| Aktivite | Yer | Tarih | Rapor | Foto | Clip |
| Bozcaada | Bozcaada | 29.07.2009 | Serpil Şahin | Selin Ceylan |
![]() |
|---|
Sanırım rapor açılamıyormuş, aşağıya attim, iyi okumalar...
Herkese Merhaba, Eveeet, şimdi sıra geldi bana verilen görevi layıkıyla gerçekleştirmeye. Bozcaada raporunu yazma görevi bana verildi; duruşmalar, adliyedeki koşuşturmalar derken biraz rötarlı yazabildim affola. Gerçi kurban olarak seçildiğimden haberim yoktu, Mehmet Bey'in "raporu masamda isterim" uyarısıyla ben de son dakikada öğrendimJ Bu benim grupla ilk tanışmam oldu. İnternette kendime göre dağcılık, doğa sporları, trekking vs. yapabileceğim bir grup ararken tesadüfen Trekist'le karşılaştım. Eeee serde doğa tutkusu var durur muyumJ Hemen mail grubuna dahil olup bana uyabilecek bir aktivite tarihi saptadım. Nihayet Bozcaada etkinliği gelip kapıyı çalınca da beni kim tutar deyip dahil oldum. Tabi ki endişelerim de yok değildi, bu etkinlik orada kalmayı gerektiren 2 günlük bir programı içeriyordu ve ben kimseyi tanımıyordum. Ya grup düşündüğüm gibi çıkmazsa ne olacaktı? Oralarda sersefilJ Ama hiç de öyle olmadı çok eğlenceli ve keyifli 2 muhteşem gün geçirdim. Gelelim yolculuğa; Yorucu bir yolculuğun ardından sabah aracımızla Bozcaada feribot kuyruğuna girdik. Vapurun kalkış saatine çok vardı, biz de hep birlikte kahvaltıya oturduk. O zeytin şahane, bu peynir muhteşem, hele domatesler süper üstelik Çanakkale ve bir de Levent Bey'in mutfağa gidip elleriyle hazırladığı kekikli zeytin tabağının tadı... derken vapurun düdüğüyle irkilip kendimize geliverdik. Başladık iskeleye doğru apar topar koşmayaJ Ama nasıl bir koşuş maraton yanında halt etmişJ Sen ey vapur kaçma, derkene yazık ki gidiverdi? Neyse ki tazelenen çaylara dalıp 2. vapuru kaçırmadık. Ama eşyalar ve araç bizsiz adaya varmış oldu. Kampa vardığımızda yerleşme ve çadır kurma telaşı başladı. Çadırım yoktu ordan temin edildi ve oda arkadaşım Selin'le birlikte suitimize yerleştikJ Suit diyorum çünkü gerçekten geniş, ferah ve rahat iki yatak bizim için hazırlanmıştı. Ohhh gel keyfim gelJ Yol yorgunluğu ve güneşin tepede oluşu gruptan bazılarının uykuyu tercih etmesine ve grubun biraz bölünmesine yol açsa da Selin, Murat, Erdal ve ben denizin bizi çağırmasına dayanamayıp masmavi, berrak, serin sulara kendimizi bıraktık. Yüzdük, yüzdük, yüzdük. Kızgın kumlarda güneşlendik istakoz gibi yanmamak için Selin'le benim kendimizi güneş kremi sürcez diye bembeyaz yapmamız, denizde yoğurda bulanmış gibi olmamız komikti doğrusu. Murat'ın yarı eleştirir bakışlarını saymıyorum tabiJ Hayat buydu işte deniz, kum, güneş, vee tabi ki tatiiilll. Deniz'in ardından Bozcaada merkeze indik nefis bir balık yedikten sonra alış-verişimizi yaptık mis gibi şarapların tadına baktık ve akşamki kutlama için pasta seçtik. Ertesi gün Yılmaz Bey'in doğum günüydü ve gece ona sürpriz yapılacaktı. Pastanın üzerine ne yazalım diye o kadar kafa patlattık ki nerdeyse pastacıdan çıkamayacaktıkJ Ama sonunda hem güzel bir pasta seçtik hem de sevgi dileğimizi belirtir bir yazı oluşturmanın keyfiyle doğruca kampın yolunu tuttuk. (Yalnız grubu o kadar benimsedim ki şöyle yazalım böyle yazalım diye yorumlar bile yapıverdim) Kamp oldukça dinlendirici ve huzur verici bir yerdi. Kendimizi minderlerin üzerine serip biraz mayıştıktan sonra akşam yemeğinin nefis kokuları hepimizi masa başına topladı. Enfes zeytinyağlılardan yiyip (kilo almaya inatJ) gün batımını izlemeye ve meşhur rüzgar güllerini görmeye tepeye çıkmak için hazırlandık. Tepeye vardığımızda güneş çoktan batmıştı