01-07-2006 Ayvaini Mağarası   Yazan Çizen yayımlayan  Hüsniye-Ömer-Beğüm , Foto İsmail-Fatma-Okan

 

 

Günaydınlar.

Ne hafta sonuydu ama .:) Pazartesi sabahı işe gitmekte belki zorlandık, kaslarımızı ağrıttık ama eminim , ruhumuz dinlenmiş zihnimiz temizlenmiş olarak evimize döndük. döndük.

Profesyonel kluplere taş çıkartan bir aktivite gerçekleştirdiğimizi düşünüyorum. 22 kişiyi 3 ekip halinde her botta 4 yada 3 kişi olmak üzere mağara soktuk. Bahadırın sırt kaslarının kasılması ve minübüsün beklenenden küçük olması dışında sanırım önemli bir problem yaşamadık. ekiplerin kimlerden oluşacağı, ekip ve bot sorumluları zamanlamalar , malzemeler hepsi önceden planlandı ve ayarlandı. Malzeme ve ayarlama konusunda emeği Geçen Funda ve İbrahime çok teşekkürler.

14:00 suları kamp yerine vardık. Çadırlar kuruldu ve ilk ekip hazırlıklarına başladı. 18:00 suları 8 kişilik 1. ekip (Yılmaz-Funda-İbrahim-Büşra-Celal-Fatma-Hüsniye-Behiye)-ip inişini tamamladıktan sonra aktiviteye başladı. 11:30 gibi mağaranın sonuna geldiğinde. 2 Ekip onları karşılamak üzere çıkışa henüz varmışlardı. Bu harika zamanlamadan dolayı birbirlerini kutladılar :)

2. ekip ( Orkun - İsmail-Cengiz-Aksel-Serpi-Ömer )l23:0 da malzemeleri teslim alarak 05:00 gibi mağarayı tersten geçip ip çıkışı yaparak aktivitelerini tamamladılar.

3. ekip (Mehmet-Okan-Semra-Denizhan-Pınar- Semra B-Beğüm / Bahadır 2 ekibe ip çıkışı sırasında yardım ederken sırt kaslarında problem olması nedeniyle mağaraya giremedi ) 08:00 da kahvaltılarını tamamlamış olarak aktivitelerine başladılar. Onlarda planlanan zamanda 13:00 köy kahvesine gelmişlerdi.

Teknik bilgi , Paylaşım ,dayanılıklılık , korkularla mücadele, şamata gırgır , değişik duygular ve beceriler hepsi bir arada yaşandı. Mağaracılık aktiviteleri ip inişi ve tırmanışı becerilerini mutlaka kullanmak gerekiyor. Bu becerileri kullanmadan girilen mağaralarda turist mağaralar sınıfına giriyor.

Günden güne teknik bilgi ve becerimizin artması ile, daha akılda kalıcı daha heyecanlı keyifli aktiviteler yapacağımıza inanıyorum.

16:00 da kamp yerini çöp işini hallettikten sonra terk etik. Profesyonel kulüplere taş çıkartan bir aktivite oldu derken çöp konsunda aynı şeyi iddaa edmiyeceğim. Çünki yine grup olarak ikmale kaldık ( İstisnalar hariç tabii). Yine kamp yerini terketmek üzere grup hazırken son kamp aktivitelerinde olduğu gibi bu aktivitede de Fatma sağolsun ateşin başında uğraşıyordu. O nedenle bundan sonra her kamp aktivitesinden önce gruba çöp eğitimi verilecek.

Grup yola çıktı aktiviteler bittimi ? Hayır elbet . Trekistin oldugu her yerde bir aktivite vardır. Arabalı vapurda martılara simit yedirme aktivitesi yapıldı. ama Trekist usuluü ile . Orkun ve Bahadır'ın ellerinde tuttukları bisküvileri martılar pike yaparak kaptılar. :)

Bu aktivitede haftanın elemanı ünvanı değişik katogorilerde dağıtıldı.

1. Haf tanın elemanı Orkun ; Gerçekten muthiş bir performans sergiliyerek 3 grubunda mağaraya inip çıkarken teknık sorumluğunu üstlendi onları indirdi çıkardı ve arada kalan zamanlarda da eğtim ver di Hiç uyumadı.

