06-08-2005 Dikmen Yaylası kamp aktivitesi. Yazan Çizen sitede yayımlayan Aksel , Resimler Bahadır

 

 

Bu geçtiğimiz haftasonu herkes uzun kanyon yolculuğuna hazırlanmıştı. Senelik izinler buna göre ayarlanmış ve hazırlıklar buna göre yapılmıştı. Son anda sevgili İbrahim ağabeyimizin beklenmedik sağlık sorunu ve bazı birtakım pürüzler yüzünden iptal olan bu program, karışıklığa yol açtı tabii. Uzun bir hafta yerini yine her zamanki gibi iki günlük haftasonu gidilecek yer arayışına bıraktı. Değişik fikirler atıldı ortaya, bu defa farklı istikametlerdeydi yolculuklarımız; ama yüreklerimiz ayrı ayrı yerlerde de olsak tek bir vücutta attı yine. Sürekli haberleştik, telefonların şebekesi izin verdiği her fırsatta.Uzun tatil programlarını bozmayan arkadaşlarımız oldu. Bu arada Mehmet, Pınar, Soykan ve Aynur’a  iyi tatiller diliyorum ta Ayvalık’a uzanan..Yılmaz başkanımızın Akçakese deniz çıkarması gerçekleşmedi galiba, bu

haftasonu raporunu ondan bekliyoruz.Ben bu hafta Behiye ile birlikte Semra’nın İş dolayısı ile gitmesi gereken  Sapanca’yı tercih ettim gitmek için ve ne kadar isabetli bir karar aldığımızı raporumla sizlerle de paylaşmak istedim.Behiye ve Semra Cuma gecesi gelip konuk oldular evime iş çıkışı. Ertesi günü harcayacağımız performansın düşüncesi bile caydırmadı gece ikilere varan muhabbetimizi. Kendimi liseli genç bir kız gibi hissettirdikleri için onlara da çok teşekkür ediyorum buradan ayrıca.  Sabah erkenden kalkıp düştük  yollara Behiye’nin arabası ile, full doluydu bagajı. Öyle ya kamp yapacaktık Semra’nın otel çalışanlarından tanıştığı yeni  doğa dostu arkadaşları bizlere klavuzluk edecekti. Uygun bir yerde çadır kuracaktık. Çok heyecanlıydık. İlk defa başkanımız olmadan yeni bir keşfe çıkıyorduk. Yüzümüze gözümüze bulaştırmasaydık bari..Bu defaki Dikmen Yaylası raporumu biraz daha bilimsel! hazırlamak istedim; çünkü yeni bir keşifti ve yeni arkadaşlarımız çok bilgiliydiler, bizlere aktardıkları bilgileri sizlerle paylaşrmak istedim.O kadar güzel bir yayla idi ki, hala orada soluduğum oksijeni, gözlerimin iflas ettiği o birbirinden güzel manzara güzelliklerini, gece üzerimize yağan çiyin ve ertesi gün boyunca yine sırılsıklam eden yağmurun ıslaklığını yaşıyorum her hücremde.. Bizlere klavuzluk eden ve şimdi sizlerle de paylaşacağım bilgileri veren Murat Şen ve Başar Zeki Kındık arkadaşlarımıza da çok teşekkür ediyorum hepimiz adına. Diliyorum daha nice faaliyetlerde yine birlikte oluruz. Çünkü çok değerli bilgileri ve bizim amatör yükümüze gösterdikleri sabır, gerçekten takdire şayandı.Sabah Otele vardığımızda saat 10.00 a geliyordu Behiye’nin usta ve hızlı şoförlüğünü kutluyorum bu arada. Orada Semra’yı yapacağı işler için bırakarak Murat, Başar ve Doktor Metin Beyi alarak yola düşmeden önceki mahcubiyetimizden bahsetmek isterim biraz. Semra bizi profesyonel trekingçiler(!) olarak tanıttığı için zorlu bir yürüyüş parkuru seçmişler. Arabayı bir yerde bırakıp sırt çantalarımızla 2 saat kadar yürüyeceğimizi duyunca Behiye ile geçirdiğimiz şok görülmeye değerdi. Onca yük ve 2 saat yol (!) Aman Allahım! Onlara bagajı gösterdiğimizde tabi ki bize hak verdiler. Plan değişti, Bir dahaki sefere kesinlikle bu değişen rotayı uygulamak istiyoruz başkanım, duy sesimi…

Dikmen Yaylasına kamp yapmaya karar verdik. Daha önce gittiğimiz yaylalara komşu bir yayla imiş bu. Giderken Behiyeciğimin arabası çok zorlandı. Ah Behiye, acil tarafından bir jipe ihtiyacımız var değil mi?Şimdi, Başardan aldığımız bilgileri biraz aktarmak istiyorum

İstanbuldan gelirken otobanda hendek çıkışından çıkılır. Hendek ilçesinin içinden geçilerek Mudurnu Karadere levhaları takip edilir. Otobanın altındaki altgeçitten geçince 50 metre ileride bulunan kavşaktan Karadere Alabalık Lokantası – Aksu – Dikmen yönüne(doğu istikameti) sapılır. 30 km sonrasında Dikmen köyüne ulaşılır. Dikmen köyünden Dikmen Yaylasına mesafe 7 km´dir. Dikmen yaylasından Dikmen Zirvesine ulaşım 1,5 km ivarındadır. Ekteki dosyalarda ulaşım için harita ve benim kaydetmiş olduğum gps rotaları

mevcuttur. Dağlarda görüşmek dileğiyle…Ayrıca yaptığınız faaliyetten fotoğrafları aşağıdaki siteye gönderirseniz sitede yer bulacaktır.www.hendekdikmenkoyu.com

