|
18-01-2005 Eskiyayla, Offroad Yazan Çizen sitede yayımlayan Hüsniye , Resimler Fatma-Aysel
|
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
|
18.12.2005’de gene farklı, güzel, bol çamurlu bir trekist günü yaşamak için erken olmayacak bir saatte Yılmaz’ın 1.6 Suzukisi ile yola çıktık. Bu geziye başlarken amacımız keşif idi, fakat yollar bizi Off-Road’a zorladı. Vallahi de billahi de amacımız bu değildi. Yolumuzun üzerindeki benzincide İbrahim abi 2.0 ve Celal abi 1.6 Suzuki ve Ertuğrul abi 3.8 Range Rover’ı ve taifesi ile bizi bekliyordu. Böylelikle dört ekip yola koyulduk. Pamukova’da ufak tefek alışveriş molasından sonra Eskiyayla’ya doğru çıkışa geçtik. Seyir tepesinden Pamukova’ya 2x14’lük bir göz attık. İkinci molamız Öküz yatağındaydı. Öküz yatağının eski müdavimleri özlem giderdi. Doğa harikaydı. Ulu çamların arasında yaprakları dökülmüş ağaçlar fantastik görüntüler oluşturuyordu. Fotograf çekip, eski anıları tazeledik. Soğucak yaylasına varmak için tekrar yollara düştük. Ve fakat bundan sonra yol bozulmaya başladı. İnişler, çıkışlar, bataklar, derken karşımıza ormanı korumak için açılmış iki metre derinliğinde, üç metreye altı metrelik kocaman çukurlar çıktı. Daha önce İbrahim abi bu çukurlardan birinin yanından geçebilmiş. Fakat o zaman çukur bu kadar büyük değilmiş. Buralar İbrahim abinin dediği gibi “yolun bittiği yerler”di. Soğucak yaylasının yolu bunun gibi birkaç çukur ile kapalı olduğu için oraya gitmekten vazgeçerek farklı bir rota izlemeye karar verip, tekrar at bindik. Acaba yollar bize ne gibi sürprizler hazırlamıştı? İlk sürpriz bizi, yani Yılmaz’ın ekibi buldu, çamura saplandık. Ikındık, sıkıldık, mahcup olduk. Çamura saplanmaktan çok İbrahim abinin dilinden nasıl kurtulacağız endişesine kapıldık. Bizim sadece 1.6 olan Suzukimizi, İbrahim abinin anlı şanlı 2.0 Suzukisine bağlanan çelik halat ile bataktan kurtulma çabamız başarısız oldu. Baktık 2.0 Suzuki’den bize fayda yok, bu defa abaların şahı Range Rover’i denedik. Şükürler olsun sonuç başarılıydı. Yola devam ettik, artık karnımız da acıkmaya başlamıştı. Beşyüz metre kadar ilerledikten sonra tekrar durduk. Ne oldu diye çıktığımızda bu defa İbrahim abinin çamura saplandığını gördük. Onu da bu bataktan yine Ertuğrul abinin Range Rover’i kurtardı. Bu tehlikeli bataktan araçları daha rahat kurtarmayı düşünen Ertuğrul abi öne geçmek isterken kendi batağa saplandı. Eeee... düşmez kalkmaz bir Allah derler... Onu da bu bataktan İbrahim abinin süper 2.0 Suzukisi kurtardı. Vallahi bu sırada ben, Fatma, B. Murat ve Kaancık yol keşfi için kaybolmuştuk. Bu kurtarma işlemi belki de Celal abi tarafından yapılmış olabilir. Ama biz bu işi bizim anlı şanlı İbrahim abimiz başarır diye düşündük ve ona atfettik. Hani şu Kaancık var ya... Vallahi zeki çocuk... Kaybolma paniği sırasında bizi “keşke geldiğimiz yolların fotografını çekseydik, yolu rahat bulabilirdik” diye uyardı. Bu arada bizim B. Murat da kaybolursak gece nasıl ateş yakarız paniğine düştü. Bunun