2- Ekiplerdeki göze batanlar : 1. Ekip Büşra en genç 2. ci mağaracı 2. ekip : Ömer ; performansı ve centilmenliği 3. ekip Begüm ve Denizhan en genç mağaracılar

3- Haftanın fedakarı Bahadır Seçilmiştir. 2. ekibe yarım ederken sakatlandıgından dolayı mağaraya girememiş ve çok üzülmüştür. Gerçi bazı rivayetlere göre; sabahki Celal'in yaptığı sucuklu yumurtadan otlanmak için mağaraya girmediği söylenmektedir.

Alsında katılan 25 kişide hepsi ayrı birer yıldızdı hepsini tebrik ediyorum.

Aktivite raporlarını her ikip kendi içinde yazacaktır. 1. ekibin raporunu ; Behiyeden ; 2. ekibin raporunu Ömer'den 3. Ekibin raporunuda tam anlıyamadım ama Denizhan yada Beğümden bekliyoruz.

Katılımcılar

Ömer

Serpil

Fatma

Behiye

Mehmet

Pınar

Semra B

Begüm B

Cengiz

İsmail

Aksel

Hüsniye

Bahadır

Funda

Yılmaz

Orkun

İbrahim

Büşra

Celal

Neşe

Mustafa Kaan

Fahri ve Oğlu

Semra

Denizhan

Okan

Nice aktivitelerde görüşmek dileğiyle

Yılmaz

 

1. EKİP

 

Merhaba arkadaşlar,

 

Geçen hafta sonu adrenalini yüksek bir mağara geçişi yaptık. Saat 14:00 gibi kamp alanındaydık. Çadırlar kuruldu, yerleştirildi. Funda’ nın daha önce belirlediği gruplar açıklandı. Biz ilk grup idik. Böyle olması benim açımdan iyiydi, çünkü heyecanım azalmadan bilinmeze ve karanlığa doğru yola çıkacaktık. Hazırlıklar yapıldı, giyecekler, kasklar, kafa lambaları, yedek piller ve can yelekleri hazırlandı. Bir miktar bisküvi, su ve çikolata aldık yanımıza ve bunları su geçirmez çantanın içine koyduk.

 Hava çok sıcaktı, fakat mağara için kalın şeyler giymek gerekiyordu. Mağaranın ne kadar soğuk olduğunu tahmin etmek zordu. İçlikler, tulumlar ve bulaşık eldivenleri giyildi. Son hazırlıklar tamamlandı. Behiye yün içlikler giymişti ve mağaraya girene kadar sanırım 2lt kadar su kaybetmişti.

Saat 18:30 gibiydi önce İbrahim Abi indi, ardında Büşra , Funda ve ben. Aşağıya tam bakamadığım için daha uzun bir iniş bekliyordum fakat tahminimden kısa sürdü... Sonra Fatma, Yılmaz ve Celal indiler. En zorlandığım an daha iner inmez su ile tanışmam olmuştu. Yani daha mağaranın başında hepimiz dizlerimize kadar ıslanmıştık. Ama daha kötüsü, her zamanki gibi İbrahim Abi’nin başına geldi ve bota ilk binişinde alabora oldu ve kendini mağaranın buz gibi sularında buldu.

Birinci ekip Funda Büşra Yılmaz ve ekip lideri İbrahim Abi ; İkinci ekip Behiye, Fatma, Hüsniye (yani ben) ve Ekip Liderimiz Celal’den oluşuyordu. Sanırım en şanslı grup bizim grubumuzdu, çünkü İbrahim Abi, Yılmaz ve Behiye geçen yıl bu mağaraya girmişlerdi. Celal de kanyon konusunda tecrübeliydi. Ben ve Fatma mağaranın çıkışını biliyorduk, çıkışdaki yamaçtan daha önce inmiştik.

Mağara ilerledikçe karşımıza çıkan oluşumlara hayranlıkla bakıyorduk. Yer yer yarasa köyleri kasabaları gördük. Ne çoklardı, aslında ürküyordum, ama fazla mesaiden dolayı alışmıştım. Birkaç kurbağa ve çeşitli böcekler gördük.

Başlarda botu idare etmekte güçlük çektik. Fakat daha sonra raftingden öğrendiğimiz taktikleri uygulayarak bu sorunu da aştık. Hatta usta kayıkçılar gibi olmuştuk. Yürüyorduk, derinlere geldiğimizde hemen bota atlayıp küreklere sarılıyorduk. Arkada bulunanlar kayalara yaklaştıkça kayaları itiyorlardı. En fazla on metre yürüyüş ardından bot, birkaç kürekten sonra tekrar inip yürüyüş başlıyordu.

