|
20-06-2006 Ayvalık Scuba Yazan Çizen yayımlayan Okan Mirelam , Foto Okan-Hüsniye
|
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
|
Sevgili dostlarım, Öncelikle gecikmeden dolayı özür diliyorum.Yolculuk sonrası ayaklarım şiştiğinden raporu yazmam gecikti :) Meşhur ayvalık seyahatini anlatmadan önce scuba eğitimlerinde neler yaptık biraz bilgi vereyim. Aslına bakarsanız hepimizde bir heyecan vardı. Bu işi nasıl yapacağız diye, scuba temel eğitimi 2 aşamadan oluşuyor, teorik eğitimler ve pratik eğitimler teorik eğitimlerin sonunda kısa bir yazılı olup konuyu ne kadar kavradığımızı anlayabiliyorduk. Pratik eğitimler ise biraz farklıydı teoride öğrendiğimiz eğitimleri havuzda ve denizde pratiğe dönüştürmeye çalıştık. Havuz biraz daha kolay sonuç alınan mekandı (Ben katılmadığım için en azından böyle bir yorum yapmak hoşuma gitti. Çünkü havuzun en başarılısı Özlem'in bu başarısına biraz olsun gölde düşürebildim sanırım.) Denizde bir Kilyos maceramız vardı ki evlere şenlik bula bula Karadenizin en yosunlu, en bulanık ve en dalgalı günlerinden birini bulmuştuk. Neyi başarıp neyi başaramadığımızı hiçbirimiz anlamamıştı. Gelelim Ayvalık seyahatine: Dere aktivitesi yapacak olan diğer grup, bu hafta hiçbir aksilik yaşamasın ve gecikme olmasın diye, özellikle grubun bütün gecikme alışkanlığı olan üyelerini scuba grubuna dahil ettiğimizden dolayı, doğal olarak 22:30'da Taksim'den kalkması gereken otobüs 23.00 civarında kalktı. Eğer Yılmaz hoca ikide birde "nerde kaldınız" diye aramasaydı 24.00 ten evvel hareket etmeyi düşünmüyorduk zaten. Gece yolculuğu çok eğlenceli geçti. "Ben asla yolculukta uyumam diyenler" her zaman olduğu gibi ilk uyuyanlardı. Ama ertesi gün hic uyumadıklarını iddia etmeyi sürdürdüler. Aynı otobüste gelen ikisi erkek üç kişi de vardı. Bunları tanımlamak istersek genç, uçuk,kaçık 25 olup 8 yaşındaki çocuklar gibi hareket eden çılgınlar diyebiliriz. Ama şekerdiler de... Otobüs Ayvalığa girdiğinde birazda uyku mahmurluğundan çok bir şey fark etmedik. Görmeyenler için Ayvalık Rumların izlerini taşıyan çok sakin, sevimli, insanın içini rahatlatan bir Ege kasabası. Genelde emeklilerin buluşma noktası gibi olmuş, birde harley davidson'cuların. Ben bu kadar harley davidson'u bir arada görmedim. Evet bu kadar tanıtımdan sonra geldik birinci dalış gününe: öncelikle bir gece evvel otobüste en çok konuşan ve susmak bilmek bilmeyen Leyla, heyecandan mıdır nedir bilinmez süt dökmüş kedi gibi birden sustu. Bir ara doktora götürüp bir şeyi varmı yokmu diye kontrol ettirmek bile istedik ama Allahtan bu sessizliği çok uzun sürmedi. Kerim hoca çok şeker bir adam(dalış hocası) suyun altında neler yapmamız gerektiğini bir kez daha anlatırken gözlerinden endişe fışkırıyordu. "Ben bu beceriksizlerle ve delilerle karada baş edemiyorum, suyun altında ne halt edeceğim" der gibi bakıyordu. Hep birlikte malzemeleri hazırladık ve hocalarında yardımıyla denize atladık. Öncelikle