üzerine ikimiz de aynı anda “Fatma!!!” çığlığı attık. Fatma gibi yiğit (yiğidin başı dumanlı olur ya...) bir arkadaşınız varsa hayatta kalma şansınız yüksektir. Yolun geri kalanı iyi görünüyordu, ama bizi geri döndürdüler, son karar geldiğimiz, en azından bildiğimiz yoldan geri dönmekti. Bu kurtarma çalışmaları sırasında, olağanüstü bir durum yokmuş gibi herkes tıkınma telaşındaydı. Ama gözden kaçırılmaması gereken, yine de fazla yemeyip geceye bir şeyler ayırmanın iyi olacağıydı. Her zamanki gibi önde İbrahim abi geri döndük. İlk batağımıza vardık ki İbrahim abi çamurun ortasını atlatıp, sonuna saplanıp kaldı. Tekrar eğlence başlıyordu. Karanlık bastırmak üzereydi, hava muhtemelen kar topluyordu. İbrahim abinin arabası çıkmadan bu batağı aşmanın olanağı yok görünüyordu. Geri çekme çalışmaları başarısız oldu, çünkü mesafe çok uzundu. Birkaç halat kopmuş, olanlar da Yılmaz’ın bildiği düğüm yöntemi ile eklenmişti. Bu sırada biz birkaç kafadar batağı kütük ve ağaç dalları ile doldurmaya çalıştık, fakat bu emeğimiz iltifat görmedi. Bu defa bu çukurun yanındaki muhtemelen sert zemindeki ağaçlar -doğa bizi bağışlasın; kötü bir niyetimiz yoktu, sadece yaşamak için- katledildi. Bu katliam planı Range Rower’i öne gönderip arabaları kurtarmak içindi, ne yazık ki başarılı olamadı. Şahların şahı Range Rover’de bu batağa saplandı. Bilin bakalım bu şahanı kim kurtardı? Kim olabilir, tabii ki bizim ansız ve şansız 1.6 Suzuki ve kaptan pilotumuz Yılmaz.... Bu arada kaptan şoförler ve yardımcı elemanlar ki bunlar daha çok B. Murat ve K. Murat, kurtarma çalışmalarına devam ediyor, hatunlar da akşama ne yiyeceğiz telaşında bir sohbet yürütüyordu. Yeni bir plan yapıldı. Bu kez Range Rover İbrahim abinin aracını arkadan çekecekti. Elde kalan halatlar birbirine eklenip, sağdan yaklaşarak, uzun denemeler sonucu ve araçların lastiklerinden çıkan dumanlara rağmen İbrahim abiyi bataktan kurtardı. Böylelikle yolumuz açılmış oldu. Dikkatinizi çekeriz sağda umut vardı!!! Sırayla arabalar sağdan geçerek “araba yutucu bu batağı” atlattık. Kurtuluş coşkusu görülmeye değerdi. Sevincimizle dağları inlettik... Artık büyük engelleri aşmıştık. Biraz kayıp biraz savrularak ilerledik. Sonunda düz yola vardık. Karanlık tamamen bastırmıştı. Kahve, çay ve nefes alma molası verdik. Araçların arkasında ısıtılan sular ile çay ve kahveler içilip, günün kritiği yapıldı. Tekrar at binip Istanbul yollarına düştük. Hiç yılmadan çözüm üreten ve uygulayan tüm pilotlara ve yardımcı pilotlara ve onlara her şartta destek olup moral veren bizlere daha nice nice maceralar (actions) dileriz....... Özverili çalışması ve topladığı çamur puanlarının çokluğu nedeniyle K. Murat haftanın erkeği, sevgili arkadaşını da ilk defa katılmasına ve böyle büyük bir sürprizle karşılaşmasına rağmen gülümsemesini hiç yitirmediği için haftanın kadını seçiyoruz. Araçlar: 2 Suzuki 1.6 Kaptanlar: Yılmaz ve Celal 1 Suzuki 2.0 Kaptan: İbrahim 1 Range Rover 3.8 Kaptan: Ertuğrul
20.10.2005 – Hüsniye Mıhçı
|