Bir ara 1. ekip çok geride kaldı, artık ışıkları bile görünmüyordu. Bizim ekip çok sessizdi ve  botta sesiz sedasız ilerlerken sadece küreklerin sesi duyuluyordu ve kendimi Hades’ in ülkesine ruhları taşıyan yaşlı kayıkçının kayığındaymış gibi hissediyordum.

Neyse bu sessizlik uzun sürmedi arkadaki ekipten gelen şarkı türkü sesleri gerçeğe dönmemi sağladı. Ara ara molalar verdik, fakat molalarda çok üşüdük ve ben ilk defa sigara içmek istedim. Sanki sigara içersem ısınabilirdim.

İbrahim Abi yanlış yedek pil almıştı ve bizim ekip yardımlaşmayı pek sevdiğinden yedek pillerimizi ona verdik. Ardından bizim pillerde bitti ve bir süre Celal ve Fatma’nın kafa fenerleri olmadan yola devam ettik.

Çıkışa yaklaşmıştık ve önümüzde artık gölet olmadığını düşünerek botları diğer grup için bırakmıştık. Epey ilerledik ve önümüze balçıkla kaplı yaya geçişi imkansız bir gölet çıktı. Yılmaz ve Celal botu almak için geri döndüler. Biz beklerken fenerlerimizi kapattık ve sadece bir fener açıktı. Göletin kenarında bekliyorduk. Tavandaki görüntülerin aksi suya vuruyordu ve suya baktığımızda sanki uçurumun kenarındaymışız hissi veriyordu. Uçurum olmadığını bile bile gene de korkudan daha kenara yaklaştık. İnsanoğlu daha çok bildiğine değil gördüğüne inanır.

Gelen botla son göleti de geçtikten sonra artık parkuru tamamlamıştık ve çok iyi zamanlamayla diğer ekiple girişte karşılaştık.

Saat 23:30’da mağaradan çıkmıştık. Köyde kuru giysilerimizi giyip kamp alanına vardık. Ateşin karşısında ısınmaya çalıştık. Saat 02.30’a kadar ateş başında Celal’in sacının üzerindeki tavukların kızarma sesleri eşliğinde günün kritiğini yaptık. Ve tabi sonra tavukları olması gereken yere, midemize indirdik. Ellerine sağlık Celal tavuklar nefisti. Teker teker çadırlarımıza çekildik.

Ertesi gün 3. grubu gönderdik ve onlar gelene kadar çimenlerin üzerinde yatıp yuvarlanmanın dışında pek bir şey yapmadık. 3. grup geldiğinde grup fotoğrafları çektirip, kamp alanını toparladık. Bir aktivitenin daha sonuna gelmiştik, hafızamızda çok güzel görüntüler ve anılarla dönüş yoluna geçtik.

Bende Başkanımız Yılmaz’a bu tür aktiviteleri yapıp, tatmadığımız duyguları bize yaşattığı için; Orkun’ a müthiş sabrı ve bildiklerini bizlere aktardığı için; Tüm gruplara dostlukları uyumu ve anlayışları için teşekkür ederim.

Dün öğrendiğim bilgiyi de sıcağı sıcağına vereyim.  Mağaraları içi temiz oda klas standartına göre klas 100.000’miş. Yani 1m³ havada 0,5µm’luk çapta 100.000 tanecik varmış. Normalde bu şartları sağlamak için havayı 3 farklı filtreden geçirmek gerekir.

 

1.ekip

İbrahim (lider)

Büşra

Yılmaz

Funda

 

2.ekip

Celal (lider)

Behiye

Fatma

Hüsniye

 

Sevgiyle Kalın,

Hüsniye Mıhcı

 

 

2. EKİP

 