denizin altı başka bir dünya herkesin bu işkenceyi (pardon zevki) tatmasını tavsiye ederim. Bana sakın denizin altında ne gördün demeyin. Benim badim Belen olduğu için ve Belen bir türlü dibe batamadığı için, bir aşağıya inip bir yukarıya Belen'e bakmaktan, denizin altında neler olduğunu göremedim. Birde Kerim hoca faktörü var. Çok muzip adam, her eve lazım. Yılmaz hocayla beni çok mu sevdi, gıcığımı var anlamadım. Suyun altında maskemizi çıkarır yok oda yetmiyormuş gibi, havamızı kapatır, ona rağmen ölmeden geldik ya, şimdi daha iyi algıladığım için bazı şeyleri şükürler ediyorum. Bir yandan da dokuz canlı olduğumuza inanmaya başladım. Suyun altında enteresan bir olay da; Belen'in (suyun altında) konuşması, gülmesi hatta kahkaha atması... Keşke kamera olsaydı da, o görüntüleri görseydiniz. Grubun Üç çılgın kızı Leyla, Özlem ve Elif daha bir gün evvelden "uyumayacağız diskoya gideceğiz" diye tutturmaya başlamışlardı. Biz böyle eğlenirken zamanın nasıl seçtiğini anlamadık. Bayağı geç oldu sağ olsun kaptan da benden kötü çıktı, 40.dk.da tekneyi anca iskeleye yanaştırdı. Akşam 10:00 gibi tekneden inip otele gittik herkese hazırlanıp inmeleri için 15 dak.verildi. Leyla'nın saati biraz yavaş işlediği için 25 dakikada kendisini bekleyen asık suratlara ve homurdanmalara aldırmadan makyajını yapmış saçlarını fönlemiş, parlatıcısını sürmüş vaziyette otobüse bindi. (Semra da gıcık olanlar arasındaydı ama derdi başkaydı, "haksız rekabet bu, eşitlik istiyoruz" dediyse de o gürültüde duyulmadı). 23.00 e doğru Cunda adasına yemek yemeğe gelmiştik. Kerim hoca, Deniz restorant'ta yer ayırtmıştı ama adamlar bizden ümidi kesince yerimizi satmışlar. Başladık yer aramaya tbiki costcumuz Belen,verilen fiyatların doğruluğunu kontrol ederken,Özlem ve Semra piyasa araştırması yapmaya başladılar. Allah'tan uzun sürmedi de yemeğe oturabildik. Bu arada suyun altında en başarılılarımızdan olan Hüsniye'nin kulaklarında oluşan rahatsızlık hem onu, hem de bütün grubu çok üzdü. Biz yemeğe giderken yolda onları hastane önünde indirmiş, merakla beklemeye koyulmuştuk. Yılmaz hoca ile hastaneden geldiklerinde ağrılarının azalmış olması hepimizi sevindirdi. Gece yarımı bulan yemek sırasında Elif, Leyla ve Özlem dışında hepimizin gözleri kapanıyordu. Onlar hala diskoya gideceğiz demeye devam ediyorlardı. Hiç birimiz onları ciddiye alacak durumda değildik. Tabiki otele dönmek için hepimiz otobüse bindik, biner binmez uyuyanların isimlerini söylemeye gerek yok sanırım. Ertesi sabah 08:00'de kahvaltı 08:30'da kalkış vardı. Ekibimizin dakikliği sayesinde saat 09:00'da hareket edebildik. Bu sefer daha derinlere dalıp daha çok yüzecektik. Maalesef Fatma ve Hüsniye bizimle gelmedi Ayvalık turu yapmaya karara verdiler. Geri kalan ekibimiz 3 grup halinde 2 şer dalış yaparak günü geçirdi. Kerim hoca yine eziyet olsun diye dalış sırasında suda dibe dalalım diye bağladığımız ağırlıkları, suyun içinde çıkartıp