Arabada 5 kişi idik ve yükümüz çoktu. Buna yolda yaptığımız yiyecek alışverişi de eklenince arabanın bir ara göçeceğini düşündüm. Dikmen köyü oldukça büyük bir köydü ve boştu; çünkü yaylaya çıkmışlardı. Düşünebiliyor musunuz, web sitesi olan bir köy burası. Yukarda Başarın yolladığı maildeki adres bu köye ait arkadaşlar..Devam ettik yolumuza ve yayla evlerine ulaştık. İnanılmaz güzel bir görüntü idi. Bulutların içine dalıyorduk bazen, hani var ya bulutların üstüne çıkmak, bu deyimin anlamını orda öğrendim ben. O mutluluk bambaşka imiş. İnsanları çok ama çok güzeldi. Bize çok yakın davrandılar. İlerledik ve Murat ile Başar bize kamp için harika bir yer gösterdiler.Bu arada yaylanın zirvesine bir yürüyüş yaptık,oradaki köylüler bize semaverlerinde demledikleri çaydan ikram ettiler. Bahadır ve Sinan da yaylaya varmışlardı, geri dönüp onlarla buluştuk.Çadırlar kurulurken ben yemek hazırlığına giriştim. Keyfimize diyecek yoktu. Masamız, iskemlelerimiz bile vardı; bu arada muhtar da dahil olmak üzere sık sık ziyaretçilerimiz oldu iki gün boyunca. İçki içmeyİ bile canımız istemedi. Bol oksijen ve mutluluğumuz bizi yeteri kadar sarhoş etmişti zaten. Öyle ki akşama doğru gelen Semra’ya sipariş ettiğimiz rakıyı inanın içemedik. Semrayı getiren Şöför üç yeni arkadaşımızı geri götürdü. İşte yine bizbize idik. Semra, Behiye, Bahadır, Sinan ve ben..Sayı az olunca çene bol oluyor. Gece boyunca ne kadar güzel paylaşımlar yaptık yine. Radyomuz da vardı, Çok güzel şarkılar çalıyordu, Ortam rüya gibiydi, duygular şelale idi.. Şarkılar tuttuk sıra ile, Dertler geçmişte kalmıştı, manzara enfesti, gece karanlığı ve ıslaklığı ile silip süpürmüştü yüreklerimizin kirini, pasını…

Çok ama çokkk mutlu bir kamptı. Behiye’nin yeni çadırını kullandık üçümüz. O kadar rahat ve emniyetliydi ki.. Bahadır kendi çadırına güvenemediği için arabasında yattı. Sabah erkenden kalktım kaçırmak istemiyordum bu güzelliği. Herkes uyuyordu, epey dolandım etrafta. Köylüler tepeye çıkıyorlardı akın akın, yılda bir yapılan bir şenlikleri varmış, hatta pilav da yaparlarmış, kendi midelerimizde yeri hazırdı pilavın. Ama öyle bir yağmur bastırdı ki,  pilav milav hak getire… Yazık onlara, çıktıkları gibi indiler çarçabuk..Allahtan kahvaltımızı bitirmeye izin verdi yağmur, tam hazırlıklarımız bitip toplandık, iki çadırı kaldırdık ki, amam aman.. ne yağmurdu. Sırılsıklam olduk ve Behiye’nin daha kaldırmaya vaktimizin yetmediği çadırına doluştuk yağmur dinene kadar beşimiz de..Çadırda iken bir kadıncağızın ilenmesini duyduk, kaybettiği üç sığırını görüp görmediğimizi soruyordu bize, yüzünde hiç de endişe yoktu.. Orada bir sürü çoban vardı. Onlarla çoluk çocuk, yaşlı genç demeden olabildiği kadar muhabbet etmeye çalıştım. Gördüğüm şuydu; ÇOK MUTLU İDİLER… Sordum bir yeniyetmeye; “hiç sıkılmıyor musunuz?” -hayır.. dedi bu sorumun anlamsızlığını okudum yüzünde..Hele sabah uyandığımda çadırdan çıktığımda on metre önümü göremeden, o sislerin içinde iki çoban çocuğun hayvanları yönlendiren seslenişlerinin ve  birsürü çıngırak sesinin beynimde kazınacak sıkı bir anı olarak kalacağını daha o an biliyordum.. öyle güzeldi ki..Ah ben bu raporu bitiremem bu gidişle..Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Her taraf çok temizdi. Tek bir çöp dahi yoktu ve biz de aynı şekilde bıraktık. Ayrıca bu da bana çok büyük bir keyif verdi.

Yağmur dindiğinde yola koyulduk. Fındık, armut, elma topladık ağaçlardan..

Bol bol serin ve tertemiz sularında yunduk, içtik.. Tem yoluna çıktığımızda anladım ki bu bir rüya idi.. Ama ben aynı rüyayı görmek isteyeceğim daima..Sinan’ın o güzel evine konuk olduk onu bırakmak için gittiğimizde. Ayrılmak istemiyorduk ki hiç.. Yine yeni hayaller kurduk, çaylarımızı içtik sevgimizi katmerleyerek her yudumda.. Sinan’cığımın sevgili annesinin ellerine sağlık, oğlu için hazırladığı yaprak salamuralar bende şimdi..İşte her zamanki gibi yeni bir veda daha, en kısa zamanda daha iyi bir merhabada buluşmak üzere..

 

 

SİZLERİ SEVİYORUM………………

 

Aksel