessizliği dinleyip orman sakinlerinin seslerini duymaya çalışarak ve büyük bir keyif içinde geçti.Mehmet her zamanki gibi hareketli ve şakacıyd,.korkutma çabaları amacına ulaşamadı.Yürüyüşün sonuna doğru ateş başındakileri korkutalım fikrini ortaya attım.İbrahim’in içine sinmedi ve yapmayalım yazık dedi.Peki o yazık dediklerimiz ne yaptı? Koca bebekler Bahadır ve Yılmaz ağaçların arasına saklanmışlar ve tam biz önlerinden geçerken kuru sıkı attılar.Çıkan sesle birlikte çığlıklar da birbirini kovaladı,yüreğimiz ağzımıza geldi.Tam da onlara göre işte ne olacak,eşşek şakası!Tabi onlar yaptıklarını gurur duyarak anlattılar diğerlerine. Ateşin şiddeti atılan büyük odunlarla arttırıldı ve ellerde içecekler muhteşem bir sohbet başladı.Kahkahalarla,şarkılarla kesildi kimi zaman ama hep eğlenceli ve keyif vericiydi.Ne çok şarkı biliyormuşuz,birinin tıkandığı yerde bir başkası devraldı.Her dilden her telden söyledik.Gökçe söylediği İrlanda şarkılarıyla hepimizi mest etti.Saatler ilerledikçe uykusu gelenler çadırlarına çekildiler,ateş başında kalan bizler kaldığımız yerden aynı hızla devam ettik. Aksel,Leyla,Uzay ,Zeynep güzel sesleriyle geceye renk kattılar.Yılmaz ve Bahadır’ın repertuar zenginliğine ve ses tonlarına şaşırdım.Sonradan öğrendiğime göre çalışıyorlarmış repertuar konusunda. En son bizler de saat 2’ye doğru uyumaya karar verdik.Her ne kadar uykum gelmemiş de olsa dinlenmek de lazımdı. Sabah kuş sesleriyle uyandık.Mehmet’in de uyanmamıza katkısı büyük oldu.Mehmet büyük umutlarla çadırını S. ve P. ile paylaşmıştı.Ama dediğine göre bir tarafı Çin Seddi diğer tarafı Sibirya gibiymiş:)Yazık sana Mehmet ! (İsimler gizlendi çünkü ismi geçenler 18yaş altı kişiler ve isimlerini beyan etmememiz gerekli:) ) Sabah temizliğinden sonra kahvaltı hazılıkları başladı.Sucuklu yumurta ana yemekti.Ekmekler kızartıldı,çaylar kahveler içildi.Kampın yürüyüşçübaşı İbrahim bir yürüyüşe daha çıkardı bizi.Bol bol “hodan”topladığımız yürüyüş sonrası kampa döndük.Yavaş yavaş toplanmaya başladık. Çadırlar,çantalar,yiyecek torbaları arabalara yerleştirildi ve 12 civarında dönüş yoluna koyulduk.AliFuatPaşa mevkiine geldiğimizde araçların ilerlemediğini gördük.Öğrendiğimize göre kamyon kazası vardı ve yolun açılması da zaman alacaktı.Yılmaz’ın önerisiyle konvoydan çıkıp yolun hemen karşısındaki kır lokantasına girdik.Burda da yemek yeme ihtiyacı duyuldu.Bütün hafta sonu başka birşey yapılmadı ki!Kolayca fikir birliğine vardığımız tek konu yemekti zaten.Ismarlanan etleri Mehmet ızgarada pişirerek arkadaşlarını doyurdu.Bu arada yol açılmış ve ayrılma zamanı gelmişti.Vedalaşmalar başladı,sanki hiçbirimiz gitmek istemiyor gibiydik.Dönüş yolunda Opet’te bir mola daha vermeden edemedik.Yine şakalaşmalar arasında çaylar içildi.Son kez vedalaştıktan sonra İstanbul’a yöneldik.Saat 17 civarında İstanbul’a varmamızla birlikte yolculuğumuz ve bu güzel hafta sonu da sona ermiş oldu.Tadı damağımızda kalarak ve bir sonraki için sabırsızlıkla günleri sayarak! Yaşadığım ilk kamp deneyimi harika insanlar sayesinde şölene dönüştü.Düşündüğüm hiçbir aksiliği yaşamadım.Birbirlerine son derece önem veren,saygı ve sevgi duyan ,yardımsever,paylaşımcı ve becerikli insanlar her türlü zorluğu aşıyor .Veeee sanırım bu aktivite bizleri birbirimiz daha da kenetledi.Katılan herkese sevgiler gönderiyorum.Mutlu haftalar,en kısa zamanda tekrarlamak ümidiyle… Özlem Katılanlar= İbrahim,Serap,Leyla,Aksel,Zeynep,Serkan,Bahadır,Semra,Pınar,Yılmaz,Meh met,Behiye,Gökçe,Uzay , Selcan,Murat,İlknur ve ben :)
|