2. ekip olarak Serpil'i uyandırdıktan sonra, bizi almaya gelmeyen minübüs yerine arabalara doluşup Ayvaini Mağarası'nın aşağı ucuna doğru yola çıktık. Tam köye gelmiştik ki bizi götürmek isteyen Okan Bey'in arabası bozuldu. Oraya park edip, köylü bir kılavuzla mağara ağzına tırmandık. Tam ağzına gelmiştik ki 1. ekip tıngır mıngır çıkageldi. Botlara binmişken pompayı unuttuğumuzun farkına varınca arkadaşlar beni, Aksel ve Serpil'le bırakıp geri almaya gittiler. Yarasa yuvaları gerçekten ilginçti. Mağaranın muhteşem bir havası ve berrak bir suyu vardı. Arada geçen yarasalar rahatsız etmiyordu. O sırada çamurlu kaygan zeminde bir türlü ayakta durmayı beceremediğim için, geçişin çok zor olacağını düşünmüştüm. Arkadaşlar gelip devam edince taşlar kayalar arttı ve 2'şer kişi, botları taşıyarak yürümeye başladık. Arkadaki kişi bastığı yere dikkat etmek zorundaydı. Su yeterince derinleştiğinde botları yüzdürüyorduk. Cengiz, Aksel, Serpil bir botta; İsmail, Orkun ve ben diğer bottaydık. Öndeki bot gerçekten güzel kürek koordinasyonu sağlamıştı ve biz onlara yetişmekte zorlanıyorduk. Arada kendi botumuzun suyunu boşaltıp şişirmemiz gerekiyordu. Işıklarımız lunaparklardaki korku tünelindeki gibi vuruyor ve çok eğleniyorduk. Çok güzel, müzelik sarkıt ve dikitler vardı. Bazılarımız sarkıtlar yüzünü sürerken bazılarımız tuzunu yaladı. Her gördüğümüz yer için Orkun "Ben burayı biliyorum, tam yolun ortası olmalı." diyordu. Arada bir ileriye gidip, varıp varmadığımızı kontrol ediyordu. İçimiz çok ferahtı ve tek derdimiz kaybolmamaktı. Az mola verdiğimiz için hiç üşümüyorduk. Nihayet çıkıştaki 17 metrelik uçurumun dibine vardığımız zaman daha 3-4 saat geçmiş; dışarısı hala zifiri karanlıktı. Önce Orkun kaya tırmanışı yaparak yukarı çıktı. Ardından Cengiz yukarı çıkmayı başardı. Bizi kurdukları makara sistemiyle çekeceklerdi ama biz üşümeye başlamıştık. Serpil kötüleştiği için önce onu çektiler. Kendisi insanları bizim için yardıma çağırmak için haber vermeye heyecanla nasıl gittiğini hatırlamıyor. Sırayla, ekspesi iple sallandırarak Aksel'i ve beni çektiler. Tam ben çıkmıştım ki Bahadır, Mehmet ve Okan Beyler yardıma geldiler. Bahadır ve Orkun, iri yarı olduğu için söylene söylene İsmail'i çekti. Uçurumun dibinde 1 saatten çok, ıslak ve hareketsiz beklemiştik. Artık seher vaktiydi.

Ömer

 

 

3. EKİP

 

biraz uzun oldu ama sabırla okursunuz sizi sıkmaz umarım (:

Herkese merhabalar (:

Ekip adına etkinlik raporunu yazma görevi bana verilmiş..Öncelikle trekist'i nasıl bulduğumdan bahsetmek istiyorum ..Herkes soruyor sırayla bir açıklığa kavuşsun bari (: Geçen Cuma ( bkz.30.06.06) yahoo groups' dan dağcılık ve doğa sporlarıyla ilgili bilgi , grup ararkene trekist popularitesiyle karşıma çıktı (= Daha sonra yakın zamanda olan mağara aktivitesini gördüm..Neye benzediğini pek bilememle birlikte yazılar ve resimler pek bir ilgimi çekti ve anneme ısrarlarım başladı..Zaten doğa sporlarına ilgili olan annem ( bkz.Semra B.) de hemen ilgiliyle tamam dedi ve malzeme arayışımız böylece başladı ..

Perşembe günü malzemelerimizin çoğunu temin etmiştik ( babam sağolsun(: ) ve akşam büyük bir hevesle trekist toplantısına gittik..Önce bazı arkadaşlar malzemelerini tamamladı.Sonra da bir kafeye gidilip oturulup konuşuldu..Kafede can yeleklerini ve kasklarını deneyen arkadaşlar da Kadıköy sokaklarından geçen insanların ilgisini bir hayli çekti (: Ertesi gün çantalarımızı hazırladık ve dört gözle cumartesiyi bekledik..