tekrar bağlamamızı. O esnada suyun altında Belen'in attığı kahkahayı duyunca hepimiz koptuk. İş denemeye gelince harikalar yarattık. Ben o kemeri takmak için kendi eksenimde 10 turdan fazla döndüm sanırım. Suda beni görenler Mevlevi gösterisi yaptığımı sanmışlar. En "cool"umuz Murat, hiç zorlanmadan hareketi tamamladı ve hoca yine onu suyun altında alkışladı. Belen'se hala gülmeye devam ediyordu. Buna benzer olaylarla kazasız günümüzü tamamlayıp 18:30'da (daha önceden kararlaştırdığımız gibi) karaya çıktık. Ancak otobüsün şoförü nasıl olsa geç kalırız diye gelmemişti 15 dakika gecikti. Bu sırada Murat'ın ısrarlarına dayanamayıp diyet yapanlar "yağsız" olmak üzere Ayvalık tostu yedik, tabi Cool Murat iki tane yedi. Tost yerken otobüste geldi ve otobüse binip tam hareket edecektik ki Leyla'nın yok olduğunu fark ettik. Bunu fark etmemiz çok kolay oldu çünkü Özlem'e rağmen otobüste sessizlik vardı. Uzun bekleyişin ardından dudağında parlatıcıları ve elinde biraları ile Leyla geldi ve hareket edebildik. Otobüse binip yola çıktığımızda ise herkes koptu (siz yorgunluktan kopup uyuduklarını sanmışsınızdır şimdi) otobüsteki Türkçe Rock MP3 eşliğinde hem oynamaya hem söylemeye başladılar. Bu arada Semra'nın regülatörü su altında ağızdan fırlatıp, estetik şekilde bulup tekrar aldığı, su altı beden dili hareketini yaparak başlattığı, diğer arkadaşların devamını getirdiği, dansta yeni bir çığır açacak "scuba dansı" keşfedildi. Bu dans, emin olun üç vakte kadar bütün dünyayı sallayacak. İlk denemelerini izlemek isteyenler Perşembe günü Ortaköy'de bizimle buluşsunlar. Sevgili arkadaşlar bu organizasyonda emeği geçen başta Kerim hoca, Doğan hoca, Yılmaz Başkan, Orkun ve onların nezdinde bütün arkadaşlara teşekkür ederiz. Bize muhteşem bir hafta sonu yaşattılar. Bu seyahat okunarak değil yaşanarak ancak anlaşılırdı. Biz kendi aramızda bu seyahatin enlerini yazdık. Sizle de paylaşmak istedik. Elimde birçok resim, hatta kamera görüntüsü var bunları Yılmaz başkana sorup, ilgili alana kaydedeceğim. Sevgiler Okan Miralem "EN" LER: * Su altında en iyi bekleyen Okan * Su altında en iyi gülen Belen * En atlamayan Leyla * En çok diskoya gitmek isteyip, en erken uyuyan Elif * En uyumlu bodyler Okan-Belen * Su altında en iyi bıyık buran Yılmaz * Beden dilini kullanarak en iyi anlaşan çift Yılmaz-Orkun * Su altında "BC yi çıkartıp giymeden çıkmam abi"diyen Semra * Su altında en çok kıllık yapan Kerim hoca * En uysal hoca Doğan (kalplerin hocası) * En çok Mavi tura gelmesi istenen kişi Doğan hoca * En haksız raportör Okan * En çığırtkanlar ve bağıranlar : mahşerin üç atlısı * Grubun en sakini Yasin * Grubun en seksi poz veren eleman (sırt dekoltesi pozu ile ) Ahmet * En az hava tüketen Belen * En çok hava tüketen adeta yiyen Burak * Gezinin en talihsizi ve nazara geleni Hüsniye * Denizin altında sigara içebilseydi oda dalardı Fatma * Grubun en iyi kıvıran ve saçını en seksi savuranı Leyla
|