ve diğer tur grupları da birer birer dönüşe geçmişti. Yani ortam yalnız bize kalmıştı diyebilmeyi çok isterdim ama bir gürültücü grup hala yanımızdaydı, onları kaçırmayı çok istedik doğrusuJ Aracımız rüzgar güllerinin girişinde durup bizi epey bir yürüttü ama yürüyüş boyunca mis gibi kekik kokuları da bize eşlik etti. Karşılaştığımız manzara müthişti onca yürüyüşe ve toza bulanmaya değmişti doğrusu. Şarkılar eşliğinde (Latife hanım'ın güzel sesi sayesinde) doğayı seyre koyulduk. Denizin üzerindeki yakamoz ve oluşan anafor profesyonellere taş çıkartan fotoğrafçımız Kezban Hanım (kendisi bizi karanlıkta çekmek için o kadar çaba gösterdi ki emeklerini takdir etmeden geçemiycem) tarafından fotoğraflandı. Denize karşı şarkılar söylendi, şaraplar içildi ve keyfe keyif katıldı. Gece merkeze inmek isteyenler ve kampa dönecekler ayrıldıktan sonra biz tercihimizi Bozcaada merkezde turlamaktan yana kullandık. Deniz kenarında çekirdek çıtlayıp, hediyelik eşya tezgahlarının arasında dolaştık. Salih Bey'in (tekrar teşekkür ederim eğer hala teşekkür etmediğimi iddia ediyorsanızJ) -kendisi sanırım ilerde müvekkilim olacak da onunla iyi geçinmeliyimJ- gruptaki hanımlara aldığı hediyeyle ve esprileriyle şenlendik. Mehmet Bey'in araca gidişte bizi yanlış sokaklara götürmesine ve grubun diğer elemanlarını kaybetmiş olmasına gülüp eğlenceli bir akşamın ardından nihayet kampa tam sayı olarak dönebilmeyi başardıkJ Vee gecenin sürprizi pasta kesmeye sıra gelmişti, Yılmaz Bey'e hazırlanan doğum günü kutlamasıyla gece biraz daha renklendi. Tüm güne sığdırılan bunca aktivitenin ardından gözkapaklarımın beni zorlamasıyla Selin'le yayla gibi çadırımıza çekildim. Mis gibi deliksiz bir uyku daldım. Sabah uyandığımda o kadar yorulmama rağmen erkenden taptaze bir güne başlamanın mutluluğu vardı içimde. Bu sefer kahvaltımızı uzzuunn uzzzun feribotu yakalama kaygısı olmaksızın keyfine vara vara yaptık ardından son deniz seferimiz için doğruca sahile. Artık dönüş yolculuğuna geçeceğimizin bilinciyle bol bol yüzdük. Hatta Selin ben ve Murat o kadar açılmışız ki denizden kıyıya varabilmek için büyük bir gayret gösterdik. Kollarımızda derman kalmayıncaya kadar kulaç attık. Nihayet kıyıya vardığımızda kumları öpmeyi istedim desem yeridirJ Pazar günü rüzgar çıkmış ve deniz dalgalanmıştı bu yüzden o kadar açıldığımızı fark edememişiz. Ama yine de güzeldi, en azından hala hayattayız di mi milletJ Tekrar çadır toplama ve dönüş seremonisi vapur ve kara yolculuğu derken her durduğumuzda yiyip içmemiz de bu grubun ne kadar boğazına düşkün olduğunun da göstergesidir diyebilirim. Ancak grubun içindeki papalina yeme aşkı feribota az zaman kaldığı için gerçekleşemedi. Neyse ki biz önceki günden balıklarımızı yemiştik içimizde kalmadıJ Sırf yemek yemek için birbirimizi gaza getirip durduk J Tekirdağ köftesi artık kapanış yemeğimiz oldu. Yolda, milletin şeftali bahçesine dalmayı bile düşündükJ Kalan şarapları içmek için pet şişeyi kesip bardak yapma yaratıcılığı da bizim Trekist'e özgüdür herhaldeJ Bol bol resim çektiğimiz için bunlar kanıtlarıyla mevcuttur J Sevgili Trekist Grubum (yalnız hemen benimserim gördüğünüz üzereJ) ben oldukça keyif aldım. En yakın zamanda bir dahaki aktivitede görüşmek üzere deyip oldukça kısa olan! raporumu tamamlıyorum. (Sanırım hakimleri de uzun dilekçelerimle delirtiyorum J ) Ama napayım 2 güne o kadar çok şey sığdırınca haliyle rapor da uzuyor, yani ben masumumJ Görüşmek Ümidiyle Hoşça-kalın. Sağlıcakla. Av. Serpil ŞAHİN
|
Duyurular
|
Basından |
Etkinlik anıları |
Haftanın Elemanı Köşesi |