Cumartesi sabahı 8.15 gibi Göztepe köprüsüne geldik. Zaten kendimizi hemen ele veriyorduk ki Cengiz abi gelip sizde mi trekist ' tensiniz diye bizi aldı..Servisin gelmesini birlikte bekledik. Servis de önümüzden bastı geçti sonra öğrendik ki araba değişmiş. Daha sonra arabadan inen Mehmet abi boyunluğuyla birlikte geldi.. Grubu tanımayan biz hemen yedik (: annemle geçmiş olsun ayaklarına geldik..arabaya bindiğimizde Bahadır abiyi de o halde görünce ben şaka olduğunu anladım annem ise 2sine de geçmiş olsun dilemekteydi..Daha sonra binen Aksel abla da çok güzel yuttu :D Yoldan birkaç kişiyi daha toplayarak ve biraz da eşyalardan dolayı sıkışarak yolumuza devam ettik . Vapur için beklerken baya trafik vardı ve yerinde duramayan ekip kendini arabadan attı ve yürümeye başladık. Gittik oturduk çayımızı suyumuzu içtik. Vapura bindik ve tekrar Bursa'ya mağara yoluna koyulduk.

Kamp alanına geldiğimizde çadırlar kuruldu yerleşildi..Mamalar bir güzel hazırlandı..Sucuk ekmekler yapıldı (: Ve ilk girecek olan ekip hazırlanmaya başladı (bkz. Yılmaz-Funda-İbrahim-Büşra-Celal-Fatma-Hüsniye-Behiye ) .. Biz de onların hevesiyle gittik ve izledik..2.olarak mağaraya giren Büşra biraz heyecanlandı..Onun inişini gördükten sonra herkes rahatladı alkışladı . Orkun abi sağolsun herkesle tek tek ilgilendi.Herkesin üstünde çok emeği geçti. (sonsuz teşekkürler :p )

İlk grubu indirdikten sonra bize ip inişini üşenmeden büyük bir sabırla tek tek öğretti . Hepimiz büyük keyif aldık ve engin bilgilerini ilgiyle dinledik (: 11.30 gibi ilk ekip çıkarken 2.ekip yola koyuldu (Orkun -İsmail-Cengiz-Aksel-Serpil-Ömer). Biz bu sırada kamp ateşinin karşısında keyif çatıyorduk. Hatta bir ara Bahadır abi kamp ateşini canlandırıyim derken ağacı söküp getirdi (: Ayrıca Semra abla ve Bahadır abiye verdikleri mini konserden dolayı teşekkürlerimi sunarım (: Arada biz de şarkı söyledik kanon yaptık (((= Gökyüzü de İstanbul'a kıyasla eşsizdi..

Ertesi sabah Serpil ablanın sesinin üzerine herkes bir telaşla uyanmıştı.2.ekip mağaranın çıkışından girdiği için girişten ip çıkışı yapacaktı ve sorun yaşanmıştı . Ekip aşağıda kalmış yukarı çıkamamıştı . 2saaate yakın aşağıda bekleyen grup üşümüştü . Bunun üzerine grubun metin ve güçlü mü güçlü erkekleri yardıma koştu . Lakin Bahadır abi yardım edeyim derken belini incitti ve bu hepimizi çok üzdü ): (kim taşıyacak şimdi botlarımızı :O :)) ) Belini incitmesi üzerine bizim ekiple birlikte aşağıya gelemedi ):

Bizde 7kişi indik ..(Mehmet-Okan-Semra-Denizhan-Pınar- Semra B,-ben )

İlk olarak Mehmet abi aşağıya kısa sürede indi.Arkasından Pınar abla ısrarla inmek istedi..Biraz heyecanlı ve endişeliydi..Sonra ben indim..İnişim zannımca sorunsuzdu yere ulaşmak istemedim adeta (: daha da uzun olsaydı keşke ..Çünkü gerçekten çok keyifliydi..Tabi bunda Orkun abinin de emeği büyük..Arkadan Denizhan , Semra abla , annem ve son olarakta Okan abi indi..Ve başladık küçük maceramıza..Önce bizi bekleyen botları şişirdik , yüklendik ve yola koyulduk.. Botları taşımak büyük zorluk gerçektende !..Bazı yerler çok dar ve alçaktı botları geçirmekte zorluk çektik..Botla en fazla 2-3mt geçiyoruz zaten , ama bot olmadan da olmuyor tabii ..İn bin sıkıyor insanı.. ): Bazı yerlerde Denizhan ve Mehmet abi saolsun (: 'gelin gelin derin değil burası bota gerek yok' diyerekten bizim baya batmamızı sağladılar.. (malum boy farkı (: ) Denizhan yürüyo beline kadar batıyor ben giriyorum göğsüme kadar (: .. Neyse mağaraya girdikten yaklaşık 1sa sonra sanırım (saatimiz yoktu o yüzden tam kestiremiyorum) keskin bir yarasa pisliği kokusu geliyor burnunuza ve gerçekten mide bulandırıcı (: Kısa sürdü neyseki.. Mağara gerçekten inanılmaz güzellikteydi ..Fakat hepimiz 3. saatten sonra artık mağaradan çıkma çabasındaydık etrafımızdaki güzelliklere dikkat edemedik , etmek istemedik . Lakin annem mağaranın içindeki sarkıtları dikitleri şekilleri sürekli 1şeylere benzetti durdu (: Penguenler pastalar köy fırınları kuşlar ördekler gördük sayesinde (: İçerdeyken 2-3kez ışıklarımız kapattık.Gerçekten de hiç 1şey görünmemekte..Diğer grupları da andık bu sırada 'Biraz bekleyelim belki gözlerimiz alışır ' sözleriyle ((= .. Mağaranın sonuna doğru sular azaldı (biz sonu sanmışız) .. Bir ümit hadi yaklaştık diye sonra tekrar sular arttı bunu dedikten sonra 1sa daha gitmişizdir..Zaten bir de yalancı çıkış vardı (: Dedik oleeeey geldik artık ! Işık gözüküyo falan ..Oraya bir ulaştık ki yukarısı açık olan bir alanmış yalnızca..Bir yarım saat daha yol vardı oradan sonra..Çıkışa yakın tekrar botlara binilen ve çamurdan oluşan bi yer vardı ki orda zorlandık kaydık baya..Zaten bizim suda da botla ilerlememiz pek başarılı değildi . Mehmet abi, ben ,annem .. Botta sürekli aynı yöne kürek çekip olduğumuz yerde dönüyorduk (: Ordan buradan kendimizi ittirerek ilerledik daha çok (: O son suydu galiba..oradan da kurtulduktan sonra tekrar başladık yürümeye ..Lakin yol hala çamurluydu ..Bastığınız yerden kayıyorsunuz…..

Ve işte ışık!!.. Sonunda diyerek botları indirmeye başlıyoruz..Son grup olduğumuzdan botları aşağıya indirmek de bize kalıyor..Ki ben dışarı çıkmadan aşağı inileceğini bilmiyordum .. Çıktığımızda bizi orda araba bekliyor ve kamp alanına götürüyor olacaktı öyle düşünmüştüm nedense (: Botları indirdikten sonra yüklendik ve mağaradan çıktık.. Orda da yolu bulmada baya zorlandık ve zaman kaybettik.. Önceki gece 2.ekiple birlikte mağaranın çıkışına gelen Okan abi karanlıktan dolayı yolu hemen hatırlayamadı..Az kalsın kaya tırmanışı yapılabilecek cinsten olan yoldan inecektik (: Neyse ki sonra o meşhur patika yolu bulduk..Orası da ayrı bir etaptı bence..Yaptığımız bu etkinliğe yalnızca mağara demek az kalır ..

Sonunda aşağıya indiğimizde Yılmaz abi ve Büşra bizi bekliyorlardı..Yaklaşık 5 saatte bitirmişiz küçük maceramızı .. Oradan da köye doğru yürüdük ve köy kahvesinde bir güzel çaylarımızı içtik , üstümüzü değiştirdik daha sonrada servise atlayıp kamp alanının yolunu tuttuk .. Geldiğimizde çoğu kişi toplanmıştı , yemek yemekteydi .. Bize o yorgunlukla yiyeceklere saldırdık bir güzel karnımızı doyurduk karpuzumuzu kestik (: 3.ekipte toplandıktan sonra fotoğraflar çekildi .. Çöplerimizi topladık , ayakkabılar da yakılmış bu arada bir yerde (:

Her şey gerçekten mükemmeldi .. Çok güzel , keyifli bir haftasonu geçirdim herkes için de öyle olduğuna inanıyorum.. Bu grubu kuran etkinlikleri düzenleyen ve katılan bunu daha da eğlenceli kılan herkese çok teşekkürler .. Daha sonraki maceralarda görüşmek , hayatın hep böyle atraksiyonlu olması dileğiyle (:

Begüm Bilgiler